Month: Ekim 2008 (page 1 of 3)

Bu Ne Oğlum?

Genelde “forward” mailleri pek sevmem ve itibar etmem (ve tüm mesaimi internet başında geçirdiğimden bir çok forward mail e farklı kanallardanelime ulaşır) ancak bu maili üşenmeyip okuduğumda çok gerçek ve hoş olduğunu gördüm. İlk çıkış kaynağını bilemiyorum ama 2-3 yaşında çocuk sahibi herkesin aşağıdaki hikayeyi kendileriden birşeyler bularak okuyacağını tahmin ediyorum bana da “baba olmak” çağrıştırdı (nedense) :

80’ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen -45 yaşında ve saygın bir işi olan oğlu salonda oturuyorlardı. Hal-hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sahbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti.

O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Yaşlı baba kargaya gülümserek biraz baktıktan sonra oğluna sordu:

-   Bu ne oğlum?

Oğlu şaşkın, cevapladı:
-   O bir karga baba.

Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu:
-   Bu ne oğlum?

Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı:
-   Baba, o bir karga

Karga hÇ¢lÇ¢ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, başını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara çeviriyordu. Yaşlı baba üçüncü defa sordu:
-   Bu ne?

Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü:
– O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni işitmiyor musun ?!

Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini yükseltti:
-   Baba bunu neden yapıyorsun? Tam dört defadır onun ne olduğunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hÇ¢lÇ¢ sormaya devam ediyorsun. Sabrımı mı deniyorsun ?!

Babası -yüzünde hÇ¢lÇ¢ bir gülümseme- yerinden kalktı, içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü.
Bu bir hÇ¢tıra defteriydi.

Oturdu, sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu. Sevgiyle gülümseye devam ederek sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı okumasını söyledi:

-Bugün 3 yaşındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanıbaşımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Oğlum tam 23 defa onun ne olduğunu sordu. ve 23 soruşunda da ona sevgiyle sarılarak, onun bir karga olduğunu söyledim.
Rahatsız olmak mı?
Hayır! Onun sorusunu masumca tekrar edişi içimi sevgiyle doldurdu…’

Gecikmiş Aşılar

İki haftaki önce 15.ay kontrolümüzde Zeynep biraz rahatsız, hafifi üşütmüş olduğu için aşı olamamıştı. şimdi artık hiçbir sorunu kalmadığından aşıya gidebilirdik… Bugün gittik…

İki aşı birden vardı günün mönüsünde: Su Çiçeği ve Zatürre (için son doz Prevenar). İlkini çok problemsiz atlattık. Sadece en sonunda hafifi bir yakarış oldu ama ikinci aşıda harbi ağladı böcek. (Hoş dikkatinin başka bir yere çekilmesiyle sustu; bu da toplam ağlama süresini 45 saniyeye filan çekiyor)

İlk aşı sebebiyle 15 gün kadar sonra hafif bör döküntü olabilirmiş, olursa doktora bilgi verilecek. Prevenar da aynı gece ateş yapabilirmiş. (Ki bu aşı sonrası ateş olayı hiç başımıza gelmedi)

Öte yandan küçük hanımın köpek dişleri de geliyor (galiba hepsi bir anda) En zor çıkan dişlerden olan köpek dişlerinin gelmeye başlaması gözlemlediğimiz kadarıyla çok büyük sıkıntı yaratmasa da geceleri daha sık uyanmaya sebep oluyor. Sabah karşı saatlerde bu uyanışlar anne ve babanın yatağına transferle son buluyor ve derin uykuya dalınıyor. (Yoksa yine kullanılıyor muyuz???)

15.ay kontrolüne 13’den sonra iki ay vererek gitmiştik. Sıradaki randevu 18.ay kontrolü; yani bu sefer de 3 aylık bir aradan sonra göreceğiz doktorumuzu.

İki Soru – İki Cevap

Uyku Meselesi yazısının yorumlarında Zeynep’in annesi Nurdan iki önemli soru sormuştu; Zeynep’in annesi Deniz de cevaplamıştı:

Sorular ve cevapları şunlar:

Sizin Zeyno inek sütünü ilk içişte sevdi mi? Bizim Zeyno çeşitli versiyonlarını (ılık, soğuk, ballı, bardaktan, biberondan…) denememe rağmen hala inek sütüne ağzını sürmüyor.

Ben geçiş daha kolay olsun diye önce Aptamil süt ile başladım geçişe. Doktor 12 aylık olduğunda pastorize süte geçebilirsiniz dedi. Aptamil gibi bir şey mi içirelim dedim. Gerek yok direk pastorize süt verin dedi. Ben nedense kendisini dinlemedim ve Aptamil verdim. Bir kaç kereden sonra da bizim sütlere geçiş yaptım. Ama ben çok uzun süre dayanıklı süt vermedim. Biz kendimiz de günlük süt içiğimizden, onla yaptık geişi. şu anda her tür süt içiyor. Zeynep hemen hemen her şeyi yediği ve içtiği için, biz bu konuda pek sıkıntı yaşamadık. Gece çok sık kalkmasının nedeni dişler olabilir, Zeynep de bir dönem saat başı kalkıyordu.
Bir de bu süt vermeme denemeleri sırasında, ben yatmadan önce daha yeni yemek yemiş olduğu için bnyesi kaldırmaz diyerek yatmadan önce kendisine süt vermiyordum, gece de vermeyince Zeynep de sık sık uyanır olmuştu. Yatmadan önce anne sütü yerine daha doyurucu olan Muhallebi vermeyi dene istersen (biz uzunca bir süre geceleri kalktığında muhallebi vermiştik).

Bizim Zeyno hala emerek uyuyor. Siz bu alışkanlığı ne zaman ve nasıl bıraktırabildiniz?

Zeynep emerek uyumaya sanırım 4. ay civarında bir yerlerde alıştı. ben bunu fark eder etmez biraz panik oldum, çünkü bu bana bağımlı olması demekti. Ve takip eden bir ay içinde de bu alışkanlıktan kurtulduk. şimdi de insan eli bağımlısı oldu kendisi ama en azından herhangi bir insanın eli işini görüyor. ilk önce yatağına yatırıp üzerine doğru eğilip sarılıp yüzünü gözlerini kapatacak şekilde tutuyordum, sonra yavaş yavaş sadece elini tutmaya kadar götürdük işi.
Çok uzattım, şimdilik bu kadar olsun. Başka soru varsa geç de olsa cevaplamaktan mutluluk duyuyorum. Deneye yanıla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz hep beraber.

Blog Hareket Günü 2008 – Yoksulluk / Blog Action Day 2008 – Poverty

Merak ediyorum ufak bir bebeğe, daha doğrusu çocuğa yoksulluğun ne olduğu nasıl anlatılır?…

“Bu yemeğin hepsi bitecek, bunu bulamayanlar var!” doğru yöntem midir acaba?

Yoksa, her konuda olduğu gibi bu konuda da en güzel yöntem “karşına alıp” konuşma, ilgisini ve dikkatini cekecek örnekler kullanmak olabilir mi?

Blog Action Day – Blog Hareket Günü çerçevesinde madem konumuz yoksulluk, konuyla ilgili bazı veriler de toparlayalım ki gerçekler daha Bur anlaşılır olsun…

Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı -ki neredeyse 3 milyar kişi demek bu- günlük 2,5 doların altında gelirle yaşamaya çalışıyor.

Aynı dünyanın yine aynı nüfusunun %80’i günlük 10 doların altında gelire sahip.

Dünyanın en fakir %40’ı küresel gelirden sadece %5 paya sahipken en zengin %20 ise tüm dünya gelirinin dörtte ücüne sahip.

Unicef’in bildirdiğine göre her gün fakirlik sebebiyle ölen çocuk sayısı -sıkı durun- 26.500 ole 30.000 arasında.

Bu verilerden daha çok var. Hepsi birbirinden şaşırtıcı, birbirinden iç acıtıcı.

Yukardaki verileri aldığım site: Globalissues.org Bir göz atın, veriler güncel ve dikkat çekici…

Blog hareket günü çerçevesinde Babaolmak.com’un da karınca kararınca desteği, kampanyayı duyurmak, bir ufak yazı yayınlamak oldu. Ek olarak, miniminnacık olsa da sitenin bugünkü geliri de (10’la çarpılarak) ilgili kurumlardan birine bağışlanacak. (Yani reklamlara bugün için sadece bir kere tıklaması sizden, geliri onla çarpması benden)


Uyku Mücadelesi

İşten vakitli çıkmam lazım… Annemiz geç çıkacak bugün, baba kız gecesi yapacağız yani… Trafik çok… Bayram tatilinden beri trafiğin bu haline adapte olamadım, hala eski alışkanlıkla çevre yolundan geçip birinci köprüye çıkıyorum, aslında Dolmabahçe, Beşiktaş Yıldız çıkışını kullanmam lazım artık çünkü diğer tarafta yol çalışmaları var, bugün sonunda öyle yaptım ama trafik yine de çok yoğun… Motorsikletle bile tıkanıklığı aşamıyorum… Geç kalacağım galiba… Köprüden sonrası çok rahat, köprüyü geçtim, on dakikaya evdeyim…

Toplamda 10 dakika geciktim… 19.00’da evdeyim, Mine Abla’dan küçük bayanı teslim almak üzere kapıda hazırım… O da ne! Babaanne ve büyükbaba gelmiş… Küçük Hanım’ın keyfi yerinde… Mine Abla kızımızın yemeğinin ocağın üzerinde hazır olduğunu söyleyip gitti bile…

İlk bir saat zaten çabucak geçti… Büyükbabayla türlü oyunlar (parmaklara ve kulaklara mandal sıkıştırmaca, ses çıkartan top ile sırayla kafalara vurmaca, oyuncak atla dıgıdık dıgıdık -attan yere çakılmayı denemece- bir ara büyükbabanın Türkçe şarkı söyleyen köpekle tek başına, şaşkınlık içinde uzun süre oynaması) derken yemek saati… Bir kase kerevizi büyük bir iştahla gık demeden bitirdi küçük hanım ancak bittiğinde ekmeğine kavuştu, biraz kemirdi… Derken mama sandalyesinden kurtuldu ve birlikte babaanne ve büyükbabayı uğurladık…

Artık sırada banyo var. Başlangıçta suya “çıcak” dediyse de çabuk alıştı ve hızla banyomuz tamamlandı, üzerine biraz daha suyla oynayıp çamaşır makinesinin üzerindeki yerini aldı. Havluyla kurulanırken ısrarla “vuuuuu” istedi. Öyle olunca direkt saç kurutma makinesine geçildi. Bi’ Zeynep’e bi’ çamaşır makinesinin üzerinde bulduğu oyuncak filine, bir ona bi diğerine derken saçlar kurudu. Yatak odasına geçildi. Jet hızla giyinildi. (Bir elde Emine, diğerinde Bebiş, bacaklarının yanında da oyuncak fil vardı bu esnada). Derken sırayla Emine, Bebiş, Fil ve Zeynep arka arkaya yatağa atıldılar yanyana… Banyo öncesi ısıtılıp hazırlanmış sütümüz mutfaktan kapılıp gelindi. Zeynep talimat üzerine emziğini ağzının kenarından yatağına bırakıp sütüne kavuştu. Sütün yarısından fazlası bittiğinde saat 21.00’di, yani asıl macera tam dokuzda başladı.

İlk deneme ortamın sakinliğinden alınan güven duygusuyla Zeynep’i bir yanında Emine, bir yanında Bebiş, başının yanında fil ve müzikli ışıklı, tavana resim yansıtmalı döndürmeli ayakucu zımbırtısının kumandasıyla başbaşa bırakıp odadan sıvışma denemesiydi. Odadan toplam uzaklaşabildiğim mesafe 1,5 metreyle sınırlı kaldı… 21.02
Continue reading

Older posts

© 2018 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑