Açık Bir Suç Duyurusu

ss_messenger3Az önce bir arkadaşımdan gelen bir mesajla tanık olduğum durum şu; ülkemizin en büyük medya gruplarından olan bir grubun web siteleri network’ündeki bir seri ilan sitesi MSN Messenger’a verdiği TAB reklamda görsel olarak bir bebek resmi kullanıyor. Kırmızı noel kıyafetleri içindeki bebek çok tanıdık… Çünkü benim kızım… Fotograf çok tanıdık çünkü ben çektim ve gerek Flickr portfolyamda (haklarının korunduğu belirtilerek) gerekse Babaolmak.com’da mevcut söz konusu fotograf. (Sağ sütundaki kırmızı noel şapkalı fotograf)

Ülkemizde en büyük medya kuruluşlarının bile ne telif haklarına ne kişisel gizlilik (hadi gizlilik demeyelim) veya daha doğrusu kişisel haklara en ufak bir saygısının  olmadığını göstermektedir bu durum.

Bunu yapanlarla mahkemelik olmaya değer mi? Olsak ne yazar? Bu işin hakkı hukuku var mıdır? şu anda orada reklam olan fotograf 30 saniye sonra kaldırılamaz mı?

– Hadi bu işi yapan tasarımcının umurunda değil telif ve kişilik hakları
– İlanı veren kurum küçük bir kurum değil, yok mi bir prosedürleri, bu konuda özenleri
– Hadi onu da geçtim TAB ilanı yayınlayan yer MSN gibi Microsoft gibi bir dev; hiçbirinin olmasa onların sözleşmesinde yayınlanan görsellerin izinli olması gerektiğine dair bir madde mutlaka vardır diye düşünüyorum.

Karşı tarafta ise yargıya başvursa bile bir arpa boyu yol gidemeyeceğini bilen tekil kişinin çaresizliği var; “gitse ne olacak, aman boşver yahu” zihniyetinde bir ülkede elinin kolunun sırf bu sebeple, bu tanımsızlıkla bağlı olması çok can sıkıcı değil mi?

Milliyet’e ait olan seri ilan sitesi arakibulaki.com’u yargıya filan değil, bizzat buradan herkese şikayet ediyorum.

Bebek İhtiyaç Listesi – Revize Edilmiş Versiyon

Gecenin bu saatinde revize edilmiş bir bebek ihtiyaç listesi yayınlamamın bir sebebi var… (Hayır, kızımıza kardeş gelmiyor – şimdilik) Baş konuk yazarımızdan – evimizin annesinden -  revize edilmiş bebek ihtiyaç listesi tam şu anda posta kutuma düştü. Listenin neden revizyon gerektirdiğini ve düşüncelerini kendisi yazmış zaten, bana kalan eski listeye -ki Mayıs 2007 tarihli- link koymak ve yeni listeyle ilgili yazılanları ve listenin kendisini aşağıya koyuvermek:

Eveeet,
Kac günlerdır güüncellemiş olmama rağmen göndermeyi beceremediğim Bebek İhtiyac Listesi’ni sonunda gönderiyorum. Nisan ayında doğacak bebekleri için şimdiden hazırlıklara başlayan arkadaşlarımız Kubı ve Su, bir zamanlar Zeynep doğmadan önce hazırlamış olduğumuz listeyi inceleyerek ve çok para kazanmaları gerektiği yorumunu yapınca listeyi tekrar gözden geçireyim dedim.

şu anda olaylara, bir çocuğum olmasına, onun bakımı ve ihtiyaçlarının giderilmesi ile ilgili yaklaşımlarıma bakınca yaşamış olduğum değişim beni gerçekten şaşırttı. Zamanın ve tecrübenin bunları ne kadar etkilediğinin ayırdına kısacık bir liste sayesinde varmak da ayrıca ilginç oldu.

Çok uzatmayayım, liste bu linkte bakar fikir alırsınız ya da artık fikir verecek durumdaysanız siz de yorumlarınızı yazarsınız.

Bu arada Kubi’ye geçen gün sözlü olarak da bildirim yaptım bir takım faydalı demirbaşlar dışında bu sadece bir başlangıç :) Çok çalışmak lazım çooook.

Revize edilmiş Bebek İhtiyaç Listesi için BURAYA TIKLAYABİLİRSİNİZ

Evimdeki Yuva

Araya bayramın ve bir sürü günlük işin, mesainin ve yan işlerin, ek işlerin girmesiyle ister istemez listede en sona bırakılan Babaolmak.com oldu. Böyle olunca da bir sürü şey birikti yazacak. Bu arada WordPress 2.7’ye yükselttim blog altyapımız, uzun zamandır WordPress ekibinin yaptığı en kapsamlı ve radikal tasarım değişikliğini tecrübe etmekteyim bir süredir, tavsiye ederim. Yorum altyapımı da değiştirmiş olduğumdan artık yeni yorumlar maille gelmiyor bana. (Bir türlü becerememiş olmaktan musdaribim) o yüzden hemen ceva veremediğim gibi hemen onaylayıp sitede yayına da alamıyorum – özellikle de yoğun olduğum zamanlar. Neyse uzatmadan konuya geleyim:

Kızımızın 2 yaşa yaklaşmasıyla birlikte (ve ardından da 3 yaşa yaklaşacak doğa kanunları gereği) “yuvaya vermeyi düşünmüyor musunuz?” “sosyalleşmesi için bu aralar bilmem nereye götürmüyor musunuz?” benzeri soruları daha sık suymaya başladık.

Öncelikle yuva için şimdilik erken olduğunu düşündüğümüzden bakıcı teyzesiyle bir süre daha devam edecek günlük hayatına. Başka çocuklarla, akranlarıyla kaynaşması için ise şu anda haftada 1-2 veya farklı bir frekansta bir merkeze, jimnastik salonuna, yuvaya veya benzeri bir yere gitmesi gerektiğini düşünmüyoruz. Aynı faydanın 2-3 arkadaşıyla aynı zanda zaman zaman vakit geçirerek sağlanabileceğine inanıyoruz. Yaşıt arkadaşlarının sayısı 3-4 civarında. Bu arkadaşlarıyla haftada 1-2 defa tek tek veya toplu halde görüşse zaten son derece sağlıklı bir sosyalleşme içine girecektir. (İhtiyacı olduğu konusuna kesinlikle katılıyoruz yani aslında..) şimdilik bunun için özel bir yere gitmeyi gerekli görmüyoruz. (Bu arada gidenleri kınadığımız veya anlamadığımız sonucu da çıkarılmamalı bu yazdıklarımdan… Aman…) (Ki bu arada “yavruyu 1-2 saat e olsa bir yere bırakayım, kendime azcık zaman ayırayım, dinleneyim” türü bir ihtiyaç da söz konusu olabilir kimi çalışmayan anneler-babalar için; bizim durumumuzda her ikimiz de çalıştığımız için evde olduğumuz vakirleri mümkün olduğunca arttırıp, birlikte vakit geçirmeye çalışıyoruz zaten)

Tam da bu konularla ilgili bir şeyler yazmayı düşünürken bir tanıdığım vasıtasıyla bir grup uzman tarafından başlatılan bir girişimle ilgili bazı bilgiler ve web sietesi linki ulaştı elime: Evimdeki Yuva

Az  önce bahsettiğim sosyalleşme ihtiyacını biz uzman gözetiminde ve yönlendirmesiyle evde sağlamaya yönelik bir fikir. Benzerini daha önce duymadığım için ilgili çekti. Sitelerinde oldukça fazla bilgi var. Neden gerek duyulduğu, ne gibi faydalar sağlayacağı, bir takım bilimsel bulgular ve  bilgilerle birlikte oldukça doyurucu bir site. İletişim bilgileri sitede mevcut, dolayısıyla telefonda ve yüzyüze detaylı bilgi alınabilir. Ben bir kısa kes yapıştır yapayım buraya ama detaylı bilgi almak için üienmeyin, tıklayın konuyu yerinde inceleyin…

0-3 yaş arası çocukların kendi odasında, çocuk gelişimi eğitimi almış uzman ile beraber oyun içinde eğitim alma hizmetidir. Bu eğitim  “Doğru Oyun” programı ile desteklenir.
Programın günleri ve saatleri aileler ile beraber kararlaştırılır. Burada en önemli etken çocuğun yaşıdır. Çocuklarımızın erken yaşta sosyalleşmeye adım atması paylaşımı öğrenmesi, kendinden başka çocukların ve ailelerin varlığını farkına varması, farklı  evler ve çocuk odaları görmesi, arkadaşlarında olan değişik oyuncaklarla oynama şansı yakalayabilmesi ve bir grup içersinde yer alabilmesi gibi sayabileceğimiz bir sürü olumlu duyguları yaşamaları için çocuklarımızın kendi yaşlarına yakın en az 2  en fazla 5 çocuktan oluşan gruba biz uzman arkadaşlar geliyoruz ve “Doğru Oyun” programı ile onların  duygusal ve bilişsel gelişimlerine katkıda bulunuyoruz.
Grup içinde bulunan çocukların evleri her hafta sıra ile değişir. Böylece her çocuk  aynı duyguları  (ev sahipliği, oyuncak paylaşımı) gibi  kısa aralıklarla yaşar.

İyi bir baba olabilmek

Hergün olmasa da haftada birkaç defa uğrayıp yazılarına bir göz attığım Savaş şakar’ın blogunda “İyi bir baba olabilmek” yazısına rastladım bugün. Tam olarak bir “baba olmak” yazısı… Dolayısıyla büyük bir hızla Babaolmak.com’a taşıdım

Eğer baba olmuşsanız ya da olacaksanız aklınıza şu soru ergeç takılacak: Ben çocuğum için nasıl bir fark yaratacağım?

2006 yılındada kızım Zeynep Eylül dünyaya gelmeden önce hem benim hem de eşimin kafasında onun için nasıl farklar yaratabileceğimizi konusunda fikirler uçuşuyordu.

İlk farklılığı bir espiri ile ben yaptım: Zeynep Eylül için bir email hesabı açtım ve bizi hastahanede ziyarete gelen ya da arayan herkese onun ağzından teşekkür mesajı ile fotoğraflarını gönderdim. Hatta eğer sizlerin de ona bir mesajınız varsa zeynepeylul@gmail.com ‘a gönderebilirsiniz. (Bu yazımda bu tipteki zihni sinir yaratıcılıklardan bahsetmeyeceğim, lütfen yanlış anlaşılmasın)

Diğer yaptığım ise şu oldu: Bir zeytinklik aldım ve tamamen elden geçirdim. Burada kayınpederimin ve onun komşularının çok yardımı oldu. Çeşitli ağaçlarla beraber toplam 370 ağaçlık 10 dönümlük bir yer yaptık. Artık kızımın kendisiyle yaşıt bir “ormanı” var. Hatta zeytinlerden gelecek üç beş kuruş onun üniversite yaşına kadar bakada birikecek ve okul parasını çıkaracak. Sonrasında 370 abisi hem ona, eğer onlara bakarsa çocuklarına ve hatta torunlarına bile harçlık vermeye deva medecekler. Hem ben yapılaşmadan 10 dönüm kurtardım hem kızımın ormanı oldu.

Öte yandan bir BABA nasıl fark yaratabilirdi? Bazı konularda kendime söz verdim ve bugün Zeynep 2 yaşına geldiğinde bunları yapmanın ne kadar doğru olduğuna bir kez daha inandım. Sizlerde aşağıdaki prensipleri bir köşenize asın ve kulağınıza küpe edin…

Yazının tamamını okumak için Savaş şakar’ın sitesine gidebilirsiniz (hatta gidiniz; yazı asıl burdan sonra… )

17 Ay

Bugün itibariyle kızımız 17 aylık oldu ve ben de ne kadar uzun zamandır ay ay bebek / çocuk gelişimine dair bir şeyler yazmadığımı fark ettim. Fark ettiğim sadece bu değil, iş güç ve koşturmacadan uzun zamandır ay ay gelişim yazıları okumadığımı, onun yerine küçük hanımla vakit geçirip onu gözlemlemeyi tercih ettiğimi fark ettim…

Peki ortalama bir insan yavrusu; 17 aylıkken ne durumda oluyormuş?

– Derdini anlatması iyice kolaylaşıyor, 2-3 kelimeyi aret arda sıralayabiliyor. (Aynen öyle, bizim böcek 4 kelimeli cümleler filan kuruyor bu aralar, karşısında onu biraz yönlendirecek
kelimeleri hatırlatacak biri olduğunda daha uzun muhabbet bile edebiliyor)
– Giyinemese de (çünkü o daha zor) soyunabilirmiş. Ki doğru, çekiştirerek üstündekileri çıkartır gibi oluyor Z. Yelek gibi kolay parçalarda tabi daha rahat
– Çok verimli olmasa da dişlerini fırçalayabilirmiş. (Bu da aynen gerçekleşiyor. Banyoda ayanın önünde bizden birini gördüğünde hemen fırçasını istiyor)
– Eşyaları renk, şekil ve türüne göre ayırabilecek kıvamdaymış artık, dolayısıyla bu becerisini körükleyecek oyuncaklar tercih edilebilir bu aralar. (Her tarafında farklı şekillerde delikler olan bir küpü var, her şekil sadece tek bir delikten içeri atılabiliyor. Bir kaç ay önce pek ilgi çekici olmamıştı ve dolaşımdan bir süreliğine kaldırmıştık,sanırım artık tekrar ortaya çıkma zamanı geldi)

Bu arada, bu aralar bir şeylr karalamayaü çiziktirmeye de pek meraklıyız. Yıkanabilir, ağza sokulabilir keçeli kalemleri var. Sadece bizi kontrolümüzde veya mama sandalyesind otururken eline veriliyor ve kağıt kalemle ilk tecrübelerini yaşıyor. İsmini yazdırmaktan ve güneş, ay, çiçek gibi şekiller çizdirmekten de büyük keyif alıyor…

17ayın bu kadar çabucak geçeceğini söyleseler inanmazdım… Oluyor ama…

Yeni Bir Rekor

Just Woke UpKızımız bir önceki gece yaklaşık 15-20 dakikada bir uyanmak suretiyle mızırdandığından sabaha kadar bizim yatakta annesiyle brilikte yattı… (Rahat ederler düşüncesiyle baba, salonda koltukta uyudu) Ve fakat sabaha kadar bu uyanıp mızıldanmalar sürünce kimse rahat uyuyamamış oldu… Bu arada belirtmekte fayda var, gözle görülen herhangi bir net sebep de yoktu bu uyanıp durma haline… Biraz burnu tıkalıydı ve ağzında emzik olduğunda zor nefes alıuyordu ama bu ilk defa olmuyor…

Bunun neresi rekor diyeceksiniz…

Dün gece ise hem annesi hem ben biraz geç geldiğimiz için kızımızı teyzesi uyuttu… 20.30 civarlarında (biraz öksürdüğü için zor da olsa) uyumuş hanfendi, arkasından da biz geldik zaten… 20.30’da uyuyan küçük hanım az önce 08.00 sularında uyandı… Tüm gece tam anlamıyla deliksiz uyudu… 00.30 civarında uyanıp da istediği sütünü içmedi, sabaha karşı 05.00 sularında uyanıp da yanımıza gelmek için nağme yapmadı ve her sabah olduğu gibi 07.20’de uyanmadı… (Üstelik de gece erken uyuyan bizler 06.50 gibi kalmıştık da…)

Konuyla ilgili iki yorumum var:
A) Bir gece önce uyuyamadığı için acısını çıkarttı
B) Aniden büyüdü (Bu durumda bir önceki gece uyuyamamasının sebebi de “büyüme sancısı” :)

Bakalım, bu gece göreceğiz…

Yandaki fotograf küçük hanım uyandıktan 4-5 dakika sonra çekilmiştir :) (Orijinali için üzerine tıklayabilirsiniz)

Dosya: Doğum Fotoğrafçıları 1

Uzun zamandır Babaolmak.com’a açmayı istediğim bölümlerden biriydi “dosya” bölümü ve planladığım dosya sayısı da gittikçe artmaktaydı. Sonunda biraz vakit ayırıp istediğim araştırmayı yaptım, sonra üstünden haftalar geçtiği için bir daha yaptım, sonra bir daha… En sonunda da oturup yazmaya koyuluyorum işte.

Fotografa ve fotograf çekmeye meraklı bir kişi olarak kızımızın doğumuna yakın “doğum fotoğrafları” konusu da beni düşündürmeye başlamıştı. Planım, doktorumuzun da onayını alarak hem doğuma girmek hem de fotoğraf makinemle birlikte girerek o özel dakikaları ve kızımızın “dışarı çıkışını” fotoğraflamaktı. Sonra çok yakın bir fotoğrafçı arkadaşımdan – daha önce bir kere doğum da fotoğraflamış olmasının verdiği gazla- rica ettim ve sağolsun hiç düşünmeden kabul etti. Ama aslında bir “doğum fotoğrafçısı” da değildi. Ben bu planları yaparken bu işi meslek olarak yapmakta olan biri Babaolmak.com vasıtasıyla beni buldu ve blogumu çok beğendiğini ve doğum fotoğrafçımız olmak istediğini söyledi… Böyle olunca da bu son derece nazik teklifi elbette kabul ettik, üstüne da sadece bir doğum fotoğrafçımız ve çok güzel fotoğraflarımız olmadı, bir de arkadaş edinmiş olduk. (Sadece fotoğrafçı değil “internetçi” de çıktı üstelik kendisi)

“O” gün geldiğinde ve hatta üzerinden biraz daha geçtiğinde de oturup düşününce fark ettim ki bu işi kendi başıma yapmaya kalksaydım, tüm tecrübeme ve ekipmanıma rağmen hayal ettiğim gibi olmayacaktı bu iş. Çünkü doğum fotoğrafçılığının çok ciddi tecrübe, alışkanlık, bilgi, birikim gerektirdiği yadsınamaz bir gerçek. Sadece fotoğrafçılık anlamında değil, sağlık ve tıbbi açıdan da biraz donanımlı, tecrübeli olmak gerekli(ymiş)

Uzatmayayım diyeceğim ama malum bu bir “dosya” dolayısıyla dilediğimce uzatabilirim. (Aslında dosya dediğin bir kaç bölüm olmalı belki ama bu ilk dosyayı bir seferde tamamlamaya çalışacağım)

Yaklaşık 1,5 senedir de gördüğüm tüm doğum fotograflarına bakıp kendimce değerlendirmeye çalışırım… Algıda seçicilik bu olsa gerek doktor muayenehanelerinde ve benzeri her ortamda rastladığım “doğum fotoğrafçısı” broşürleri dikkatimi çeker. Baktım ki aslında bir çok kişi bu işi yapıyor ve bu iş aslında gelişmekte olan bir sektör, biraz daha üstüne düşüp inceleyeyim dedim ve hem Google hem de çevremdeki insanlar vasıtasıyla doğum fotoğrafçılığı konusunu biraz kurcaladım.

Doğum fotoğrafçıları; “çakma” doğum fotoğrafçıları, doğum fotoğrafçısı seçerken nelere dikkat etmek lazım, konunun püf noktaları nelerdir gibi anne-baba adaylarını ilgilendirebilecek veriler elde ettim.

(Galiba bu yazı gerçekten de bir dosyaya yakışır şekilde haddinden biraz uzun olacak. O yüzden tam şu anda iki bölüm yapmaya karar verdim… Doğum fotoğrafçılarına dair isim ve siteleri bir sonraki bölümde vereceğim sanıyorum…) şimdi gelelim; doğum fotoğrafçıları konusunda nelere dikkat etmek lazım?

Doğum Fotoğrafçısı Seçmek

– Tahminimce ilk yapılacak şey Google’da “doğum fotoğrafçıları” araması yapmak olacaktır. Karşınıza bir sürü isim ve site gelecek… Ne yapardınız? Sitesi en güzel ve profesyonel olanı mı seçerdiniz? Internet sektöründe çalışan biri olarak öyle profesyonel bir doğum fotoğrafçısı sitesi hazırlarım ki şaşarsınız. Üstelik diğer sitelerden toplama bir de güzel portfolyo yaparım ki, tadından yenmez… Neymiş… Sadece web sitesine bakarak karar vermemek lazımmış…

– Referanslar ve portfolyo sanıyorum en önemli unsurlardan biri, bunu unutmamak lazım. Yanı sıra tecrübe; toplam kaç doğum fotoğrafladığı bence mutlaka sorgulanması gerek bir bilgi. Gerçekten tecrübeli olduğuna ikna olmadığınız biriyle çalışmak risklidir, sadece fotoğraf anlamında değil, doğumhane ya da ameliyathanede sterilizasyon kurallarına uyum ve ortama aşinalık konusunda da hem anne adayına hem sağlık ekibine sıkıntılı anlar yaşatabilirler. (Doğum esnasında ameliyathanede bulunmuş bir baba olarak söyleyebilirim ki orası zaten yeterince kalabalık ve tecrübesiz bir fotografçı muhtemelen orda istenecek en son kişidir)

– Eğitim bence önemli bir unsur. Elbette ki üniversite eğitimini fotoğraf üzerine almamış bir çok büyük usta fotoğrafçı var ama şimdi yanyana koysanız ve seç birini deseniz, fotoğraf eğitimi almış bir doğum fotoğrafçısını tercih ederim.

Okumaya devam et

Baba Olmak

Babaolmak.com’u kurduktan bir süre sonra aslında yeri geldiğinde tek bir babanın değil, bir çok babanın sesinin duyulabileceği bir yer olabileceğini hayal etmiştim… Sonra zaman içinde gördüm ki o kadar da çok “baba” yok ortada… Ama yine de zaman zaman online bir takım “baba”lara rastlamıyor da değilim. Ufak tefek bloglara rastlıyorum, güzel yazılara rastlıyorum… Beğendiklerimi de muytlaka bir şekilde işaretliyorum…

İşte bugün sıcağı sıcağına denk geldiğim bir “iyi ki doğdun” yazısı. (Ve Betül’e bir “nice yıllara” da benden)

Hastanelerin sadece hüzünlü haberlerin verildiği yerler olmadığını öğrendiğim tarih 1.12.2004. Doğumhaneden bir hemşirenin kucağında miniminnacık bir kız çocuğu geçmişti gözlerimin önünden. İlk gördüğüm an yüreğimin “baba” olmanın mutluluğu ile dolduğunu hatırlıyorum. Hemşire bazı testler için topuğundan kan almak için ağlamasına aldırmadan uğraş verdiğinde ise hemşireyi dövmemek için odadan ayrılmıştım sonrasında.

Yazının tamamını okumak için Moth and Moth’a gidip Muammer’le tanışmanız gerekecek ;)

Bir kaç yenilik ve yorumlar ortada yok…

Bırakın Babaolmak.com’a düzenli ekler, geliştirmeler yapmayı, istediğim performansta yazı bile yazamıyorum malum. Ama dün gece biraz vakit ayırıp birşeyler yaptım… Devamı da gelecek…  Kısaca bahsedeyim:

– Farklı bir yorum altyapısı kurdum siteye. Intense Debate isminde. Yorumları hem ayrı bir yerde yedeklemiş oluyorsunuz hem de Friendfeed.com gibi sosyal paylaşım ağlarındaki söz konusu yazılara yapılmış yorumları da sitedeki yorumların arasında görmek mümkün oluyor. (Kısa bir süreliğine eski yorumlar sitede görünmez oldu ama yakında tekrar görünmeye başlayacaklar. Panik yapmaya gerek yok… Sizin için söylemedim; ben şimdilik panik olmamaya çalışıyorum, o açıdan…)

– Artık sağdaki sütunda en son yorum yazanları ve yorumlarını görmek mümkün. Dolayısıyla yazılar arasında en üstte olmasa bile son günlerdeki sıcak konunun, yazışmanın hangi yazıda olduğunu görmek mümkün.

– En sağ sütunu biraz temizledim Digsby eklentisini yuok ettim. (Neredeyse hiç kullanılmıyordu. (Oradan yazışan ve selam veren birkaç arkadaşa buradan da teşekkür edeyim.) Aynı şekişde haftanın yeni filmlerini de biraz alakasız olduğundan kaldırdım. Yeni filmleri merak edenlere önerim (haliyle) Sinema.com veya Sinemaseans.com

– Bu arada sanırım söylememiştim WPtouck ekjlentisi sayesinde Babaolmak.com’un iPhone’a özel bir versiyonu var uzunca bir süredir ve inanılmaz kullanışlı ve hoş bir arayüz. Eğer iPhone kullanıyorsanız Babaolmak.com’a bir de öyle girin; hoşunuza gideceğini düşünüyorum.

– Sırada neler var derseniz; sürprizi bozmak istemem… İlk etapta birikmiş bir çok yazı ve tanıtılacak linkler; derlenecek dosyalar var.

Doğacak Bebeğiniz Kime Benzeyecek? Babymaker

Uzun zamandır anna-baba bloglarına veya yeni keşfettiğim sitelere link vermiyordum… (Bu, onları takip etmediğim anlamına gelmez tabi) Hazır biraz vakit bulmuş Babaolmak.com‘a yazacaklarım listemi eritmeye çabalarken yazdan beri takip ettiğim Kiraz Savdası‘nda bir yazılım, bir program dikkatimi çekti: Babymaker

Babymaker ne yapar? Sorusunun ilk cevabı “bebek yapar” olmalı elbette ama öyle değil işte. Anne ve bbanın fotograflarından doğacak bebeğin fotografını oluşturmaya çalışır. Hatta bebeğin demeyelim çünkü örneklerde gördüğüm kadarıla bebekten ziyade bir çocuk fotografı oluşturuyor program.

İşl fırsatta farklı fotograflarla denemeler yapıp buraya koyacağım, bakalım anne ve babasının fotograflarıyla yapılan denemelerden hiçbiri kızımıza benzeyecek mi? (Hoş çok umutlu değilim, üçümüzü birlikte görenler ve bir anneye bir babaya bakıp kızımızın kime benzediğini anlayamıyorlar…)

Denemek isterseniz tam buraya tıklayarak gidip programı indirebilirsiniz.

Bir Kere Daha: Ücretsiz Bebek Bezleri

Tutayım kendimi diye ne kadar çaba harcasam da, görüldüğü gibi kendimi tutamıyor ve konu hakkında bir kere daha yazmaktan kendimi alamıyorum.

Babaolmak.com kimseye ücretsiz bebek bezi göndermiyor. Eskaza böyle bir misyonu olsaydı; diyelim ki bir bebek bezi markasının sahibiyim, tanıtım olarak, fantazi olarak, şanım yürüsün diye blog’umda yorum olarak “ben de ücretsiz bebek bezi istiyorum; çok ihtiyacım var” diyenlere bebek bezi gönderiyorum… Yahu; e-posta adresiyle gönderilebilmesi mümkün değil bu meretlerin…  (Gelen “bez istiyorum” yorumların %90’ında adres olmaması; sürekli yorum gelmesinden çok daha acıklı yani….)

Belki biraz sert olacak; bu blogun sürekli takipçileri (ve özel hayatta tanıştığım kişiler) bilirler ki sert üslup bir yana aksine oldukça sakin bir kişiyimdir; ücretsiz bebek bezi deneme paketerine madem bu kadar ihtiyacınız vardı; yapmasaydınız kardeşim çocuk… Hadi onu da geçtim; okuduğunu anlamaktan acizsin madem -çünkü bu sitede bebek bezi dağıtılmadığına dair bir yazıya büyük bir ciddiyetle “ben de bebek bezi istiyorum” diye adressiz yorum bırakıyorsun- gerçekten de bu dünyaya bir çocuk daha getirerek hem kendine hem de yavrucağa yazık ediyorsun bence… Kusura bakma…

Söz konusu iki yazı burada:
İlk yazı: En Emici bebek Bezi
Gelen yorumlar üzerine ikinci yazı: Ücretsiz Bebek Bezi Deneme Paketleri

Son söz: BU üslup ve belki de biraz sert bu yazıcık için özür dilerim peşinen… Sakın yanlış anlaşılmasın herhangi bir kişi hedef almadım; ortadan yazdım… Kimsenin ihtiyacına vb. saygısızlık yapmak istemem ama içimden geçenler de yukarda… Önce okumak, sonra okuduğunu anlamak lazım… (Bence)

En son söz: Geçtiğimiz hafta Real marketlerde bezlerde ciddi indirim vardı… Hala devam ediyor mu bilmiyorum; ilgilenenlerin bilgisine ;)