21.Hafta

Eh…20 Hafta, cuma günü ile birlikte tarih oldu, 21. Haftaya başladık… Bu haftada veledimizin hızlananbüyümedi yavaşlıyormuş biraz. Konsantrasyonu tamamen kalbe veriyor… Kalp daha bir güçlü kan pompalamaya başlıyor, bir kas olarak dha bir kuvvetleniyormuş. (Muhtemelen doğduktan belli bir süre sonra kalbin sadece bir kas olmadığını anlayacaktır veledimiz… Düşünsene, kalp sancısı, kalp kırıklığı, kalbe oklar saplanması gibi “kalpli” durumlar var… Günümüz veletleri bu meselelerle 4-5 yaşlarında haşır neşir olmaya başlıyorlar…)(Ben de sabırsızlanıyor muyum neyim bu tip heyecanlar için şimdiden…)

Annlerin artık haftalık tansiyon ölçtürmesi iyi olurmuş. Malum uterus içerde büyüdükçe diğer organlara filan baskı yapabiliyormuş dolayısıyla nefes darlığı filan olabilirmiş. Çok ayakta kalınmamalı, kalınırsa akşam çekilen ayak bacak bel ağrılarına şaşırmamak lazımmış…

Hala başlanmadıysa anneler demir desteğine başlamalılarmış. Temel Reis misali ıspanak tavsiye etsem de beni boşverin, doktorunuzun verdiği demir haplarını sektirmeden düzenli içiverin. (Deniz yemek yemeyi unutsa da haplarını vitaminlerini içmeyi unutmuyor, takdir topluyor… En zor şartlarda, Tüyap’ta fuar standı kurulumunda, yokluk içinde bile vitaminler eksiksiz içildi…Ne de olsa herşey kızımız için)

Bu arada Deniz’in dedesi bugün telefonda “N’apıyor Atom” diye sordu Deniz’e… Böylelikle mercimek, fasulye, velet, hareketli bızdık gibi tanımların yanına “Atom” da eklenmiş oldu. (Erkek olsaydı Atom güzel isim olurmuş diye düşündüm ben de…) 

Haluk Bilginer’den “Baba Olmak”la İlgili

şu anda canlı yayını halen sürmekte olan Beyaz Show’da konuklardan Haluk Bilginer, sonunda baba olması ile ilgili sorulara güzel cevaplar verdi. Cevapların özü “baba olmak” konusuna gelip dayanıyor. (1954 doğumlu Haluk Bilginer’in -hesabı zor değil- 53 yaşında olduğu düşünüldüğünde, kızı (Nazlı) 3 aylık (“Sonunda baba olmak” durumu burdan kaynaklanıyor)…

Haluk Bilginer, “Baba Olmak” için “Önünüzde yepyeni bir pencere açılıyor, bir anda tüm öncelikleriniz değişiyor, hayatınızdaki en önemli şey “o” oluyor” diye tanımladı ve “Bir kaç gün önce turnedeyken otomobil yolculuğu sırasında bir kaza atlattığını ve o an ilk düşündüğü şeyin “Kızım babasız kalacak!” olduğunu söyledi. (Üzerine daha ne yazayım ki…)

Israr Üzerine Beklenen Göbek Fotografı

Deniz bir de gobek 22.02.2007Bu fotograf çekileli sadece dakikalar oldu. Fark ettik ki her ne kadar “bebeğe” fazlasıyla odaklanmışsak da Deniz’deki gelişmeleri o kadar da iyi takip etmiyoruz. Son bir kaç haftaya kadar gözle görülür neredeyse hiçbir değişiklik yokken son günlerde inanılmaz bir hızla karnı büyümeye başladı… Oysa bu, karnının büyümesinin net görüldüğü sanırım ilk fotografı. Hamileliğin tam yarısının geride bıraktıktan sonra çekiyoruz. (Bu arada hızla 60 kiloya yaklaşıyor kendisi; doktorumuz Sedat Bey’İn çok hoşuna gitmeyeceğini tahmin etmekle beraber, ikisinin arasında yaşanacak sıradaki raund 5 mart’ta… Bekleyelim görelim. Bu fotoğrafın buradan yayınlanmasının en önemli sebebi elbetteki gelen yoğun talep. Özellikle de Banu’dan gelen ısrara istinaden, BabaOlmak.com, hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak söz konusu fotograf çekimini yaptı. :) Görüldüğü gibi annemiz hala “uyku” dönemini atlatabilmiş değil. (Arka arkaya 6 bölüm Lost seyredebilme kapasitesine sahip Deniz için kim derdi ki en yeni bölümü bile seyrederken kucağında notebook’la uyuyakalacak? – Hoş dizinin en son bölümlerinin sıkıcılığından da olabilir bu.)

Yandaki fotografta Deniz’i fotograf çekilirken fırsattan istifade uyuklarken görünüyorsunuz… (Her fırsat itinayla değerlendirilir…)

‘Mucize bebek’ normal hayatta

Bir tükenmez kalem uzunluğunda ve sadece 284 gr. olarak dünyaya gelen Amillia, anne karnında 23 haftadan az kalıp yaşamayı başaran ilk bebek oldu

Amillia Sonja Taylor, dünyaya gözlerini açtığı 24 Ekim’de, 24.13 cm. uzunluğunda ve 284 gr. ağırlığında bir bebekti. Çok erken gelmişti! Normal hamilelik süresi 37-40 haftayken Amillia annesinin karnında sadece 22 hafta geçirmişti.
Doktorlar pek ümitli değildi. Normal şartlarda 400 gram altında bir bebeğin yaşama şansı yoktu. Ancak Amillia tüm doktorları yanılttı, dört aylık mücadelenin ardından taburcu oldu.
şimdi boyu 64 cm., ağırlığı 2 kg. olan Amillia’nın doktorları onun anne karnında 23 haftadan az kalıp da yaşamayı başaran ilk bebek olduğunu söylüyor. Bebek bu süre içinde solunum ve sindirim problemleri ve yumuşak bir beyin kanaması atlattı. Doktorlar, “Aslında tüm sorunlarla başa çıkabiliriz ama en önemlisi beyin” diyorlardı.

Haberin tamamını 21 şubat 2007 tarihli Radikal’de okuyabilirsiniz…
Mucize Velet’in boyutlaına dair bir fotograf isterseniz tıklayıp şu yazıya ulaşabilirsiniz: Tiny Amillia’s early birth shock

Hissetmek

Dün gece… İlk kez, avcumun içinde hissettim “kızımın” ufacık, cılız tekmesini. Hem de birkaç kez… Deniz’in içinde bir canlı olduğunu, hareket ettiğini somut olarak hissettiğim ilk an…

Her an biraz daha yaklaşıyorum baba olmaya. Daha doğrusu, annesi, babası yok bu işin, ebeveyn olmaya diyeyim… Bunu en çok hissettiğim an da, kızımızın tekmesini hissettiğim gün, ondan birkaç saat öncesiydi…

Yakın bir arkadaşımızın 4 yaşındaki kızına, Melissa’ya uzaktan bakarken içimin sıcacık olduğunu düşündüm hemen ardından bir süre sonra kendi kızıma bakacağımı düşününce içimdeki sıcaklık arttı, hatta bir iç gıcıklanmasına dönüştü. Hani ilk sevgilinizle, buluşma öncelerinde yaşanan gibi bir iç kıpraşması, onu uzaktan gördüğünüzde içinizde bir şeylerin kıpraşması, kedilerin tırmalaması, kelebeklerin uçuşması (herkes başka şekilde betimliyor bunu, biliyorum) gibi bir his yayıldı midemden vücuduma.

Aynı anda fark ettim ki kızıma, kızımıza sadece küçükken değil, hangi yaşa gelirse gelsin ne zaman bakarsam bakayım, onu uzaktan her seyredişimde içinde aynı kıpraşmanın olacağını anladığım an; annemin, babamın, bir ebeveynin, bir ailenin çocuğuna baktığında ne hissettiğini anladığım andır. (İşte o an bir anne veya babanın; çocukları ufakken, ergengen getirdiği bazı kısıtlamalar, üzerine düşmeler, gece dışarı çıktığında camda beklemeler, uyanık kalmalar, gece öksürdüğünde uyanıp dikkat kesilmeleri filan kat kat anlam kazandı…)

Evet… Galiba baba oluyorum…

Haberdar Olun!

Az önce sağdaki sütuna “Haberdar Olun” diye bir bölüm ekledim. Formu doldurduğunuzda siteye yeni yazı / haber eklendiğinde e-posta adresinize bir uyarı mesajı gelecek. Kısaca “haberdar olacaksınız”.  Son dakika gelişmelerini  ;) takip etmek için son derece yararlı.

Yolun nerdeyse yarısı…

En başta dokuz ay nasıl bekleriz diyorduk Deniz’le… Tam 40 hafta… Sonra daldık gitti… Ultrasonda hareketlerini görmek ayrı bir dönüm noktasıydı ama hala aylar vardı… Bir an önce gelsin hadi diyorduk. Sonra kız olduğunu öğrendiğimizde, “e hadi ama artık” diyorduk…

Dün, 19 hafta bitti… 20. Haftamızdayız… Yolun neredeyse yarısı bitti… Birdenbire, gerçekten de birdenbire Deniz’in karnı büyüdü. (Büyümeye başladı filan değil, bir anda büyüdü…) İki-üç gün içinde “hamile” oluverdi Deniz… Öte yandan da içerdeki hareketleri sürekli hissetmeye başladı. şimdilik bana avcumu yalamak düşüyor. Deniz hareketleri hiseettiğinde “Yazık size ya, hiçbir şey hissedemiyorsunuz” dese de, hareketleri hissettiğinde Deniz’in gözlerindeki parıltıyı, durup hareketlere dikkat kesilmesini ve heyecanını gçrebilmek de en az bebeğimizin hareketlerini hissetmek kadar heyecanlı bana kalırsa…

Peki, içerde durum nedir?
– Artık “hızlı beyin olgunlaşması” dönemi başlıyor, kızımız 5 yaşına gelene kadar sürecek olan bu hızlı dönemde korkarım bir canavar yetişecek. :) (Ne var? Anne deli, baba deli, kız da deli olacak tabi)
– Kalp atımları hızlanacak
– Vücudunu kıllar kaplayacak (Tabii ki sonra gidecek)
– Kızımızda şu anda 6 milyon olan yumurta hücreleri gittikçe azalacak, doğumda 1 milyona inmiş olacak. (Bu dönemden sonra bir daha yumurta hücresi oluşmaması enteresanmış)
– Hareketler hızlanıp kuvvetlenecek. (Bakarsınız bu yakınlarda ben de hissetmeye başlarım)
– Annede de bazı değişikler olmakta, rahim göbek deliği hizalarında şu anda, bu haftadan sonra gittikçe yukarı da çıkacak.

Denizin göbeği sanıyorum bu haftadan sonra artık dışardan iyice belli olmaya başlayacak ve gittikçe büyüyecek. bazı hareketleri engellenmeye başlayacak… Bekleyelim görelim…

Gözde, Kaya, Bi’ de Bebek…

Gözde’nin MSN Messenger’ında “it’s a boy”  kelimelerini görünce tahmin etmiştim aslında, sorunca da yanılmadığımı gördüm. Geri kalan kısım tesadüf çünkü veletlerimiz neredeyse aynı haftadalar. Sanıyorum aralarında sadece bir hafta olacak, aynı hastanede doğacaklar. Bir diğer enteresan tesadüf de isim. Eğer kızımız kız olmayıp da erkek olsaydı adı çok büyük ihtimalle Can olacaktı. Gözde ile Kaya’nın Can’ı ise adın üstünde Can…

Sanıyorum internetle haşır neşir tüm taze anne babaların konuyla ilgili blog’u var… İşte Gözde, Kaya ve Can’ın bloğu. Hamilelik sürecini ağırlıkla anne’nin ağzından dinlemek, bulantılar ne durumda, hareket var mı yok mu, Can’a çevreden tavsiyeler nelerdir okumak isteyenlere…

Kızımızın İlk Ayakkabıları

pumas.jpg

İşte bunlar, kızımızın ilk ayakkabıları. Pelin’le Selim’in, kızımızın kız olacağını duydukları günkü hediyesi. 16 numara… Muhtemelen sadece bir – iki ay giyildikten sonra ufalacaklar ve muhtemelen ilk ayakkabılar oldukları için saklanacaklar… (Vay be) (şimdi ben bunları dikiz aynasına asarmışım…) (Vay be…)  :)

Kız Babasıyım Ben

kafa.jpgDaha sadece iki gün geçti. Dört aydır babaydım, iki gündür kız babasıyım. İki gündür, mercimek, velet, yaratık gibi isimlerin yerine dolu dolu “kızım” diyebiliyorum. Hatta bugün, iyice abartıp bir teklif dosyası için yazdığım özgeçmişin sonuna “onu” da ekledim. “Evli ve bir kız çocuk babası” cümlesini okumak bile bir garip geldi. Hatta fazladan bir çıktı aldım ki Deniz’e de okutayım. Bakalım ona da garip gelecek mi?

Düne kadar algıda seçiciliğim her yerde hamileleri, yeni doğmuş çocukları ve ana babalarını seçiverirken artık kız çocuklara ve ailelerine dikkat eder oldum. Gördüğüm kızların yaşını tahmin etmeye çalışıp “Bizimki de şu kadar zaman sonra bu kadar olur herhalde” diye hesaplarken yakaladım kendimi.

“Kızımız” içerde artık “kıpraş kıpraş” (Deniz’in tabiriyle) Tahminimce inanılmaz bir hızla büyüyor artık ve büyüdükçe içinde bulunduğu alan ona dar gelecek ve biz (önce Deniz sonra ben) hareketlerini daha çok hisseder olacağım. Deniz bugün telefonda veledin kıpraşıp durduğunu söylediğinde bir anda deli gibi heyecanlandığımı fark ettim. (Bir şekilde Deniz’in bu kıpraşma olayını tarif edebilmesini sağlamam lazım) :)

Kızımızın “kız” olduğu fotograf

Kizimizin Kiz Oldugunun Anlasildigi Foto

İşte karşınızda, kızımızın kız olduğunu anlamamıza yarayan ultrason görüntüsü. “Ben bir şey görmüyorum!” diyor olabilirsiniz. Kadın doğumcu veyahut çok yakın zamanda çocuk sahibi olmuş bir kişi değilseniz çok normal, biraz yardım şart:
– Velede şu anda alttan bakıyorsunuz.
– Solda en altta gördüğünüzkendisinin bir bacağı, dolayısıyla biraz yukarısında da diğer bacak var.
– Bu durumda fotografın sağ tarafı kendisinin poposu.
– Doktorumuzun (sağolsun) imleçle işaret ettiği yerde bir şey görülememesinin sebebi de, baktığınız kişinin bir “kız” olması :)

Hala ikna olmayan varsa, yapacak bir şey yok, hep beraber Temmuz ortasına kadar bekleyebiliriz ancak…

Kızımızın en yeni 5 fotosu flickr’da…

KIZ!!!

Artık resmi olarak bir kız babasıyım!!! Fasulyemizin dişi fasulye olduğu bugün itibariyle doktorumuz tarafından ifade edildi. (Hatta, kendisi geçen muayenede de, tam dört hafta önce, kartımıza not almış, “kız, kontrol et” diye, biraz erken olduğundan bizi kıllandırmamak için söylememiş… (Ne yalan söyleyeyim, geçen sefer uğraşıp uğraşıp da cinsiyetini “görememesinden” kıllanmıştım ben. (“Görülemeyen şey veledin pipisi olduğuna göre veledin pipisi yok demek ki…” diye düşünülebiliyor.) Zaten bugün de bu yöntemle cinsiyet tesbiti yapıldı:

Doktor: Burda ne görüyorsunuz?
Biz: …
Doktor: Söyleyin ne var burda?
Biz: … Ehhm ne var?
Doktor: Hiçbir şey yok.
Biz: …
Doktor: Hiçbir şey yoksa ne oluyor?
Biz: N’oluyor?
Doktor: Kız oluyor!!!
Umut: Aaaa??? (Kendisi kardeşim olup, ultrason seanslarımıza katılan ilk konuğumuz oldu)
Biz: …(Sessizlik)
Umut: Gerçekten mi???
Doktor: Evet, kız….
Biz: …(Sessizlik)

Bugün ilk kez “kızımızın” kalp atışlarını da dinledik, kendisi yeteri kadar büyüdüğü için ultrason cihazının kalp atışı duyulacak güçte kullanılmasında bir sakınca yok artık. Kendileri artık gramla ölçülecek: Yaklaşık 180 gr. (4 ay sonunda 180 gr, 9 ay sonunda 3000gr civarlarında olacağı düşünülürse önümüzdeki aylarda deli bir hızla büyüyecek bayan fasulye)

Deniz artık folik asit haplarını bırakacak, sabah akşam birer hapı unutmadan düzenli içememesine rağmen bundan sonra dört ayrı vitamini aylarca kullanacak, üstelik hepsinin ayrı saatleri ve içiliş şekilleri var. Ve de emzirme döneminin sonuna kadar sürekli kullanılacak bu haplar…

Biraz sonra siteye de koyacağım yeni fotograflarımız oldu. Bu sefer hanfendi bizimle fazla yüz göz olmayıp el filan sallamadı. Deniz’in üç hafta sonra ulaşması gerektiği kiloya şu anda ulaştığını öğrendik, fazla kilo almanın sakıncalarını ve doğuma etkilerini de en detaylı şekilde öğrenmemizin yanı sıra kilo vermenin daha fazla hareket etmeyle değil yenilenlerin azaltılmasıyla olacağını öğrendik. (Doktorumuz Sedat Bey, inanılmaz detaylı ve bilimsel şekilde yarım bardak süt’ün yakılması için altı saat yürünmesi gerektiğini anlattı)

Neyse, sonuç itibariyle günün haberi “kızımız” haberi. Evet, bizim bir kızımız olacak… Kızımız olacak!!! Kızımız olacak!!!

(Turkcell’in BabaAdayıCell diye de bir tarife hazırlaması lazım bence, sabahtan beri haber verdiğimiz kişinin haddi hesabı yok. Üstelik Turkcell bu tarifeyi diğerlerine göre daha ucuz yapmayabilir de… Sonuçta ne yaparlarsa yapsınlar sen yine de telefon edip güzel haberi cümle aleme vereceksin :) )

Kımıldadı!!!

Cuma gecesi (ki 17 hafta bitti Cuma günü) yatağa yattıktan biraz sonra Deniz bir kımıldanma hissetti ama tam anlamıyla “bir ilk” olduğundan çok da emin olamadı. (Bu konuda, en azından şu an için benim durumum tam olarak dış kapının dış mandalı pozisyonu olduğundan ben hiçbir yorum yapamıyorum) Bir süre nefesimizi tutup bekledik ama başka bir kımıltı olmayışından “herhalde bize öyle geldi” diyerek uyuduk gitti….

Ama az önce, 23.10 sularında Deniz bu sefer kesin olarak içindeki kımıltıyı hissetti… (Bu da Cuma geceki hareketin de gerçek olduğunu kanıtlıyor sanıyorum) Ve… Deniz gerçekten “anne” olmaya başladı. Bugüne kadar ultrasondaki görüntü film gibi izlenirken artık fiziksel olarak da hissedilmeye başlanmasıyla veledimiz çok daha somut olarak gerçeklik kazandı. (Sanırım bir kaç haftaya ben de elimle filan hissederim hareketleri; o da ayrı bir dönüm noktası olacak)

İlk gebeliğini yaşayan “acemi anneler için ilk hareketlerin hissedilmesi 19-20. haftaları bulabilirken, tecrübeli anneler 16. haftadan itibaren hareketleri fark edebiliyorlarmış. 17. Haftayı bitirmiş bir anne olarak sanıyorum ortalama bir zamanda Deniz de hareketleri hissetmeye başladı. (Napalım, ben de şimdilik dış kapının dış mandalı hissiyatından kurtulmak için bazı yöntemler geliştireyim değil mi ;)

Son not: Dört hafta önceki avcumuzu yalayışımızın ardından yarın bu saatlerde “kımıltıperver” veledimizin cinsiyetini de öğrenmiş olacağız sanıyorum. Evet, yarın aylık rutin muayenemiz ve ultrason partimiz var. (Çektiğim tüm ultrason videolarını da YouTube’a koysam mı acep)

İyi çocuk yetiştirmek için 50 öneri

Dünkü Hürriyet’ten bir yazı: “İyi çocuk yetiştirmek için 50 öneri” gayet güzel öneriler var, hangi birini seçip de koysam bilemedim, en iyisi sizin linki tıklayarak gidip okumanız… :) Bu arada Hürriyet’in internet sitesinde 50 öneri Nora Romi’nin “Çocuğu adam sanmak” yazısı da mevcut… Line tıklamışken onu da okuyun ;)

Babanın Hamileliği

Gebelik takvimlerinde annenin yanı sıra baba için kalem alınan tavsiyeleri toplu olarak bulunabileceği bir “babanın hamileliği” takvimi… Ailemizin sitesi (sitelerinden) Aile.Org.Tr’den…

Bakalım 18.Hafta için ne demişler:
Siz de “tüm sorunları çözen” bir erkek misiniz? Erkekler çok yaygın olarak anneye karşı son derece koruyucu hisler duyarlar. Anneler de çılgın hamilelik hormonları nedeniyle başlarını yaslayarak ağlayacak bir omuz ararlar sık sık. Annenin bu durumu ve şikayetleri karşısında erkekler kendisini çok çaresiz hisseder ve annenin ağzından çıkan her sorunu gidermeye çalışırlar. Sevgili baba, rahatlayın lütfen. Anne on durumdan dokuzunda, sadece duygularını açığa vurma ihtiyacındadır ve ağzından çıkan her konuda birşeyler yapmanızı beklememektedir. Sizin için ne kadar zor olursa olsun, yalnızca onu DİNLEYİN! Anneye verebileceğiniz en güzel hediye ona kesintisiz bir dikkat vermektir.