Month: Mayıs 2007 (page 5 of 6)

Büyük Lokmayla Uçmanın Zorluğu Ya Da Kısaca İlk Anneler Günü

Efenim, sonunda keşfedildim… Ünüm, babaolmak.com sınırlarının dışına taştı… :) Aile.org sitesinden “yazı yazma” teklifi alınca, bir süre düşünüyor gibi yapsam da (yok canım) düşünmeden kabul ettim. Aile.org’da yazı yazan nerdeyse herkesin (doktor abiler hariç) anne olması, aralarında hiç baba olmaması enteresandı. Ne yapalım, babaları bir şekilde temsil etmek gerekiyordu, benim kaday yeni bir babaya mı düşer bu misyon bilmiyorum ama, vazife herşeyden önce gelir deyip kolları sıvadım. (Duyan da o an yemeden içmeden kesilip yazı yazmaya başladığımı sanır)

Uzatmaya gerek yok; ilk yazımın başlığı yukarıda zateb, yazı da aşağıdaki gibi başlıyor. Tamamını okuma isterseniz de tıklayıp Aile.org‘a gideceksiniz. (Siteyi gezerken gözünüz korkmasın, tasarım çok yakında yenilenmiş olacak, düzenli olarak ziyaret etmeye devam edin ;) )

Ne enteresan şey yazmak. Bazen durup dururken yazmaya başlayıp sayfalarca yazarken bazen tek satır yazamamak… Aslında altı üstü bir anneler günü yazısı yazacaktım. Aile.org.tr’nin yenilenişi, üstelik anneler gününde yenilenişiyle başlayıp, taze bir babanın gözünden “baba olmak” konusunda yazacağım yazıların ilki olacaktı bu… (Halen de öyle…) Ama verilmiş belli bir tarihe yazı yetiştirmek, “aklına estiğinde yazan” biri için ne büyük kabus bir kere daha yaşadım. (Yaşamaktayım)

Baba olmak. Son 7,5 aydır üzerinde en sık düşündüğüm en gözde konum. 7,5 aydır babayım ben. Kızımla tanışmamıza neredeyse iki ay var. (Babası gibi acelecilik varsa genlerinde, birkaç gün içinde doğmuş olacak, yoksa yaklaşık iki ay daha sabretmemiz gerekecek) Heyecanımızın gittikçe arttığı bu iki aydan sonra başlayacak aslında “baba olmak” Çevremizden kimi insanlar için o zaman göreceğiz hanyayı konyayı… Ve göreceğimiz şey her ne olursa olsun heyecanla bekliyoruz…

Yazının devamı için lütfen tıklayın… 

Amcamız Bebek Arabası Aldı

Uzun zamandır üzerinde kafa patlattığımız puset & ana kucağı konusunu sonunda çözümledik. Kızımızın amcası alışveriş listemizdeki “bebek arabası” satırının karşısına bir emrivakiyle yazılmıştı. Bu hafta sonu yaptığımız e-bebek ziyareti esnasında aldığımız keyifli hizmetin sonucunda bebek arabası konusunu çözümledik. Çözümlediğimiz gibi iki ayrı konuda (yine) büyük konuşmamak gerektiğini gördük. (Tükürdüğümüzü yine yaladık, yine yaladık)

Herşey cumartesi öğlen gaza gelip e-bebek‘in yeni mağazası açılmış hadi gidelim dememizle başladı. Gitmişken arabalara da bakarız dedik. Baktık. Bakınız tekrardan babalar gibi reklam yapayım e-bebek’in en alt katındaki satış görevlisi şükrü Bey her sorumuzu son derece detaylı şekilde, objektifliği su götürmez şekilde yanıtladı. (Hastası olduk) Bir anda Süper Bebek’teki Yücel Bey’in pabucu dama atıldı. E-Bebek’te detaylı bilgilendirmeyle Chicco Ct.01 mi? Maxi Cosi- Taxi Citi mi ikilemimiz yok oldu. Fiyat olarak neredeyse aynı olup Ct.01’in bzim durumumuz için daha uygun olacağı objektif bir şekilde ortadaydı. (Sadece bu konuda ayrıca blog açacak kadar bilgimiz var artık, o yüzden detaya girmesem iyi olur…) Çok basitçe bir iki başlık sıralamak gerekirse:
– Sırtın tam yatması
– Bagaja sığabilmesi
– Annenin tek başına taşıyabilmesi, söküp takabilmesi
– Katlanırken kılıfının çıkabilmesi, çıkamaması
– Ana kucağını kılıfın üzerinden kullanabilmek, kullanamamak
– Vb. Vb.

Sonuç itibariyle bir gece üzerine uyuyup; (üstelik de şile Karyat‘da kamp yapıp, Turuncu ile sezonu açtığımız keyifli – ama soğuk- bir gecenin ardından) Chicco Ct.01i puset ve ana kucağı ile ikili olarak almaya karar verdik. Ve evet; indirim ve fırsatlardan ötürü fiyatı ister istemez daha uyguna geldiğinden Süper bebek’ten alacağız kesin dememize rağmen; babalar gibi E-bebek’ten almaya karar verdik. (Bu biiiiir)

Gittiğimizde ise; yine kampanyasal gaza gelmelerden ötürü (ellerinde az sayıda ürün kalması, istediğimiz renklerden ikili set kalmamış olması gibi etkenler de var – utanarak söylüyorum)Tüm büyük konuşmalarımıza; “Port Bebe ne gereksiz bir şey, hayatta almayız, ne gerek var” dememize rağmen, puset; ana kucağı ve port bebe olarak üçlü set alıp çıktık. (Bu da ikiiiiiii) Açıkçası fiyat hiç değişmedi nerdeyse. Ancak eve gelip de arabayı ve tüm parçaları boşaltınca Deniz’le birbirimize bakıp kalakaldık. Tüm parçaları ortaya yayınca tüm salonumuz doldu. İki ay boyunca bir şekilde bir kenarlara kaldırdık tüm malzemeleri ancak gördük ki; bebek arabası denen mevzuu oldukça kalabalık bir mevzu… Dikkatli olmak lazım. (Paketin içinden yağmurluk çıkmadığından Deniz tüm gün E-bebek’i telefonla taciz etti; sabrının taşma noktasında ise yağmurluğun, pusetin döşemelerinden birinin içindeki fermuarlı cepte saklı olduğunu öğrendik. (akşam eve gidince göreceğiz artık)

İki ay evde bebek arabası kurup sökme; en hızlı katlama, kaldırma; en güenli sürüş teknikleri konusunda uzmanlaşmayı düşünüyoruz, bekleriz. (Evinde çok uzun koridoru olanlar haber versin; deplasmana da geliriz.)

Erik

D: Çıkmamışsın hala
Ö: Birazdan çıkacağım, bir iki güncelleme yaptım sitede…
D: Tam çıkarken haber ver.
Ö: Çıkıyorum, bir şey lazım mı?
D: Yok. Ama erik al eğer canın isterse. Ben evdekilerin hepsini bitirdim.
Ö: Öğlen aldığım eriklerin hepsini yemiş olamazsın. 1.2 kiloydu.
D: 200 gr belki duruyordur. Ama belki de daha azdır….

Bilgisayarımı kapatıp ofisten çıkmadan önceki son yazışma böyle olunca yazmadan edemedim. Bu vesileyle 7,5 aylık hamilelik süresi boyunca hiçbir şey aşermeyen Deniz’in erik manavlarda boy göstermeye başlar başlamaz (aşerme demek doğru olmaz) erikle yatıp kalkmaya başlamasının belgesidir.

Pazar günü de İzmit – İstanbul yolculuğumuzu kucağında bir torba erikle yaptığını belirtmekte fayda var. (Bu yazıyı okuyup da canı erik isteyen anne ve baba adaylarından özür dilerim, bu aralar artık he manavda bulunabiliyor, bulamazsanız bana ulaşın, erikler benden) ;)

31.Hafta

31.Haftanın ortasındayız… İşte son durum:
– Tahminen 39 cm ve 1.7 kilo bir yaratığımız var anne karnında…
– Son haftalarda gittikçe artan hareketlilik ve tekmeler artık azalmaya başlayacak. (Gerçekten de öyle) Sebebi, bebeğin büyümesine bağlı alan darlığı. Daha çok sürtünme şeklinde olacak sanıyorum hareketlilik.
– şimdiye kadar çok keyifli gelen tekmeler artık can yakmaya, anneyi zorlamaya başlayacak.
– Bebeğin ana orhabları arasında gelişimini tamamlamamış tek organ artık akciğerler.
– Kemikler gittikçe sertleşiyor dolayısıyla velede (ve anneye) bol kalsiyum gerekli.
– Bu haftalarda annelerin memesinden colostrum adı verilen pre-milk yani süt öncesi bir sıvı gelmeye başlayabilirmiş. Herkeste görülen bir şey değilmiş.
– Bu aralar en önemli gelişim beyinde.
– Üriner sistem çakışır halde. Veletler günde yaklaşık yarım litre çiş yapmaya başlamışlar bile iyi mi. (Bu aralar amniyotik sıvıdan yuttukları düşünülürse gayet normal…) (Amniyotik sıvının yutulma sonusu eksilmesi gibi bir durum yok; vücut yeniliyor sürekli sıvıyı…)
– Büyüyen bebek rahimde ve göğüste sıkışmalara sebep olabilirmiş. (Oluyor da zaten; Deniz’de ara ara nefes darlığı baş göstermeye başladı)

Neymiş? Bol süt, bol yoğurt… ;)

Doğum Videoları (Birth Videos / Delivery Videos)

Bu aralar “Nasıl bir doğum?” sorusu gündemimizin ana maddesi olma yolunda ilerliyor. Bu konuda internette bulunabilecek binlerce kaynak, yüzbinlerce sayfa yazı var. (Bir ara burada da yayınlamaya kalkacak oldum, altından kalkamadım, inşallah yakın zamanda düzenli bir halde toparlayabilirsem her iki yöntemle de ilgili en faydalı bulduğum linkleri koyacağım buraya)

Kaynak bilgiden önce geçenlerde birdenbire “You Tube’da doğum videoları kesin vardır!” gibi bir aydınlanma yaşamamın ardından bulduğum bazı videoları paylaşmak istedim. Öncelikle uyarı kısmı: Görüntüler, herkesin kaldırabileceği türden değil. Her ne kadar son derece “normal” bir süreç olsa da bir çok insanın rahatsız olabileceği gerçeklikteler. Anne adayları için düşüncem; gerçekten hazır olmadan seyretmeye çok hevesli olmayın. (Düşününce aslında, annelerin yaşadıkları / yaşayacakları bir süreç olsa da aslında seyretme imkanları olan bir şey değil…) Asıl uyarım da baba adaylarına… Bu videoların en önemli işlevi, sanırım; doğuma girmeye hevesli ve isteki baba adaylarına, neyle karşılaşacaklarını, neye hazır olmaları gerektiğine dair bir ön gösterim şansı vermesi. (Açıkçası görünceye kadar hayal edemiyormuş insan, bunu anladım) Kişisel fikrimi soracak olursanız bu videolar beni doğuma girme fikrinden uzaklaştırdı mı? Hayır!

Uzatmaya gerek yok. Ben uyarılarımı yaptım; aşağıda linklerini bulacağınız videolar “mucize”nin videoları… (Videolara açıklama yazmadım. Tahminim, bir seferde olmasa da heyecanlı bir baba adayının hepsini izleyeceği; özel bir sırası yok, sonlarda sezaryen videosu var iki tane. Normal doğum videoları arasında hepsi birbirinden farklı aslında, doktorlar, yöntemler, milletler, konuşulan diller, hatta bir tane tersten gelen velet de var; ortak olan tek şey: Mucize kısmı… )

Video 1
Video 2
Video 3
Video 4
Video 5
Video 6
Video 7
Video 8
Video 9
Video 10 (Tersten)
Video 11 (Sezaryen)
Video 12
Bunlar bana yetmez diyorsanız, You Tube’dan çok daha fazlasını bulabilirsiniz. Önereceğim anahtar kelimeler: Normal Delivery, Normal Birth, C-Section Delivery, Cesarean Delivery, Home Birth, Home Delivery, Parto Normal, Nascimento Parto Normal

Older posts Newer posts

© 2026 Baba Olmak

Theme by Anders Noren — Up ↑