Month: Mayıs 2007 (page 6 of 6)

Mozart Vs. Yann Tiersen

headphonesSalı günü sonunda kızımıza müzik dinlettik. (Bak. şekil 1A) birçok klasik müzik eserinin bebekler için düzenlenmiş versiyonlarından oluşan IQ Çocuk Albümünü hediye etmişti Mehdiye Teyze’miz… Biz de ilk olarak onunla başlayalım dedik. (Metallica Lullabies ile giriş yapmak fazla sert oılabilirdi ne de olsa) 3-4 Parça sonra gördük ki genelde son derece hareketli olan kızımız pek tınmadı. (Açıkçası parçalar ister istemez fazlaca ninni havasında. Benim tahminim kızcağzın içerde uyuyakaldığı)

Ardından Deniz’in favorilerinden, Yann Tiersen’den Amelie’nin film müziklerine geçince hareketlilik arttı. İyimser tahminim çok beğendiği ve içerde dans ettiği. İkinci tahminimse “Ne güzel uyuyorduk, bu gürültü de nerden çıktı?” serzenişiyle gelen tekmeler…

Önümüzdeki günlerde başka türler ve yeni parçalarla denemelere devam edeceğiz bakalım…

Kızımızın Mobilyaları

En başta çok rahattık. (Bir o kadar da havalı) Bebek odası konusunda acele etmeyeceğiz, zaten ilk aylarda park-yatak’ta yatacak. O sırada arka odamızı çocuk odası haline getiririz, zaten ilk aylarda bebek de çevresinin farkına hemen varmıyor. Anneler babalar aslında bebek odasını bebek için değil kendi egoları için alıyorlar filan diyorduk…

Yaklaşık bir ay önce MODOKO’ya gidip çocuk / bebek odaları mobilyaları konusunda uzmanlaşmış onlarca mağaza olduğunu görünce şaşırıp kalmıştık. Kuyruğu kıstırmamız da çok uzun sürmedi zaten. 4-5 Mağaza gezdiğimizde bebek odalarıyla ilgili oldukça çok şey öğrenmiştik. Kaç parçadan oluşurlar, yaklaşık fiyat aralığı nedir; mobilya dışında neler alınmalıdır, mobilya ne kadar öncedensipariş verilmeli, ne kadar süre havalandırılmalıdır gibi belli konu başlıklarında genel kültür edindik.

Bu tip alışveriş konularında satıcıdan alınan elektiriğe inanan bir çift olarak ilk gün tanıştığımız Vanilya Bebe‘de aslında ilk gün karar kılmıştık. Üzerinden bir ay geçmiş olsa d bugün gidip ilk gün gördüğümüz mobilyaların siparişini verdik. (O ilk günden beri de başka mağaza gezdiğimiz de sanılmasın, sadece rahat davranmaya devam ettik) İlk günkü keşif gezimiz esnasında tüm mağazaların tasarımının birbirine çok benzediğini fiyatların da öyle birbirinden çok farklı olmadığını görmüştük.

Sonuç itibariyle orta halli bir bebek odasının: Yatak (uzayabilir), dolap, şifonyer, raflar, oyuncak dolabı, duvar bordürleri, lamba, perde, halı, yatak içi tekstil takımı, isim tabelası gibi parçalardan oluştuğunu öğrendik. Böyle bir eksiksiz takım yapmak sanıyorum yaklaşık 3500 – 4500 YTL arasına çıkacaktır. Ne kadar abartmış olsak da o kadar abartmadık biz şimdilik. Uzayabilir yatak ve gardrop’un işimizi göreceğini, odamız ölçülerine daha fazlasının da fazla geleceğine karar verip sadece bu kadarının siparişini verdik. Üretim için verilen süre 45-50 gün. Bu da haziran 3. hafta teslim demek. Ardından MDF kokusunun çıkması için 3-4 hafta kadar odanın havalanması gerekecek. Odayla ilgili diğer eksikleri de zaman içinde tamamlarız dedik. Konuya çok uzak olanlar için bilgi vermek gerekirse uzayabilir yataktan bahsedeyim. Bebek yataklarında başlangıçta çok uzun yere ihtiyaç yok malum. (Bebek 1,5 metre civarında doğmadıysa tabi) Dolayısıyla 1.90m civarında yataığın üzerinde  komodin de oluyor. Komodin aynı zamanda alt değiştirme tesisi olarak da kullanılabiliyor. Velet 4 yaşlarına geldiğinde komodin kısmı yataktan ayrılıp gerçek kimliğine kavuşup komodin olarak hizmet vermeye başladığında çocuğunuzun (artık kendisi çocuk sınıfına giriyor tabii ki) da kocaman bir yatağı oluyor. Bu süper fonksiyonel yatakların altı da çekmece, yüklük veya “arkadaş yatağı” olarak değerlendiriliyor. Kızımızın odası şimdiye kadar aynı zamanda misafir odası olarak hizmet verdiğinden biz “arkadaş yatağı”ndan yana kullandık tercihimizi. şimdilik “arkadaş yatağı” yerine “anneanne / babaanne yatağı” olarak adlandırıyoruz.

Neyse, reklam yapmak gibi olmasın (veya olsun) Vanilya Bebe‘deki güleryüzden, sabırdan, ilgiden, alakadan, çeşitlilikten ve içtenlikten son derece memnun kalmış olarak, ilgililenenlere tavsiye ederiz. Tuna Hanım’a selamımızı söyleyin… ;) (Bu arada Vanilya bebe’nin bir diğer hizmetinin çocuk odası duvarlarına resim yapmak olsuğunu internet sitesinden öğrendim, enteresan bir hizmet…)

Hıçkırık (Ya da 30.haftanın ortası)

Dün ve bugünün olayı “hıçkırık”; kızımızı iki gündür hıçkırıklar tutuyor… İlk dün gece fark etti… Normal hareketliliğinin yanı sıra baktık çok periyodik bir hareket var, biraz dikkat edince hıçkırık tuttuğunu fark ettik. Elim Deniz’in karnındayken baktım göbek çok düzenşi olarak eşit aralıklarla zıplıyor… Kızımızın ilk hıçkırıkları bunlar. Gebelik takvimlerinde 29. haftadan itibaren hıçkırık tutmasının normal olduğu bilgisi var: “Hıçkırık solunum kası olan diyaframın uyarılması sonucu ortaya çıkan bir reflekstir” Demek ki neymiş, kızımızın diyaframı ve solunum organları gelişmekteymiş.

Hıçkırık meselesini araştırırken hareketliliği azalan veya azaldığı düşünülen veletlerin harektliliğinin kontollüne yarayan “Ona Kadar Sayma Yöntemi” ( Count to ten method) dan haberim oldu. Bizim şimdilik pek ihtiyacımız yok; sağolsun kendisi son derece hareketli. Ancak hareketliliği az oldu düşünülen veletçiklerle ilgili söz konusu yöntem denenilebilir. (Yöntemin sonucu ne olursa olsun doktorunuza danışmadan panik olmayın elbette)

şaka maka 30. haftayı ortalamış durumdayız. (4. 5. haftalar daha dün gibi; o zaman nasıl geçeçek bu haftalar diyorduk; şimdi son 9 haftadayız nerdeyse, demek ki bu iş böyle oluyor, bir bakıyorsun doğmuş, dişleri çıkmış, yürümüş, okula başlamış, evlenmiş… – O kadar da değil di mi… ) (Sorun bakalım ananıza babanıza böyle oluyor muymuş olmuyor muymuş… )

Son haftalardaki gelişmeleri özetleyerek bu yazıyı bitireyim:
– 29. hafta itibariyle kızımızın kafaı ve vücudu arasında oran normalle yaklaşmış. (Normalde, başlangıçta biraz koca kafa oluyor kendileri)
– Demin dediğim gibi hıçkırmalar başladı
– Annelerin karnında kaşıntılar filan olması normal
– Annemiz artık oldukça çabuk yoruluyor, nefessiz kalıyor… (Kişisel tecrübeme dayanarak söyleyebilirim ki bu haftaya kadar hiç olmadığı kadar hızlı büyüyor karın. İki günde bile ciddi fark ediyor. Sanırım daha sık fotograf koymam lazım)
– 30. Hafta itibariyle bebeğimizin vücudunu kaplayan tüyle (lanıgo) azalmaya başlamış
– Kan hücreleri artık karaciğer tarafından değil kemik iliği tarafından üretilir olmuş.
– Bebeğin etraf farkındalığı artmış oldukça. (Hadi bakalım)
– Bebeğin ağırlığı doğum ağırlığının üçte ikisine ulaşmıştır gibi bir bilgi var. Bu durumda kabace bir hesap yapacak olursa, en son doktor kontrolünde yaklaşık 1100 gr.dık ( artı eksi 200 – 400 gr fark edebiliyor sanırım ultrason ölçümleri; biz 1100 olarak devam edelim) 1100’ün üzerinden  yaklaşık 1,5 hafta geçti. Tahminimce 1500 gr. civarına çıkmış olsa; doğum ağırlığı 2250 gr gibi olacak. I-ıh… Bunu beğenmedim… Biraz düşük geldi kulağıma… Dolayısıyla en güzeli, efendi gibi bir sonraki randevumuz için sabırla 2,5 hafta bekleyeceğiz…

Newer posts

© 2026 Baba Olmak

Theme by Anders Noren — Up ↑