Obezite konusunda bir gazete haberini paylaşalı daha birkaç gün olmamıştı ki hafta sonu gazetede konuyla ilgili bir habere daha rastladım. Ki durumun vehameti ortada… Denk gelmeyenler için haberden bir alıntı hem de yazının içinde geçen …
Anında yazamıyor olmaktan ötürü o kadar çok söz, o kadar çok anı uçup gidiyor ki… Bazen “keşke” diyorum, şu eskiden yayınlana BBG evi filan gibi olsa da Z ile hayatımız bazı parçaları kamera kayıtlarından edinebilmek …
Çocuk sahibi olmanın yaptığınızın işi gücü etkilediği, ya da işe güve bakış açınızı değiştirdiği, iş güç konusuna tamamen çocuk odaklı balmaya başlamanıza sebep olduğu kesin.
Çocuk sahibi olduktan sonra çocuklarla ilgili ihtiyaçları daha net gözlemlediğiniz, kendi ihtiyaçlarınızı daha net oalrak bildiğiniz için olsa gerek birazcık girişimci ruha sahipseniz bu boşlukları doldurmak için harekete geçiyorsunuz.
Şöyle bir bakıyorum da ne zamandır blog tanıtmamışım… Tanıttıklarım da malum hem anne blogları ya da çocuk temalı bloglar… Kişisel blog tanıtmayı atlamışım uzun zamandır. Ki bu aralar yeni yeni takip ettiğim üç dört tane güzel blog var… Bir yerinden başlasam da tanıtsam derken; çok çok şahane bir yazıyla başlayabileceğimi gördüm…
Haziran ayında Radikal’de okuduğum bir haber aynen böyle diyordu: “Babayla Yaşamak Obez Yapıyor” Hatta üstüne de şunları diyordu…
En baştan uyarayım, yazıyı okurken fonda Sting’den “An Englishman in New York” çalıyor olması ısrarla tavsiye edilir. (Hatta aslında başlık olacaktı ama, hadi dedim, başlığı gereğinden fazla uzun tutma)
Evet, Babaolmak.com’da yeterli miktarda yazıyormuşum gibi başka …
Minik, minicik kuşum bir yaşını daha doldurdu bugün. Hızla büyümek istediği yaşların en basında… (Bilmiyor yıllar sonra da tam tersine heves edeceğini) Sadece bugün üç pasta kesti, dünküyle dört oldu, keyfine diyecek yok…
Baba ise tüm …
Z’nin ilk arkadaşlarından (ki üstelik online ortamda tanışmıştık kendileriyle) Toprak’ın artık gerçek bir kızkardeşi var: Melisa! Bizden biraz uzaktalar… Yeşil bir kart bulduklarından beri kendilerini göremiyor olsak da, Melisa’ya hoş geldin deme fısatını kaçırmıyoruz.
Sizin hiç babanız yandı mı? Hiç evladınız öldü mü? Siz kimi o otelden uzak tuttuğunuzun farkında mısınız? Oradan uzak tutamadıklarınızı adaletten uzak tutmayı pekâla biliyorsunuz.
Detaylarını sonra yazacak olmakla birlikte geçen hafta baba-kız tatildeydik. Bir akşam üstü 3-4 kişi bir vosvos içinde kumsaldan eve dönerken arkada oturan Z’den şöyle bir cümle duydum:
Aslında babalar günü için bir çok dosya fikrim vardı. Ve bu onlardan biri değildi. Bu sadece kendim için oluşturmayı planladığım bir derlemeydi. Aklıma gelen iki derlemeden kendim için olanıydı. Babaolmak.com’un dört yılı aşkın geçmişi içinde en hoşuma giden, en özel bulduğum yazıları derleyeyim demiştim.
Parents dergisinin Haziran 2011 sayısında “Babalık Depresyonu” konulu bir yazı ve konuyla ilgili farklı babaların görüşlerini bulabilirsiniz. O ki, söz konusu babalardan biri de benim. Yazının ve görüşlerin tamamını okumak için gidip dergiyi satın almanız …
Bu siteden şimdi haberim oldu. Bir arkadaşımın Gtalk’taki “status” mesajından hem de… Ki huyum değildir pek tıklamam, ama arkadaşımın da huyu değildir “halet-i ruhiye mesajlarına” pek link koymaz; öyle olunca dur bi tıklayayım bakayım dedim.






Büyük bir zevkle, kullanılan altyapı: