Month: Mayıs 2008 (page 1 of 2)

Birkaç Site, Birkaç Blog

Ne zamandır site tanıtmıyordum… Hazır iki akşamdır gaza gelmiş Babaolmak.com’u güncelliyorken uzun zamandır ara verdiğim site tanıtımlarına da döneyim:

Kidomino.com aslında tam olarak 5 ay önce keşfettiğim ancak o zamandır Babaolmak.com’da yazmayı bir şekilde ertelediğim, unuttuğum, ihmal ettiğim bir site. Daha önce tanıttığım ve muhtemelen bir çok Babaolmak.com müdaviminin alışveriş yapmasına yol açtığım kişiselleştirilebilir bebek/çocuk kıyafetçisi (nasıl tanım oldu ama) Simply Colors‘un bir benzeri. Ancak benzeştiği kadar ayrıştığı yönler de var. Benzeşen yanı ürünlerin kişiselleştirilebilmesi, ayrıştığı yan Simply Colors’a göre daha az renkli olsalar da ürünlere baskı değil nakış yaparak isim yazmaları. Açıkçası bu tip kişiselleştirilebilir ürünlerde daha önce nakış yapıldığını hiç görmemiş ve hep istemiş biri olarak ilk gördüğümde çok hoşuma gitmişti.

Yiyorum Büyüyorum, bu hafta gelen bir maille haberdar olduğum, girip de turaladığımda bebek ve çocuk beslenmesi konusuna yönelmiş tematik bir site. Internet sektöründe çalışan ve internetin geleceğini ve başarısını zengin içerik ve tematik sitelerde gören biri olarak bu tip belli konulara yönelmiş siteler kesinlikle çok hoşuma gidiyor. Hele de tasarımından içeriğine, fonksiyonlarından bir takım detaylarına kadar belli bir çizginin üzerinde olduklarında tadından yenmiyorlar. (Ama büyümek için yemek lazım)

Oyuncak Ev bir adet oyuncak sitesi. Daha doğrusu oyuncakçı sitesi. Online oyuncak almak için turalanabilir, kategorizasyonu ve ürün yelpazesi oldukça hoş.

Oldukça eski bir blogcu olarak iki de blog tanıtmadan hayatta bırakmam sizi; iki adet anne blogu var bugün mönüde:

Biri, blog yazmayı bıraktığı gün keşfettiğim (maalesef) “isitmekaybi.blogspot.com” İşitme kaybı olan bir yakışıklının annesi tarafından tutulan ve özellikle bu konuya eğilmiş bir blog. Delfina’nın blog yazmayı bırakması (hadi ara vermesi diyelim) ile ilgili yazdığı son yazı da kesinlikle okunup, üzerinde düşünülmeli…

Senbencem.blogspot.com da tahmin edileceği üzere Cem’in annesi tarafından tutulan keyifli bir blog. Çok fazla yazı postalanmamış olsa da her yazı oldukça uzun ve detaylı. Cem’İn doğumundan bugüne oldukça fazla bilgi içeriyor.

10 Ay, 11 Fotograf

Zeynep 10 Ay

İşte karşınızda doğum günü 4 Temmuz 2007’den bu yana ay ay Zeynep’in gelişimi. Tüm fotograflar ilgili ayın 4’ü civarı çekildi… Dolayısıyla 1.günden 10.haftaya kadar olan değişimi aylık olarak izlemek mümkün… (Keşke aynı tarihlerde kendimizi de çekseydik diye hayıflandım derlemeyi yaparken…)

Sen Gideli…

Kasım 2007’de, Babaolmak.com’un takipçilerinden bir annenin babasına yazdığı bir mektupu yayınlamıştım. Hatta “Yutkunamamak” başlıklı yazıyı ilk okuyuşumun ardından hemen yayınlayamamış, yutkunabilmek için biraz zamana ihtiyaç duymuştum.

Aynı kişiden bu hafta bir yazı daha aldım. “Sen gideli…” başlıklı yazıyı da aynen yayınlıyorum…

Sen gideli 7 ay bitti babam! Çok özledim… Tarifi yok sadece çok özledim…

Bazen kızardın bana ben de sana! Ama çok severdik birbirimizi çokkk…. “Kızlar babalarına düşkün olurlarmışâ€kim demişse doğru demiş..

Kimi alışırsın diyor, kimi çoktan alışman gerekirdi diyor. Babacım 7 ay bitt i ama alışamadım yokluğuna, sinirlenmeni bile özledim, alışamadım sensizliğe… şunu biliyorum ki alışmış gibi davranmaktan da sıkıldım. Hep aklımdasın babam, hep babam olsaydı şöyle yapardı, şunu derdi, bana şunu alırdı diyorum. Babam daha neler yapacaktık seninle nerelere gidecektik diyorum. (ama çoğunlukla içimden söylüyorum bunları). Boğazıma birşeyler düğümleniyor, yutkunamıyorum. Sebepsiz yere neyin var diyenlere hiçbirşey diyorum. Her seferinde seni özlediğimi söyleyemiyorum anlamıyorlar çünkü…
Continue reading

Kısacık Bir Mektup

Kızım, Kuzum…
Dört köşe ettin beni bugün… Birşey yaptın ki, ilk kez; oturduğum yerde bulutların üzerine çıkardın beni, inanılmaz 2-3 dakika yaşattın… Bana ne yaptığına dair hiçbir fikrin yok; 10,5 aylıksın daha, bebeklikten çocukluğa geçmekte, yeni yeni kendini ifade eder olmaktasın, ne istediğini işaret etmekte, sinirlendiğinde veya mutlu olduğunda çok net belli etmektesin…

Kısa bir süreliğine öğlen eve uğradım bugün, iş yerinden arkadaşlarımla eve yakın bir yerdeki bir toplantıdan karşıya ofise dönmeden önce. Uyuyordun, üşenmedik bekledik. Gece iyi uyuyamamış, sabah mutsuz ve huysuz uyanmıştın. Yeni dişler gelmekte… Keyifsizsin… Uykudan da keyifsiz uyandın ama yine de evdeki kalabalık ilgini çekti, geldin yanımıza… Kimsenin kucağına gitmek üzere olmadın, benim kucağımda durdun. Kucağımda oturup arkadaşlarıma baksan da kalkmak üzere olmadığın gibi bir ara dönüp başını göğsüme yasladın (ilk kez) ve uzunca bir süre, gözlerin açık göğsümde yattın… Farkında olmadan, belki de ilk doğduğun anki kadar heyecanlandırdın babanı; nefes alamaz oldu… Senin aldığın her nefesi tüm vücudunda hissederken 2-3 dakika boyunca senin sakince yatışının tadını çıkarttı…

Keyifsiz olduğun bir anda bu kadar kendini rahat hissetmen, bu rahatı babanın göğsünde hissediyor olman dört köşe etti babanı; hiç bitmesin istedi o bir iki dakika… (O iki dakika için sayfalar doldurabilir)

Kendini her keyifsiz (veya keyifli) hissettiğinde orada olabilmek için çırpınacak baban, ona her ihtiyaç duyduğunda orada olacak ve hatta o kadar ileri gidecek ki; bugünki o iki dakika gibi anlara “yaşamın anlamı” diyecek…

Kuzum, kızım… Baban hep ihtiyaç duyduğunda, başını yaslamak istediğinde orada olacak…

Gecikmiş bir yazı…

Bu yazıyı aslında pazar günü yazdım. Araba kullanırken, Zeynep’in anneanne ve babaannesini görüp anneler günlerini kutladığımız İzmit’ten dönüş yolunda… Kağıt kalemim olmadığı, olsa da kullanacak durumda olmadığımdan yazıyı neredeyse tüm detaylarıyla aklımda bir yerlere yazıp sonrada unuttum gitti… Ama, kendi yazım belki birazcık da kendimle çeliştiğinden kayda da geçsin istedim… Üşenmeden tekrar yazıyorum…


Babaolmak.com’un konusu malum “Baba Olmak” Aslında bir babanın da bir anne kadar “ebeveyn” olduğunun altını çizmek, çizerken birebir bir tecrübedeb izler aktarmak; bir yandan da weblog tutmak, mercimeğimizin tüm macerasını kaydettiğimiz bir günlüğe mercimeğin gelişimi kadar babasının gelişimini de yansıtmak…

Her ne kadar bir babanın da anne gibi olduğunu vurgulamakta olsam da ortadaki bir çok farkı yadsımak için gerizekalı olmak gerekeceği de çok açık. Bir baba da neredeyse bir anne kadar heyecanlı olsa da maalesef yaklaşık dokuz ay boyunca içiçe yaşayan anne ve çocuğun yanında tek yapabildiği mal mal gezinmek. Anne ve çocuk ilişkilerine aylar önceden üstelik de çok organik bir şekilde başlamışlarken babanın tek yapabildiği elini annenin karnına koyup “galiba tekmeliyor… galiba hissettim…” diye şaşalamak oluyor.

Öte yandan eşinin acılarını, yorgunluğunu, sancılarını paylaşsa da aslında uzaktan yakından alakasının olmadığı bir dünyaya kendi istediği mesafeden şahitlikten öteye gidemiyor yaptıkları. Sahiplendiği, canının, kanının son damlasına kadar arkasında duracağı çocuk lafın gelişi kanından; canından olsa da kabul etmek gerekir ki anne için bu konu lafın gelişi olmakla kalmıyor, tam olarak kelime anlamına da bürünüyor…

Uzatmadan toparlamak gerekirse; her ne kadar her geçen gün bir tüketim ve pazarlama aracına iyice dönüşmüş olsa da, her ne kadar yılın her günü olması gerekirken sadece bir günle kısıtlanmış olsa da anneler gününe değinmeden geçmek “baba olmak”la bağdaşmaz… Evimizin annesi (ve hatta taze anneanne ve babaanne) başta olmak üzere Baba Olmak.com’u takip eden tüm annelerin, anne adaylarının ve potansiyel annelerin  anneler günü kutlu olsun… (Ne yaparsak yapalım yaptıklarınızın, feda ettiklerinizin, özverinizin yakınına yaklaşmamız mümkün değil ve hiçbir zaman olamayacak… Kıymetinizi bilmemiz bile mümkün değil malum; hakkınız ödenmez….)

Older posts

© 2018 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑