Çocuklarda Kulak Ağrısı (ile Uyanmak)

Bu sabah 07:15 sularında Z’nin ağlamasıyla uyandım. Zaten kalkış saatimize çok yaklaştığımızdan bir miktar uyanmıştım… Z’nin de aşağı yukarı bir santim ötemde uyuduğu düşünülürse uyanıp ağlamasıyla ya da ağlayıp uyanmasıyla ya da ağrıyla uyanmasıyla benim uyanmam da aşağı yukarı aynı ana denk geldi.

(Her zaman birlikte uyumuyoruz ama bu aralar sabah karşı kedisi tarafından hunharca uyandırıldığında soluğu benim yanımda alıyor Z. En nihayetinde ben, kedinin onla oynamaya çalışmasını engelleyip ona daha rahat bir uyku sağlıyorum… Bu başka bir yazının konusu)

Uzatmayayım, sabahın köründe kulak ağrısıyla uyanan Z. gerçekten çok mutsuzdu ve daha da fenası ben, bu durumla ilk kez karşılaşıyordum. Bir süre sakinleştirmeye çalıştıktan sonra çok yol alamadığımızı fark etmek güç olmadı. Bir yandan onu sakinleştirip yatakta oyalamaya çalışırken öte yandan da telefonla internetten “çocuklarda kulak ağrısı” sorguluyordum. Ağız birliği de vardı sonuçlarda: “Ortakulak İltihabı”

Ne yapmak konusuna gelecek olursak “kulak damlası” o yoksa burun damlası da aynı işi görür önerisi beni ciddi ciddi düşündürdü. Evde her ikisi de yoktu ki kendimde öyle kulaktan dolma ilaç kullanıyor olsam da zaman zaman yavruda böyle bir şey yapan bir kişi değilim.

Bu sırada Z, kitap okumamı istediğinden kitap okumaya başladım. Bu bir yandan da bir plan yapmak için sakince düşünme fırsatı yarattı bana. Ki internette okuduklarımı destekler şekilde çok büyük çapta bir huysuzluk ve mızmızlıkla karşı karşıyaydım. Öyle ki doktora gitme fikri o kadar büyük bir yaygarayla karşılandı ki bir ara umutsuzluğa kapılmadım değil. (Z. hem kendi doktoru Alev Hanım’ı hem de KBB doktorumuz Hakan Bey’i sever ve bir doktor korkusu da yoktur)

Bu arada annesine attığım ve “Houston, we have a problem” konulu mesaja da yanıt gelmeyince kitap okumaya biraz daha devam ettik. (Bir yandan da aklımdan büyük bir hızla bugünün toplantıları, Z’nin servis saati, evde temizlik olacağı vb vb geçiyordu) Bir süre sonra ağrı dalgalar halinde yeniden rahatsızlık verdikçe Z. “annemi istiyorum” konulu ağlama ve mızmızlığını farklı çarpanlarla artırarak yoğunlaştırdı.

Böylesi durumları mümkün mertebe tek başımıza geçirmeyi tercih ediyor olsam da durumun ciddiyeti göz önünde olduğundan (ve bu durumda iki başımıza arabayla doktora gitmemiz gerçekten zor olacağından) Z’nin annesiyle konuştuk. Zaten fondaki ağlama ve mızıltıdan durumun ciddiyetini anladığından önce kulağa ılık bir bez ya da benzeri şeyin rahatlatacağını söylese de bir kısa süre sonra yanımıza varmıştı annesi de… (Başlangıçta bir saatlik bir toplantısı olduğundan bahsedip Z’den izin almayı -safça- denese de aldığı yanıt netti: “iptal et”)

Bir süre sonra hep birlikte biraz konuyu dağıtmanın da etkisiyle Z, hastaneye gitmeye ikna oldu. Doktora görünmeyecek ama bizle gelecekti. Annesi doktorla konuşurken biz de onu bekleyecektik. Kadıköy Şifa’da doktorumuzun erken saatlerde vakti olmasa da durumun aciliyetinden ve doktorumuzun 9’da ameliyata gireceğini de öğrendğimizden öncesinde yakalamak üzere fırladık.

Yakalayamadık. Vakitlice gitmiş olsak da doktor direkt ameliyata girmişti. Çıkışı 10:00 olarak öğrendiğimizden yaklaşık bir saat kafeteryada vakit geçirdik. Ki bu sürede de Z, muayene olmak istemediğinden, muyane sonunda doktorun vereceği lolipoplardan da istemediğinden çünkü onların dişlere çok zararlı olduğundan dem vurdu durdu. Ki ağrısı da o sırada dindiğinden bahanesinin sağlamlığıyla da ele geçirdiği iPad’de resim yapıp durdu. (Gelirken arabaya da iPad şartıyla bindi maalesef – Normalde haftasonları sadece 1 saat izni olan iPad ve indirdiğimiz çocuklara yönelik ipad aplikasyonları da ayrı bir yazının konusu)

Vakit geldiğinde artık çok neşeliydi Z ve bir ara iyileştiğini ve doktora görünmesine gerek kalmadığı söylemini bile denedi. Doktorumuz Hakan Yenice’nin yanına grdiğimizde ise son derece uysaldı. Zaten sonrası inanılmaz bir hız ve beceriyle tamamlandı.

Annesinin kucağında muayene koltuğuna oturdu. Doktoru, saniyeler içinde kulağına, burnuna, ağzına ucunda kamera olan tüpleri sokmuş hem kendisine hem de bize karşısındaki ekranda gördüklerini anlatıyordu. (Abartmıyorum, gerçekten de sadece bir kaç saniye içinde halloldu bu en zor ve yorucu olan kısım ve Z’nin her zamanki gibi gıkı çıkmadı)

Hepimizin gördüğü, ortakulakta iltihap ve yanı sıra küçük bir baloncuktu. Doltorumuz sonra bunu bilgisayarda bir iki resimle daha detaylı da açıkladı. özel bir tür ortakulak iltihabıymış. Kulak zasrının soğana benzemeye başlayan katmanları arasında hava kabarcıkları oluşurmuş ve ağrı (hem de çok ağrı yaparmış) Nadiren de olsa bu baloncukların patladığı ve kulaktan hafifi bir akıntı geldiği olurmuş. Panik yapmamak ancak doktora haber etmek gerekirmiş çünkü patlama durumunda devreye farklı bir ilaç girecekmiş.

Bu durumda ise çok endişelenecek bir şey yok ama hızla antibiyotik tedavisi… Ağrı çok olur ve sen ben inliyor olurduk bu durumda, Z’nin şu anda gık çıkarmadan gülüp oynuyor oluşu çok şaşırtıcı dedi. (Acı ve ağrı eşiği biraz yüksek sanırım kendsinin) Yanı sıra burunda bir süredir devam eden hafif bir nezle de gözden kaçmadı.

Sonuç; antibiyotik olarak bu ve benzeri durumlarda çok etkili olan AugmentinBİD, 12 saatte bir 5cc bir ölçek. en az 7 gün hatta 10 gün. Sudafed, günde üç defa, sabah öğle akşam, 5 gün. Otrivine Pediatrik 3 gün sabah öğle akşam kullanılacak, yanı sıra tüm bu süre boyunca okyanus suyu günde çeşitli kereler buruna püskürtülecek. Özellikle ilk birkaç gün ağrı olması durumunda da İbufen şurup…

İki gün okul yok. Burundaki nezleli durum çok hafifçe bulaşıcı olabilse de asıl sebep aslında ortakulak iltihabının çok ağrılı olması ve okulda bu ciddiyetle bir ağrıyla başetmenin zor olabileceği. (Bu arada hastaneden çıkınca da Z, “ben okula gideceğim” dedi. Çok tutturmadı neyse ki)

Sonuç, ağrı geceyarısı değil de sabah kalkma saatinde kendini gösterdiğinden kısmen kolay atlatılmış bir ilk an; doktorun yanından güle oynaya, şakalaşarak ve lolipopunu yalayarak ayrılan, gün ortasında ateşlenen ve evde olduğundan kendi kendine gidip uyuyan bir yavru. Bugünü evde geçiren bir anne ve yarını evde geçirecek olan bir baba…

Dudağı aşağı sarkıtarak ağlayan bir kızın hali çok iç burkucu, hele de kendi kızın olup da o anda elinden bir şey gelemiyor oluşu çok iç acıtan bir durum olsa da kısa süre içinde hallolan ve çözümlenen bir hastalık. Muhtemelen ilaçların etkisiyle bir iki gün içinde etkili bir rahatlamaya ulaşılacak.

Bu yazıyı benzer bir durumda okuyanlara temiz bir geçmiş olsun ve kolay gelsin diyeyip son olarak hatırlatayım: Bu yazıya güvenip de ilaç almak ya da kullanmak kesinlikle önerilmez her çocuk ve her vaka ayrı ayrı ele almayı ve muyeneyi gerektirir. Ben demiş olayım… ;)

0 Comments

  1. otit bizim de klasik kış hastalığımız. geçenlerde benzer bir yazı yazmıştım. sebepleri ve doğal tedavileri konusunda http://hulyanintunasi.blogspot.com/2012/09/otitin
    o ilk 2 gun ateşli ve agrılı donemde sakız çiğnemek çok işe yarıyor. umarım bir daha otit olmaz ama olursa da aklında bulunsun. geçmiş olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2019 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑