Month: Ağustos 2009

Bir veda mektubu…

Böceğim, kuşum… Bu mektubu sana son 2-3 hafta içinde defalarca yazdım, defalarca sildim, defalarca yırttım, tekrar tekrar başladım, tekrar tekrar yırttım. Hepsini kafamda yazdım. Bazı seferler yazmaktan kaçtım bazen yazmaya sarıldım. şu son bir kaç haftadır seni bir farklı seyrettim. Uyurken, yalnız başına oynarken, birlikte oynarken, denize girerken, yüzerken (evet kolluklarla süper yüzüyorsun), koşarken…

Bu mektubu ilk yazmaya başladığımda her şey çok çok daha fazla belirsizdi o yüzden de çok daha farklı yönlere gittiği başka başka yazılara dönüştüğü oldu. şimdi ise durum öncekinden çok farklı. Belirsizlikler kısmen azaldı. En önemli belirsizlik çok büyük bir şans eseri belki de olabilecek en iyi şekilde somutlaştı…

Kuşum… Bir süreliğine evden gidiyorum. Baştaki kadar büyük belirsizlikler yok ama artık… Uzun yılardır ertelediğim bir işi halletmeye, büyükçe bir kamburdan kurtulmaya gidiyorum. Bu işi bu kadar ertelediğim için ilk kez bu kadar pişman ama daha da geciktirmeyecek olmanın verdiği rahatlamayla askere gidiyorum.

2-3 gün öncesine kadar senden bu kadar süre belirsiz bir şekilde uzakta kalmak nerdeyse büyük bir kabus haline gelmişken şimdi her şey biraz daha kolay. Senle aynı şehirde, bir arkadaşımın deyimiyle “aynı göğün altında” olacağım. Ve muhtemelen başka bir yerde olsaydı görüşemeyeceğimiz kadar rahat ve sık görüşme imkanımız olacak. (Umuyorum)

Son haftalardaki işleri toparlama telaşından hem Babaolmak.com’u çok boşladım hem de senle (ve tabii ki anneyle) istediğim kadar rahat ve bol vakit geçiremedim. Buraya senle ilgili aktarmak istediğim o kadar çok şey benle geliyor ki şimdi. (Muhtmelen birkaç deftere aktarılacaklar bu sürede, ne yapalım, babandan alacağın her şey de dijital olmasın)

Bir sürü ilkini, dediğini, komikliğini, sorunu kaçıracağım… şimdiden seni; kokunu, gözlerini, sarılışını, her şeyini deli gibi özledim, oysa içerden sesin geliyor, dün gece bizimle birlikte çok geç yattığından daha yeni kalktın ve kahvaltını yapıyorsun… Bu aralar bir değişik ilgilisin benle, belki de farkındasın uzun süre rahat rahat görüşemeyeceğimizin…

Dedim ya, çok şey kaçıracağım, diyecek bir söz bulamıyorum… Az sonra çantamı alıp evden çıkacağım, anne beni bırakacak, sense geride evde kalacaksın… Ben gidip askeri bir birliğe teslim olacağım…

Hoşçakal kuşum…

Uzun zamandır bekleyen linkler…

Çok uzun zamandır tanıtmak, duyurmak istediğim siteler var. Bazıları sosyal sorumluluk projeleri, bazıları anne-baba blogları ama bir türlü işte güçten sıyrılıp da ağız tadıyla yazamadım. şu anda bile son derece saçma sapan bir sıkışıklık içinde yazayım da aklımda kalmasın telaşındayım… Hemen başlayayım en iyisi…

benikoruyun

BeniKoruyun.com

Benikoruyun.com Doç.Dr. Ayten Erdoğan’ın Çocuklara Yönelik Cinsel İstismar ve Tacize karşı oluşturduğu gönüllü bir platform. Doç.Dr. Ayten Erdoğan‘ı B.Ç. ve Hüseyin Üzmez vakasıyla ilgili olarak Adli Tıp’ı eleştirmek ve konuya dikkat çeken istifası ile hatırlamak mümkün. www.benikoruyun.com (Kişisel sitesi de burada)

HerşeyeRağmenYalnızDeğiller.com

Diğer bir sosyal sorumluluk projesi. Benim de bizzat tanıdığım blogcu bir arkadaş, Davut Topcan’ın öncülüğünde başlayan proje dernekleşerek yoluna devam ediyor. Bana kalırsa kesinlikle desteği hakeden bir proje.  şu anda il il Türkiye’yi geziyorlar ve her ilde destekçilere ihtiyaçları var. www.herseyeragmenyalnizdegiller.com (Kişisel sitesi de burada)

BebeklereÖzel.org

Link değişimi talebiyle gelen bir mail sayessinde haberdar olsam da aylardır bir cevap yazamadığım siteyi incelediğimde yazıların detayı hoşuma gitmişti. Uzunca bir süredir güncellenmiyor olsa da (ve de Türkiye’nin bir numaralı bebek sitesi” sloganı oldukça iddialı) içerik aslında genel güncel bir içerik ve linki bir kenara not almakta fayda var. www.bebeklereozel.org

Beliktaşlı Efe’nin Sitesi…

Babaolmak.com’u takip eden taze bir babanın hazırladığı bir blog. Efe 27 Mayıs’ta doğdu, ben ancak yazabildim; yuh bana :) efesaidoglu.blogcu.com

Minimui

Son olarak da online bir dergiden bahsedeyim. MİNİMUİ! Hamilelik ve sonrasındalk 6 yıla dair bir dergi… Online bir dergi… Aylık… Ve yaklaşık 130 sayfa… Dergiyi önünüze açmadan önce çayınızı alıp vaktinizi ayarlamayı unutmayın…

Emziği Bırakmak (Part 2 veya Mutlu Son)

Temmuz’da yazdığım “Emziği Bıramak” yazısında konuyla ilgili ilk  girişimimizden bahsetmiştim. Arkasından maalesef vakit bulamadığm için gün gün gelişmeleri yazma fırsatım olmadı. Hoş, özellikle ilk günler birbirinin hep aynıydı. Saatler süren uğraşlarla uykuya dalış, gecenin bir saatinde hafifçe uyanıp da el kol mesafesinde emzik bulunamadığında kopan yaygara, kimi zaman kısa kimi zaman uzun süren feryat figan ve uykuya yenik düşüp sızma…

Bu arada ilk günlerde kesik emzik bir çözüm olsa da patlayan krizler esnasında genelde “bunu istemiyorum” diyerek odanın bir köşesine fırlatılıyordu emzik.

Bazı akşamlar “emzik vermiyorsanız elimi de tutmayın” benzeri artistlikler, kimi geceler “elimi de tut” benzeri çözülüşlerden sonra yaklaşık 10-12 gün içinde mutlu sona ulaştık. Malum, her çocuk birbirinden farklı vakalar ama emzik bırakma, emzik bıraktırma konusundan diyebileceğim tek şey “sabır”  Ağlayarak elde etmeye çalıştığı şeyi, emziği vermediğinizde zaman içinde inadı kırılıyor…

İlk yatma aşamasındaki en büyük problem sakinleşme, konsantre olma ve evin geri kalanında, dünyadan kopup uyku dünyasına geçebilme. Emzik bu konuda çok yardımcı bir alışkanlık olsa da emzik yerine onu sakinleştirecek bir ses tonuyla masal veya hikaye anlatmak, kitap okumak çok işe yarayabiliyor. (1,5 saat de sürebiliyor hazırlıklı olmak lazım)

Gece uyandığında ise elini tutarak, yakınında olduğunuzu hissederek emziğin boşluğunda, yokluğunda idare edebilirsiniz. Zaman zaman inanılmaz krizler de çıkacak… Kendileri sınırları olabildiğince zorlamaya meyilli oluyorlar. Dediğim gibi burda kilit nokta sizin çözülmemeniz. Öyle ki başka hiçbir şeyle dikkatini dağıtamayacağınız şekilde psikopatlaştıkları olabiliyor. Bizim böylesi durumlarda yöntemimiz çok fazla gürültü yaparak herkesi, tüm apartmanı rahatsız ettiğini söyleyip; sakinleşince haber ver diyerek odasının kapısını çekip yan odada beklemek… Z. de yaklaşık 5-10 dakika böğürdükten sonra bir anda susup… “Anne… Annecim, gelebilirsiiiiin, ben sakinleştiiiiim!” diye sesleniyor. Bu tip uzun ve ağlamalı krizlerden sonra (45 dakka sürdüğü de oluyor) sakinleştiğinde o kadar yorgun düşmüş oluyor ki uykuya dalması da oldukça kolay oluyor.

Dolayısıyla işin sırrı kararlı olmakta ve sabretmekte yatıyor. Nacizane tavsiyem kararlılığınıza, sabrınıza ve inadınıza güvenemiyorsanız hiç denemeyin. Yarı yolda geri adım atmak çok daha tehlikeli olacak ve tüm süreci çok daha zora hatta çıkmaza sokacaktır.

Son Bir Not: Emziğin ardından eli de bıraktı sayılır, artık bazı günler elini tutmadan sadece yakınında yatılmasıyla bile uykuya dalıyor. Ona kalırsa çoktan bıraktı eli… Zaman zaman tersleyip “eli bıraktım ben” havası yapıyor. (Hatta sokakta yürürken bile şansını denediği oluyor: “Eli bıraktım ben, artık kullanmıyorum, emziği de bıraktım, Paşa’yı da bıraktım…” tahminimiz kastettiği şey Paşa’nın ısırdığı ve deforme ettiği emziği de bıraktığını söylüyor)

© 2018 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑