Bir Blog: Baba ve Küçük Kızı

Geçtiğimiz bir ay içinde üç kere ulusal basına çıktı baba blogları… (En azından Babaolmak.com için öyle oldu) Her seferinde muhabşir arkadaşlar Babaolmak.com’u gördükten veya öğrendikten sonra beni aradılar ve “başka baba blogları var mı?” diye sordular. Ben de her seferinde aynı üç arkadaşımın ismini verdim: En eskiden beri bildiğim Mahmut Özdil var – Ali Babası e 40 Haramiler; Cesur Doruk var – Bir adam ve bir bebek; en yakın zamanda tanıdığım Borga Engin ve Babalara Balon. Süreklilik ve tutarlığıyla kendini göstermiş başka da Türkçe baba bloğu bilmiyorum işte arkadaş…
Okumaya devam et

Bir Destek – Bir Yardım Çığlığı

Babaolmak.com sayesinde bir çok insan tanıdım. Neredeyse hepsi de arkadaşım oldu, kimiyle sohbet ettiğimiz, kşimiyle gidip içtiğimiz, kimiyle sık sık görüştüğümüz oluyor. Bir kısmıyla ana okulu kurduk düşünsenize… Babaolmak.com sayesinde tanıdığım ve kırk yılın başında görüşsek de her konuşmamızdan büyük keyif aldığım biri var, bir çocuk doktoru…

Okumaya devam et

Çocuklarda Obezite Sorunu

Obezite konusunda bir gazete haberini paylaşalı daha birkaç gün olmamıştı ki hafta sonu gazetede konuyla ilgili bir habere daha rastladım. Ki durumun vehameti ortada… Denk gelmeyenler için haberden bir alıntı hem de yazının içinde geçen uzman grüşünü aktarıyorum…

Okumaya devam et

Kişisel Bir An

Anında yazamıyor olmaktan ötürü o kadar çok söz, o kadar çok anı uçup gidiyor ki… Bazen “keşke” diyorum, şu eskiden yayınlana BBG evi filan gibi olsa da Z ile hayatımız bazı parçaları kamera kayıtlarından edinebilmek mümkün olsa…

Okumaya devam et

Oyuncak Arıyorum (Ama Nerede?)

Çocuk sahibi olmanın yaptığınızın işi gücü etkilediği, ya da işe güve bakış açınızı değiştirdiği, iş güç konusuna tamamen çocuk odaklı bakmaya başlamanıza sebep olduğu kesin.

Çocuk sahibi olduktan sonra çocuklarla ilgili ihtiyaçları daha net gözlemlediğiniz, kendi ihtiyaçlarınızı daha net oalrak bildiğiniz için olsa gerek birazcık girişimci ruha sahipseniz bu boşlukları doldurmak için harekete geçiyorsunuz.

Okumaya devam et

Babalar ve Kızları

Şöyle bir bakıyorum da ne zamandır blog tanıtmamışım… Tanıttıklarım da malum hem anne blogları ya da çocuk temalı bloglar… Kişisel blog tanıtmayı atlamışım uzun zamandır. Ki bu aralar yeni yeni takip ettiğim üç dört tane güzel blog var… Bir yerinden başlasam da tanıtsam derken; çok çok şahane bir yazıyla başlayabileceğimi gördüm…

Buralar Eskiden Dutluktu… Kişisel bir blog… Daha yakın zamanda çok şahane bir babalar günü yazısıyla beni fethetmiş bir blog… Çok uzatmama nasıl olsa gerek yok… Bir kuble yazı paylaşayım, devamını da siz tıklayıp okuyun….

Okumaya devam et

Babayla Yaşamak Obez Yapıyormuş

Haziran ayında Radikal’de okuduğum bir haber aynen böyle diyordu: “Babayla Yaşamak Obez Yapıyor” Hatta üstüne de şunları diyordu…

Texas Agrilife Research’ün yayımladığı bir araştırma, babaların dengesiz beslenmeyi özendirerek çocuklarının obezite riskini artırdığını ortaya koydu. Araştırmaya göre çocuklarını fast food restoranlarına götüren babalar sağlıksız beslenmenin hoşgörülebileceği mesajı veriyor.
Fast food restoranlarında yemek yiyen babaların çocukları da kendileri gibi beslenmeye devam ediyor. Anne ile babanın davranışlarını da kıyaslayan araştırma raporunda, annelerin daha çok vakit darlığı gibi sebepler yüzünden çocuklarını fast food restoranlarına götürdüğünü, ancak babaların bunu davranış haline getirdiğini ve tıpkı anneler gibi babaların da bu konu hakkında eğitilmesi gerektiği açıklanıyor.

Ben de hem habere dair daha çok kaynak bulayım dedim… Hem de meseleyi düşüneyim… Malum, üç aydır haftanın yarısını baba-kız geçiriyoruz ve yemekleri genelde kız olanımız değil, baba olanımız yapıyor. Her ne kadar mümkün mertebe dışardan yemek söylemeyip tüm meseleyi evde ve olabilecek en sağlıklı şekilde çözmeye çalışsak da adamlar araştırmışlar… Bize de  çoğunluğun değil, azınlığın içinde olmaya çabalamak düşer…

Kaynaklar şöyle:

Children eschew the fat if dads aren’t lenient (Haberin orijinali de diyebiliriz)
Father’s influence on childhood obesity may be greater than mother’s
Texas AgriLife Research’ün Twitter sayfası burada

Mahmure.com’da Bir Baba

En baştan uyarayım, yazıyı okurken fonda Sting’den “An Englishman in New York” çalıyor olması ısrarla tavsiye edilir. (Hatta aslında başlık olacaktı ama, hadi dedim, başlığı gereğinden fazla uzun tutma)

Evet, Babaolmak.com’da yeterli miktarda yazıyormuşum gibi başka macralarda da yazmaya başlıyorum… Bulardan ilki Mahmure.com. Aslına bakarsanız ilki Alternatif Anne idi ama ne yalan söyleyeyim, bir türlü gerekli dingiinlik ve motivasyonu sağlayıp da yazı yazabilir olamadım Alternatif Anne’ye… (Hala mahçubum bak)

Okumaya devam et

Dört Yaş Bitti!

Minik, minicik kuşum bir yaşını daha doldurdu bugün. Hızla büyümek istediği yaşların en basında… (Bilmiyor yıllar sonra da tam tersine heves edeceğini) Sadece bugün üç pasta kesti, dünküyle dört oldu, keyfine diyecek yok…

Baba ise tüm misafirleri yolcu ettikten sonra taze bir çay demleyip geleneksel (!) yaşgünü mektubunu yazmaya soyundu. dün gece de sabahın ilk saatlerinde denemişti aynı şeyi ama sonuc başarılı degildi. şimdi Z. yan odada uyurken daha kolay olur belki de…

Bazen durup da baktığımda (özellikle de bu aralar) son yıllarda bir arpa boyu yol gitmemişim hissi uyanıyor. Bu histen en hizli şekilde uzaklaştığım an ise bir metreyi gecen boyuyla arpa gibi sapsarı saçları ve ışıldayan, soru soran gözleriyle Z.yi hatırladığım anlar oluyor…

* * *

Kuşum… Bir koca yılı daha arkanda bıraktın… Fark etmesen de şimdiye kadarki en zor yıldı bu belki de… Kocccaman bir kız hatta bir abla oldun bu yıl… Ne kadar büyüdüğünü kanıtladın bize birkaç kez… Bir gün, birdenbire anneyle babanın artık aynı evde yaşamayacaklarını öğrendiğinde de sonrasında da kocamandın… O kadar çabuk anladın ve kabul ettin ki her şeyi… Şaşkınlık oldu sonu… Hiç çaktırmadan idare ettin durumu… Anne ve babanın tüm bencilliklerinin hem kurbanı hem de ürünü oldun… Hiç beklemediğimiz kadar anlayışlı, bir o kadar da destekleyici ve yardımcı oldun…

Artık birbirine çok yakın iki evin var. Pek çok kisi bizden once senden öğrendi bunu… Çoğumuzdan daha güzel anladın ve kabul ettin bu durumu. Bizse bunun senin yaşamının yıllar yıllar sonrasına nasıl etki edeceğini bilemez ama her şeyden cok merak ederek belki de hayatımızın en cesur kararlarından birini uygulamaya başladık.

Dört yaşını bitirmiş kocaman bir abla olsan da konuşamadığımız neler neler var. Bil ki baban son zamanlarda en cok senle dertleşir, dertleşmediğinde de yıllar sonra öyle bir günün hayalini kurar oldu son zamanlarda.

En değişmez sıfatı, en gurur duyduğu ve belki de en cok çabaladığu “baba” sıfatını hediye edeli dört koca yıl oldu babana. Ve baban bunun için sana o kadar içten, o kadar içinden teşekkür ediyor ki duyulur ya da görünür olmaktan çıkıyor bu teşekkür… Ama sen onun gözlerinin ta içine baktığında ya da sarılıp yüzünü boynuna gömdüğünde anlıyor ki teşekkürü doğru yere ulaşmış…

İyi ki doğdun kuşun… Bir arpa boyundan cok daha uzağa gittiğimin, gittiğimizin en somut kanıtı oldun, hep de olacaksın…

Koskoca ve her zamankinden cok daha uzun bir yil arkada kaldı… Sadece sen değil biz de çok büyüdük bu yıl. Ne cok şey öğrendik…

İyi ki doğdun kuşum!

Hoşgeldin Melisa!

Z’nin ilk arkadaşlarından (ki üstelik online ortamda tanışmıştık kendileriyle) Toprak’ın artık gerçek bir kızkardeşi var: Melisa! Bizden biraz uzaktalar… Yeşil bir kart bulduklarından beri kendilerini göremiyor olsak da, Melisa’ya hoş geldin deme fısatını kaçırmıyoruz.
Okumaya devam et

Sizin Hiç Babanız Yandı Mı?

Ekleyecek, önüne ya da arkasına yazacak hiçbir şeyim yok ki…

Sivas 93’ü anmaya kimi itirazı olanlara…

Siz sayın devlet yöneticileri nasıl ki 18 yıl önce günler öncesinden planlanan kalkışmanın piyonu olan binlerce kişinin 35 insanı diri diri yakışını 8 saat boyunca eliniz kolunuz bağlı izlediniz, öyleyse bugün orada kayıplarının yasını tutan birkaç yüz kişinin otelin önünde toplanarak karanfil ve türkülerle acılarını paylaşmalarına ve o meşum günü hatırlatmalarına mani olamazsınız! Siz ki cumhuriyet tarihinin en insafsız ayaklanmalarından birinin temelinde yatan bu ortaçağ zihniyetine göz yumdunuz, siz ki bu katliamın ardından adil bir hukuk süreci işletmediniz, sadece kalabalıktan göstermelik olarak topladığınız sanıkları yargıya taşıdınız, elebaşlarının örgüt liderlerinin peşine düşmediniz, siz ki ‘sözde’ aranan firari sanıkların T. C. Sınırları içinde evlenmesine, askerlik yapmasına, ehliyet almasına olanak sağladınız, siz ki bir insanlık suçunu zaman aşımı ile yüzyüze bırakacak altyapıyı sağladınız, siz ki 18 yıldır eyleme geçen cehalet ile savaşmadınız, Sivas katliamının ardında kalan karanlıkları aydınlatmadınız! Öyleyse bugün bu insanların senede sadece bir gün -o da kendi başlarına geldiği için- toplanmalarını yasaklayamazsınız. O günü tekrar yaşamak bile ne kadar ağırdır bilir misiniz?

Okumaya devam et