Tag: okul öncesi

Kipitap Yayınları’ndan Yeni Bir Kitap: Acemi Köpek Balığı GLUG

Şimdi; ister istemez son derece reklam kokan hareketlere şahit olacaksınız. Çünkü bu yazı advertorial bile değil, bariz reklam. He; yabancının mı? Değil. Bizzat kendi girişimimiz olan Çocuk Kitapçısı: kipitap.com’un son 1,5 yıldaki iç girişiminin tanıtımı. (Film içinde film gibi bahsettim; olabilir. Matruşkaya da benzetebilirdim… :)

Farkındasınızdır belki; içinde binlerce kitap barındıran Türkiye’nin ilk online çocuk kitapçısı kipitap.com bir süredir sadece bir online mağaza değil; kendi kitaplarını yayımlayan bir yayınevi. Hatta; yaz aylarından beri sitede sadece kendi kitaplarını satıyor. (Buna başka bir zaman değiniriz)

Bu yazıda da demek istediğim o ki; geçen sene çıkan iki kitap; “Broca Sokağı Hikayeleri 1 ve Broca Sokağı Hikayeleri 2’den sonra bugün üçüncü kitap matbaadan geldi: “Acemi Köpek Balığı Glug

Glug_KapakAdı üstünde, Glug bir balık, köpek balığı olmak isteyen bir balık. Kitap, gerçek bir hikayeye dayanıyor üstelik (ancak burada anlatmayacağım ki yüzyüze denk gelirsek bir gün konuşacak konu olsun)

Kitabın yazarı Deniz Tan, çizeri Didem Kotas, kitap yazılır yazılmaz çocuklar üzerinde test edildi. Çocuklar derken bizim Z.; kitap ilk yazıldığından beri üzerinde pek çok deneme yapıldı. Düşünün daha kitap kitap değilken; resimleri daha portakal ağacında vitaminken A4 dosya kağıtlarında okunmaya başladı hikaye ona. Kitap resimlenip baskıya hazırlanıp basılana kadar Z. okumayı öğrendi, basılan ilk prova baskıları kendi okudu. Öte yandan da ne mutlu ki bir kitabın nerdeyse tüm yapım sürecine şahitlik etti.

Çok uzatmayayım; okul öncesine yönelik resimli bir çocuk kitabı Acemi Köpek Balığı Glug. Arka kapağında şunlar yazılı bakınız:

“Küçük sarı balık Glug köpek balığı olmayı kafasına koymuş! Glug bir gün evinden çıkıyor, tehlikeli Derin Sular Mahallesi’ne gidiyor be macera başlıyor! Oradann oraya yüzüyor, birbirinden renkli bir sürü deniz canlısıyla tanışıyor, yeni yeni şeyler öğreniyor. Sonunda da… Kendisi için esas önemli olan şeyi fark ediyor!

Glug’la beraber masmavi denizlerin derin sularına atlamaya hazır mısın?”

Glug_Arka_KapakAcemi Köpek Balığı Glug, dediğim gibi matbaadan daha bugün geldi; kitapçılara henüz dağıtılmadı ancak Çocuk Kitapçısı: Kipitap.com’da satışa çıktı. Kipitap.com’da sipariş vermeniz halinde mesai günlerde aynı gün hızla kargoya veriliyor. Üstelik ilk satılan kopyalar imzalı…

Böyle… 24 x 24 boyutunda; 28 sayfa; rengarenkli… Açıkçası matbaadan ilk basılan kopyaları aldığımdan beri renkli şekerlere benzetiyorum kitapları. Deniz’in ve Didem’in çok özenli ve titiz çalışmasının sonucunda Glug bu kadar sevimli; hikaye bu kadar güzel. Yayınevi tanıdık, kitabı biz bastık diye değil; gerçekten pek sevimli olduğu için tüm samimiyetimle tavsiye ediyorum. (Alın abi şu kitaptan hem kendinize hem de eşe dosta; bak matbaa ödeme bekliyor…)

Ana Okulu Seçimi

Bu konuda; anaokulu seçimi konusunda yani çok tuzu kuru durumdayım. Öyle böyle değil. Büyük bir şans eseri (belki de şans demek yanlış olur bunun adına ya) tam okul seçmek, araştırmak evresinde çok güzel insanlarla tanışıverdik; çok hızla bir parçası olduğumuz bir oluşumla Türkiye’nin ilk veli inisiyatifi ana okulunu kurduk.

Bir gün bile gözümüz arkada kalmadı. Bir takım eksikler, amatörlükler olsa da gözümüz hiç arkada kalmadı; eğitim ile ilgili kısımları profesyonellere devretmiş olarak elimiz, gözümüz diğer tüm ihtiyaçların ve işlerin üzerinde oldu ve standartların çok üzerinde bir okulu ister istemez kendimizden çok vererek hayata geçirdik.
Continue reading

Okuldan Mektup Geldi

Aslında bu mektup kızımıza geldi. Bu hafta sonu yapılan ilk veli toplantısında elimize geçti. Zaten ona hitaben başlıyor sonrasında onunla ilgili bize bilgiler vermeye dönüyor. (Mektubu -biraz kişisel haklar ve gizlilik ilkeleri ihlali olsa da- burada yayımlayacağım. Hem dijital ortamda saklamak adına hem de bu mektubu heyecanla bekleyen teyze, amca, dede, anneanne, babanneler filan olduğunu bildiğimden)

Bir grup veli olarak kurduğumuz “Küçük Kara Balık Çocuk Evi – Veli İnisiyatifi Bir Montessori Okulu”nun ilk ayının tamamlanmasıyla ilk veli toplantısına gittik. (Ben maalesef şehir dışında olduğum için gidemedim) (Ve evet, okulumuzun adı da kesinleşti: Küçük Kara Balık)

Okul ve okula alışmakla ilgili başka yazılar yazacağım kısa zaman içinde; asıl konumuz olan mektuba dönelim:

Sevgili Z.

Bu mektubu sen henüz okuyamadığın için senin yerine anne-babana yazıyoruz. Senzaten okulda neler olup bittiğini kendin yaşıyorsun. Annenle baban da bunları çok merak ediyorlar. Bu nedenle izninle onlara seninle yaşadıklarımızın bazılarını anlatmak istiyoruz.

Biz seninle tanıştığımız için çok mutluyuz. Ama sen belki de seni evinden ayırdığımızı ve başka bir çok Zeynep’le birlikte olmak zorunda bıraktığımızı düşünerek hala bize kızgınsın. Ama biliyor musun bu nasıl olsa bir gün başına gelecekti.

Biz senin tüm ihtiyaçlarını giderebileceğin bir ortam hazırladık. Buradaki çalışmalar senin zihinsel ve bedensel gelişimini destekleyecek şekilde hazırlandı. Sen de zaten bunların bir kısmını severek kullanıyorsun.

Başlangıçta genel olarak tercihin mutfak ve spor alanıydı ama giderek başka çalışmalara da ilgi duymaya başlaman bizleri sevindiriyor.

Grup oyunları ve fröbel malzemeleri ya da yapı bloklarıyla çok uzun zaman oyunlar kurabiliyorsun. Bunların hepsi bizleri mutlu ediyor. Şimdi de anne-babana dönelim, onlara seninle ilgili neler gözlemledik, neler planladık anlatalım.

Z.’nin Sevgili Anne ve Babası,

Z.ile yaptığımız tekli ve küçük grup çalışmalarında ve sonrasındaki çalışmalarımızda onun ifade ve anlamada dil gelişiminin çok iyi bir düzeyde olduğunu gördük. Ayrıca renkler ve kavramlar konusunda da çok gelişmiş durumda. Kalem tutmayı gerektiren ince motor gelişimi, parmak kasları ve el bileği hareketliliği yaşı gereği tam oturmuş durumda değil. Boyama ve karalamada oldukça iyi. Bu nedenle bunları geliştirecek çalışmalar yapıyoruz. Rakamları 3’e kadar doğru tanıyor ama daha ileri kadar sayabiliyor. Kavramlar ve renkleri biliyor.

Z’nin çalışma süresi oldukça değişken. Ancak kendi seçtiği materyallerle tekrar yapmaktan hoşlanıyor. Bunlarda yapı blokları ya da kısmen kaşıklama çalışmaları. Yaptığı işe odaklanması da buna göre oluyor. Açık havayı ve bitkilerle ilgilenmeyi seviyor ama onları korumayı henüz içselleştirmemiş. Görsel algılaması ve ve belleği oldukça iyi.
Arkadaşlarını kendisi belirliyor, girdiği gruplarda diğerlerine fark ettirmeden liderliği üstleniyor. Başkalarına zarar vermek dışında hiçbir şeyi yapması engellenmediği halde birazcık gizli işler yapmayı seviyor.

Kasım ayı içerisinde Z’yle Günlük Yaşam Becerileri alıştırmalarından; kaşıklama ve dökme çalışmaları, mendil katlama, el yıkama, masa yüzeyi süpürme, sessizlik oyunu, çizgi üzerinde yürüme çalışmaları, Duyu maeryallerinden; silindir blokları, renk tabletleriye tonlama, dokunma tabletleriyle işleme, geometri çekmeceleri ile yüzeylerin adlandırıması çalışmaları planlandı.

Bu çalışmaları Z’ye teklif edeceğiz ama onu zorlamayacağız. O istediği zaman bunları da yaşamına yerleştirerek duyularını hassaslaştıracak ve biz onun öğrenmeye karşı ilgisini, sevgisini destekleyeceğiz.

Sevgilerimizle,
Emel Çakıroğlu Wilbrandt – Montessori Öğretmeni
7 Kasım 2010

Çocuk kitaplarında çocuklar tek tip

(Umay Aktaş Salman, Radikal, 27 Şubat 2010)

Okulöncesine yönelik çocuk kitaplarında boşanmış ailelere, çalışan annelere, engelli kahramanlara yer yok. Erkek kahramanlar yaratıcı ve girişken, kızlar ise evde kek yapıyor

Bilgi ve Bahçeşehir Üniversitesi’nden iki akademisyen okulöncesi çocuk kitaplarını masaya yatırdı. Sonuçlar çarpıcı; kitaplarda engelli, farklı etnik gruplardan çocuklara yer yok, çocukların hepsi çekirdek ailelerde yaşıyor. Sünnet erkekliğe geçiş töreni, sünettsiz olan pis. ‘Meraklı’, ‘yaratıcı’ erkek çocuklar dışarıda oynayıp, babalarıyla bir şeyler inşa ediyor, ‘sevgi dolu’ kızlar evde kek yapıyor!

Çocuklarına okudukları kitaplarda tek tip çocuk profili yaratıldığını fark eden  Bahçeşehir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hande Eslen Ziya ve İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. Itır Erhat, kolları sıvadı. Çeşitli yayınevlerinden son beş yılda yayımlanmış 56 okulöncesi kitabını hijyen, sevgi, çevre, sosyal roller, karakter ve tutum başlıkları altında taradılar.  ‘Dengeli, Ölçülü, Yetinen ve Tek Tip Türk Çocuğu: Okul Öncesi Çocuk Kitaplarında Kimlik Oluşumu’ başlıklı çalışmada sonuçlar çarpıcı:

* Hikâyelerde aşırıya kaçan her şey; fazla terlemek, fazla yemek, oynamak, fazla dinlenmek bir şekilde cezalandırılıp önemli bir ders ile sonuçlandırılıyor.

* Çocuklara temiz olmaları aşılanırken, bir yandan da temizlikte de aşırı olmamaları ve haftada iki kez duş almanın yeterli olacağı vurgulanıyor.

* Kültürel açıdan duyarlı, çok kültürlü, farklı etnik gruplardan çocukların yer aldığı kitaplara rastlanmıyor.

* Kitaplardaki çocukların hiçbiri engelli değil. Hepsi çekirdek tipi ailelerde yaşıyor; yalnızca bir kitapta annesi ve babası boşanmış bir çocuk var. Eşcinsel ya da yalnız ebeveynler ise yer almıyor.

* ‘Meraklı’ , ‘ yaratıcı’ erkek çocukları dışarıda oynayıp, babalarıyla bir şeyler inşa ederlerken ‘sevgi dolu’  kız çocuklarının evde anneleri ile kek yapıyor.

* Erkek çocuklara ‘cesur’, ‘kahraman’, ‘aslan’, ‘usta’  sıfatları yakıştırılırken kız çocukları ‘canikom’ , ‘ mercan balığım’, ‘kınalı kuzum’, ‘ prensesim’  diye seviliyor.

* Kitaplarda  annelerin büyük çoğunluğu ev kadını; eve ekmek getiren baba.

* Sünnet bir erkekliğe geçiş töreni olarak sunulurken, sünnetsiz erkeklerin pis ve sağlıksız olduğu, hatta ‘ gerçek erkek’  olmadıkları ima ediliyor. Kız çocukları için ise böyle bir ‘geçiş töreni’ne rastlanmıyor.

* Çevre koruma kavramı ağaç dikmekten, çöpleri toplamaktan, çiçekleri sulamaktan öteye gitmiyor.
Yrd. Doç. Dr. Ziya’ya göre kitaplarda farklılıklara yer yok: “Gözlüklü çocuk bile yok. Farklı isimlere, etnik gruplara rastlamıyorsunuz. Boşanan aile ilgili bir kitap var. Orada da ana karaterin değil onun arkadaşının ailesi boşanıyor. Genelde kitapların sonunda ders veriliyor. Çocuk utanıyor, hatasını anlıyor.”
Yrd. Doç. Dr. Erhat ise “Hoşgörünün ve farklılıklara saygının küçük yaşlarda öğretilmesinin önemi düşünüldüğünde kitaplarda yaygın olan tek tip çocuk yetiştirme politikası endişe verici” diyor.

Babadan son söz: Çocuk Kitapçısı: Kipitap.com ve çocuk kitaplarına olan ilgim sebebiyle gazete hemen dikkatimi çeken bir haber oldu bu, o yüzden de bir parçasını değil tamamını alıp burada yayımladım. Tespitler oldukça yerinde, hoş, çağdaş çocuk kitaplarında biraz daha kırılmaya başladığını düşünüyorum sözü edilen durumun ama elbette ki daha çok başında olan bir değişim bu. Yeni nesil genç çocuk kitabı yazarlarının artmasıyla bu endişe verici durumun da ortadan kalkacağını umuyorum.

© 2019 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑