Month: Kasım 2009 (page 1 of 2)

Kipi’den Mektup Var!

Cocuk Kitapçısı Kipitap.com

Kipi ile olan kişisel ilişkim sebebiyle, Kipi’nin bu mektubu ve mektupta bahsettiklerinin benim için önemi büyük. Bir çok Babaolmak.com takipçisinin de Kipi’yi yakından tanıdığını düşünerek mektubuna ekstradan sadece fotograflar linkleyerek yayınlıyorum.

Doğumgünün kutlu olsun Kipi ve Çocuk Kitapçısı: Kipitap.com

Çok heyecanlıyım. Aslında tüm Kipitap.com ekibi olarak çok heyecanlıyız. Geçen sene bugünlerde de yine ekip olarak çok heyecanlıydık. Çocuk Kitapçısı: Kipitap.com’un açılış öncesi çalışmaları artık iyice hızlanmış; Tüyap Kitap Fuarı esnasında “Test Yayınına Açıldık” diyerek gezebilmek için geceli gündüzlü çalışıyorduk.

Sadece ofisteki ekibimiz değil; kendilerine iletilen kitapları okuyup değerlendiren danışmanlarımız; anne-babalar, öğretmenler, psikolog ve sosyolog arkadaşlarımız büyük bir hızla kitapları okuyup değerlendirmelerini iletiyorlardı.

Kitaplarının siteye eklenmesi için bize örnekler yollayan yayınevlerinden hergün yeni koliler geliyor; koliler açıldıkça ofisteki kitaplıklar doluyordu. Her kitap önce editör arkadaşların elinden geçiyor ve Kipitap.com’un veritabanına ekleniyor ardından fotoğrafçı arkadaşımızın setinden geçip fotoğraflanıyordu. Fotoğrafçı arkadaşımız Ozan, kitap çekmediği anlarda ofis kediciği İrmik’in fotoğraflarını çekmeyi ihmal etmiyordu

Zeynep şu anda sadece çok büyük kitap kolilerinin içine girip kitap okusa da o sırada en ufak boy kitap kutularına bile sığıyordu. Tüm ekip depoda kitap sayımı yaparken Zeynep’in ofisteki akvaryumdaki turuncu japon balığına musallat oluşunu da atlamamak lazım.

Derken, eksiğiyle gediğiyle Çocuk Kitapçısı: Kipitap.com yayına açıldı. Çok yakın çevremiz dışında kimseye haber verilmedi, hatta herkes yakın arkadaşlarına “ilk alışverişi sen yapsana” telkininde bulunurken birdenbire ilk alışveriş gerçekleşti… Üstelik de Kipitap.com ekibindeki hiçkimsenin tanımadığı bir anne yaptı alışverişi. (O günkü şenlik hali hala gözlerimin önünde) (Sonra tanıştık da o anneyle) Öyle ki kargo firmamızla anlaşmanın son aşamasında olsak da daha anlaşmalar tamamlanmamıştı bile. (Kipitap.com ekibindeki nerdeyse herkes, kargocu kılığında kitap dağıtımı da yapmıştır, bu sırrı da açıklamış olayım)

Neyse, uzatmayayım, yokluğum her an fark edilebilir. Aslında şu anda yeni gelen kitapları okuyup depoya kaldırmam gerekiyor. Çocuk Kitapçısı: Kipitap.com’un maskotu olarak ben de otomatikman Kipitap.com’la birlikte “yaş alıyorum” Kipitap.com’daki kitapa, yazar, çizer sayısı, ulaştığımız anne baba ve çocuk sayısı arttıkça ben de daha çok şey öğreniyor, yepyeni dostlar ediniyorum.

Çok heyecanlıyım. Aslında tüm Kipitap.com ekibi olarak çok heyecanlıyız. Geçen sene bugünlerde yayına başladık ve bugüne kadar binlerce kitap paketini binlerce çocuğa ulaştırdık, kitap sevmelerine, okur yazar olmalarına ve “doğru kitapları” okumalarına küçük de olsa katkıda bulunduk.

İçimiz çok rahat, okumadığımız kitapları tavsiye etmedik, sizlerle büyüdük, daha da büyüyeceğiz.

Nice güzel kitaplara; nice yıllara!

Sevgiler

Kipi!

Ağlamanın Dili, Aksanı Olur Mu?

1371351882_99f3316d6a

Bugün gazetedeki bir haber dikkatimi çekti, biraz araştırınca bir çok yerli yabancı kaynakta da habereulşatım. Ardından da habere konu olan makaleye…

Konu, bebeklerin annelerinin dili (veya aksanında) ağladıkları:

Almanya’da yapılan bir araştırma bebeklerin, annelerinin anadiline uygun şekilde ağladığını ortaya koydu. Die Welt gazetesindeki habere göre, Würzburg Üniversitesi Kliniği Konuşma Öncesi Dil Gelişimi ve Gelişim Bozukluğu Merkezi Başkanı Kathleen Wermke ve ekibi, embriyonların ana rahminde, annenin konuştuğu dilin farklı vurgularını hafızasına kaydettiğini ve doğduktan sonra da ağlama sırasında o dilin “melodi örneğini” kullandığını tespit etti.

Konuyla ilgili linkleri toparlayayım dedim:

İlk okuduğum haber
Diğer bir gazete
Yabancı bir kaynaktan
Veya bir diğer kaynak

Sonuçların yayınlandığı Current Biology adlı dergideki ilgili makaleye de buradan ulaşabilirsiniz. (Evet, fotoğraf da Z’nin ilk dakikalarında çekildi)

Bahçede Kalmak

Uzun zamandır gazetelerden beğendiğim yazıları Babaolmak.com’da yayımlamıyordum. (Hem paylaşmak hem de Babaolmak.com veritabanında saklamak adına sevdiğim yazıları burada da yayımladığımı veya yazılara link verdiğimi biliyorsunuz)

Geçtiğimiz pazar Radikal İki’deki bir yazı özel olarak hoşuma gitti, üstelik de bir baba olarak da (olay her ne kadar bir annenin başından geçip, annenin kaleminden aktarılmış olsa da) algıma takıldı. Yazıya link vermek yerine kaynak göstererek aynen aktarmayı tercih ediyorum çünkü dediğim gibi, Babaolmak.com’un arşivinde saklamak istiyorum.

Bir süre önce okuduğum ve çok beğendiğim diğer bir yazıyı, Gençliğe Hitabe’nin Sevan Nişanyan tarafından yorumlanıp yeniden yazılmış versiyonunu da arşive kaydettim, şu linkten ulaşabilirsiniz: Gençliğe Hitabe (Aklı ermeye başladığında kendisine okutacağım ve hep aklında tut diyeceğim yazılar listesine girdi)

Bahçede Kalmak

Ahu Öztürk, Radikal 2, 8 Kasım 2009

Oğluma baktım, sarışın yeşil gözlü bir çocuk ve böylece Kürtlere benzemekten yırtıyor, fakat işte bu isim, Roni, onu ele veriyor

Yeni taşındığımız apartmanın yeşillikler içindeki bahçesinde geziniyoruz oğlumla. Henüz bir buçuk yaşındaki oğlum, her şeye dokunmak istiyor. Çiçekleri koparmak ve kedinin kuyruğunu çekmek en büyük merakı… Biz oğlumla bahçenin tadını çıkarırken, apartman sakinlerinden üç yaşlı kadın da bahçenin kameriyesinde oturmuş kahve içiyorlardı. Bir yandan bizi seyredip bir yandan da oğluma sevimli sözcüklerle sesleniyorlardı ki, içlerinden biri “Allah bağışlasın, adı ne?” diye soruverdi. “Roni” dedim. “Roni mi? Manası nedir?” diye sordu aynı kadın. “Aydınlık” dedim. Sözün nereye varacağını sezmiş, oradan kaçmanın yollarını bulmaya çalışıyordum şimdi. Sözlüye kalkmıştım ve birazdan karnımın dipsiz kuyusuna bir soru sallayacaklardı ki, “Neyce?” dedi bir diğeri.
Evet, “dananın kuyruğu” ile “zurnanın son deliği” arasında seçim yapamadığım noktadaydık. “Kürtçe” dedim. Sessizlik, çıt yok… Oğluma “Ah talihsiz yavru” gözleriyle bakarak “hımm” dediler ve bize de bahçeden ayrılmak ile kalmak arasında nur topu gibi iki şık bırakmış oldular. Bahçede bitmiş iki diken miydik ki biz oğlumla? Kalmak ve kaçmak arasında biraz oyalandıktan sonra nereye gidebilirdik? Eve çekilmek mi? Hayır, kalmam gerekiyordu. Pazardan satın almadığım ve oğluma da bulaştırdığım Kürtlüğümle, bir “diken” olarak bu bahçede kalmalıydım. Peki ya onlar? Onlar “bahçenin köklü çınarları” olarak ne yapacaklardı?

Continue reading

Domuz Gribi

ATT153139

Bu aralar bulunduğum izole ortam sebebiyle güncel ve anlık haberlerden kısmen uzak kaldığımdan belki de domuz gribi üzerine kafa yormakta geciktim. Detaylı bir dosya hazırlamak, yerli ve yabancı linkleri bir araya toplamak için sanıyorum oldukça geciktim. Durumun ciddiyetine rağmen eşimin yolladığu şu karikatüre de çok güldüm. Dolayısıyla Babaolmak.com’a da alıp sizlerle de paylaşıyorum.

Domuz Gribinden KorunmakBu arada blogcu arkadaşlarımdan, Esmer Zeynep‘in annesi Nurdan’dan Domuz Gribi’ne karşı alınabilecek en basit ve günlük önlemlerle ilgili bir ilan gelmişti. Ona ulaşmak isterseniz tek yapmanız gereken yandaki ufak görsele tıklayarak büyültmek.

Tabi şu linkte de Domuz Gribi’nden korunmak adına detaylı bilgi bulabilirsiniz.

Oyun Hamuru Reklamı…

playdoh-1Algıda seçicilik bu ya, gördüğüm güzel reklam kampanyaları, ilan çalışmaları zaten dikkatimi çekerken oyun hamurlarıyla ilgili olan bir kampanya da elbette özel olarak dikkatimi çekti.

Son zamanlarda Z. ile birlikte oyun hamurlarıyla oynama fırsatı bulamasak da kendisinin oyun hamurları ve akasesuarlarıyla arasının oldukça iyi olduğunu söyleyebilirim. Oyun hamurları genelde 2,5 – 3 yaş civarında etkin şekilde kullanılmaya başlanıyor ve sanırım uzun süre de devam ediyor. Hele de oyucakçılarda görmeye başladığım oyun hamurunun hamur dışındaki yan ürünleri, aksesuarları, yardımcı setleri vb. o kadar gelişmiş ve enteresan hale gelmiş durumda ki benim bile ağzımı sulandırıyor.

Sadece reklam kampanyasını yayınlamış olmayayım, konuyla ilgili makale ve linkleri de derlemiş olayım. Buyrunuz şuradan başlayalım:

Kampanyanın diğer görsellerine şuradan ulaşabilirsiniz.
– PlayDooh markasını birçoğunuz duymuşsunuzdur, resmi web sitesi tam olarak şu adreste.
Play-Doh’u kim icat etti merak ederseniz diye
Play-Doh @ Wikipedia
Play-Doh tarihçesi (bu kadar eski olduğunu bilmiyordum)
Nasıl oluyor da oluyor?
– Tek marka vermek olmaz, buyrunuz başka bir marka daha

– Konuyla ilgili bir şeyler okumak istersiniz diye de bir takım linkler toparlıyorum ama henüz istediğim noktaya gelmedim… (Sizde bildiğiniz linkleri yollarsanız sevinirim) Yani neymiş… To be continued ;)

Older posts

© 2018 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑