Mini Bir Anket

Bu anket fikrini Nurdan’dan aldım, o da başka bir Özgür’den almış… (Hoş, Hayhuy.com gibi içinde binlerce soru olan bir web sitesiyle uğraşıyor olup içindeki sorulardan bazılarını kızıma sormayı akıl etmemiş olmam garip geldi sonradan) Aynı soruları ben de sordum Z’ye; yaş kısmına takılmadım ama not olarak eklemek gerekirse Zep’in 3 olmasına iki ay kaldı sadece… Bu arada cevapların bir kısmının birebir aynı olması çok eğlendirdi beni öte yandan da bir takım şaka gibi cevaplar da çıkmadı değil, bu fikir için yukarıda söz geçen arkadaşlarıma teşekkür eder, buyru soru ve cevaplara derim:

En sevdiğin renk?
– Pembe

En sevdiğin arkadaşın?
– Tuna (Ben şahsen tanımıyorum Tuna’yı, o derece yani, ne zaman bu noktaya geldik hiç bilemiyorum ; )

En sevdiğin sayı?
– Onbeş (arkasından da ekledi: “Bir de onaltı”

Nereye gitmek istersin?
– Parka

Ataşehir’de en çok nereye gitmeyi seviyorsun?
– Uzak parka

Parkta en çok ne yapmayı seviyorsun?
– Dönme dolaba binmeyi

Odanda en çok neyi seviyorsun?
– Çiçeklerimi (Odasında çiçeği yok bu arada)

En sevdiğin oyuncağın hangisi?
– Geyik

En sevdiğin kıyafetin hangisi?
– Çiçekli elbisem

En sevdiğin tokan hangisi?
– Pembe olan

En sevdiğin yemek?
– Ispanak

En çok kimi özledin?
– Dedemleri

En sevdiğin hayvan hangisi?
– Kedi ve Köpek

En sevdiğin kitabın hangisi?
– Konuşan Kitabım (Sayfalarını çevirdikçe ormandaki hayvanların seslerinin duyulduğu üç boyutlu bir kitabı var)

En sevdiğin Cd’deki masal hangisi?
– Pamuk Prenses

En çok hangi filmi seviyorsun?
– Shrek

En sevdiğin meyve hangisi?
– Tatlı elma

Blog Ödülleri 2010

Her yıl olduğu gibi yine Blog Ödülleri zamanı geldi… Blogunu ödül kazanmak için yaratmamış biri olarak, ödül almak, ödül için yarışmak konularında tavrı net olan biri olarak çok yarışma heveslisi bir kişi değilim. (Şahsen tanıyanlar bilirler)

Öte yandan bir sektör çalışanı, bir internet profesyoneli olarak da bu tip organizasyonları sonunda kadar da destekliyorum. Byle böyle sektör standartlarının oluşacağına, taşların yavaş yavaş yerine oturacağına inanıyorum.
Okumaya devam et

Pazartesi Sendromu

Bir süredir kızımızda bir ergenliktir başgöstermişti. Gün içinde bir ters bir düz takılıyor, sabahları ilk kalktığında tam bir başbelası oluyor, canı istediğinde (veya istemediğinde) inanılmaz boyutlarda arıza çıkartabiliyordu.

İki yaşa ilk girdiğindeki “terrible two” vakasını kısa sürede atlattığımız için sevinmiştik ama herhalde ikinin sonunda doğru tekrar nüksetti bu başbelası durum diye düşünmeye başladık. Bu arada tersliği ve asabiyeti bazen o kadar parodi, o kadar komik noktalara varıyordu ki; karşısında ciddiyetimizi bozamasak da saklanıp da gülecek delik aradığımız oluyordu.
Okumaya devam et

İBebek

Şimdi bir servisi tanıtıp da diğer birini tanıtmamak olmaz. Turkcell’İn Bebeğimi Beklerken servisini tanıtmamın hemen ardından; üstelik tamamen tesadüfen Vodafone’un İbebek servisinden haberim oldu.
Okumaya devam et

Bebek taşıyıcıları yasaklandı!

(Radikal, 25 Nisan 2010)

Türkiye’de kullanımı giderek yaygınlaşan ‘askılı bebek taşıyıcıları’ ABD’de yasaklandı. Dr. Gökhan Mamur, ‘Ürün bebeğin burnunu kapatıyor, nefes almasını engelliyor’ diyor

İSTANBUL – Anne babaların yeni doğmuş bebeklerini daha rahat taşımaları için üretilen ve kullanımı Türkiye’de de giderek yaygınlaşan ‘askılı bebek taşıyıcıları’, bebeklerin boğularak ölümüne yol açtıkları gerekçesiyle ABD’de yasaklandı. Amerika’daki Tüketici Ürün Güvenlik Komisyonu, 3 bebeğin ölümüyle ilişkilendirdiği için bu ürünlerin toplatılmasına karar verdi.
Okumaya devam et

Heidi oradan, İsviçreli değilsin

(Taraf – 26.04.2010)

İsviçre’nin ulusal kurgu kahramanı Heidi’nin daha önce Almanya’da yazılmış bir kitaptan esinlenerek yaratıldığı iddia edildi. Bağımsızlıklarıyla övünen İsviçreliler çok rahatsız.

İsviçre televizyonunda bir kültür programında Alman edebiyat uzmanı Peter Büttner, İsviçrelilerin hiç hoşuna gitmeyen bir iddia dile getirince kıyamet koptu. Büttner, “Heidi İsviçreli değil, Alman!” dedi.
Okumaya devam et

Bebeğimi Beklerken

Malumunuz, Babaolmak.com’da advertorial yayınlayan, reklam amaçlı yazı yazan bir kişi değilim. (Yazarsam da bizzat söyler, gereken uyarıyı yaparım zaten…) Dolayısıyla önceden belirtmek isterim ki, şimdi tanıtacağım servisi reklam amaçlı tanıtmıyorum. Kendime yeni tarife ararken tesadüfen denk geldim ve bu konuyla ilgili algısı açık bir kişi olarak algıda seçicilik sonucu özel olarak dikkatimi çekti. Servis de ücretsiz bir servis olduğundan ve Babaolmak.com takipçilerinin ciddi bir kısmını oluşturan hamilelere çok uyacağını düşündüğümden tanıtayım dedim…
Okumaya devam et

Ufak Bir Hafta Sonu Kaçamağı

Miniğim;
Bu hafta sonu seni satıp annenle başbaşa vakit geçirdik… Doğumundan beri ilk kez… Sen bunu gerçekten büyük bir anlayışla karşıladın; böylece hafta sonu hepimiz çok güzel vakit geçirdik.

En başa dönelim…
Yaklaşık bir hafta önceden bu hafta sonu seni teyzene bırakıp tatile gideceğimizi sana söylemeye başladık. Son zamanlarda çok yorulduğumuzu, başbaşa kalıp dinlenmek istediğimizi anlattığımızda sana “tamam” dedin. Hafta sonunu teyzenle birlikte geçirmeye de aynı şekilde “tamam” dedin…

23 Nisan’ı birlikte geçirdik… Gezdik, tozduk, atlı karıncaya ve dönen salıncağa bindin, yeni ayakkabıların ve kocaman bir balonun oldu, yorucu bir günden sonra bir güzel uyudun. Cumartesi sabahı biz kampa gitmek için toparlanırken bir ara “hani beni de götürecektiniz” diye bir ufak deneme yaptın ama uzatmadın. Zaten teyzen bize geldi. Biz de sen çok fazla gerilme diye çok fazla oyalanmadık ve bir an önce dışarıya çıktık. Aklımız biraz sende kalsa da bu sefer çok üzerinde durmadık. Nerdeyse aylardır beklediğimiz bir fırsattı bu ve turuncuya atladığımız gibi Sile-Ağva’nın yoluna attık kendimizi.
Okumaya devam et

23 Nisan Krepi

Normalde Babaolmakcom’da video yayınlamak pek adetim değil malum. Z’nin zaten yeterince fotoğrafı ortalıkta -izinsiz kullanımı yasak olsa da- nahoş durumlar ortaya çıkmıyor değil. Ama 23 Nisan sabahı Z büyük bir keyifle ocak başında boynunda ahçı önlüğüyle krep yaparken çekmeden ve ardından da Vimeo’ya upload edemeden duramadım… :)
Okumaya devam et

Evrenin Çizgi Tarihi

Evrenin Çizgi Tarihi, uzun zamandır en heyecanla elime aldığım kitaplardan biri. Piyasaya çıkacağından önceden haberdar oluşum, taslak kopyasını önceden görmüş oluşum bir yana, konsept olarak, seri olarak, fikir olarak ve elbette Türkçe’ye çevrilme ve Türkiye’de basma girişimi olarak çok hoşuma giden bir kitap. Her şeyden önce Derin Kitap‘ın bastığı ilk kitap…
Okumaya devam et

İki Blog: Biri Gebe, Biri Sadece Anne

Şimdi diyeceksiniz gibi “gebe” blogu da ne… Gebe dediğin nereye kadar gebe? Bu blog nelere gebe? Bence olmayacak şey değil. Belki gebelik bir yerde bitiyor gibi görünüyor ama annelik daha nelere gebe; ebeveny olmak nelere gebe… Kimbilir… Laf oyunlarını bırakıp iki bloga dönelim…

Birincisi “Çalışan Gebe” Adı üstünde, çalışan bir gebe; gebeyken çalışmakla ilgili sıkıntılı olan pek çok gebenin sesi olmak üzere yola çıkmış; kendi sözlerini aynen aktaracak olursak:
Okumaya devam et

Facebook ve Twitter’da Baba Olmak!

Şu anda artık farkında olduğunuz üzere Babaolmak.com çok kapsamlı bir yenilenme sürecinde. Tasarımının A’dan Z’ye değişmesinin yanı sıra sosyal ağ siteleri ve son zamanların trendleriyle biraz daha net bir flört halinde.
Okumaya devam et

Erik Yıkarken Baba Olmak

Geçtiğimiz günlerden birinde eve mevsimin ilk eriğinin alınmasıyla birlikte bir şeyi bir kere daha fark ettim: Baba Olmak!

Z; pazardan gelmiş erikleri heyecan içinde beklerken mutfakta erikleri yıkarken içimden şu cümleyi kurdum farkında olmadan:
Okumaya devam et

İki Anekdot – Bölüm 2

Bu anlatacağım hikayecik bir önceki anekdotun arkasından gerçekleşiyor; oldukça düşündürücü de bir olay. Her aklıma geldiğinde çok eğlenmekle beraber üzülüyorum da, biraz da hep birlikte ders çıkarmak adına atlamadan yazmak istememin sebebi bu…

O pazar akşamı Z., annesinin kucağında uyur halde eve çıkarken ben de sitenin otoparkında yer bulamayıp site dışına park ettim arabayı. Bir çok çanta, torbalar, ceketler, fotoğraf makinesi, Z’nin oyuncakları derken ellerim kollarım her zamanki gibi doldu. Üstüne inat edip Z’nin bagajdaki bisikletini de bir şekilde yüklendim…

Bisiklet önemli. Z’den 6 ay büyük kankası Ada’nın bisikleti artık ona ufak geldiğinden kendisine el koyduk. Cumartesi el koyuşumuzun ardından çok fazla binmeye fırsat bulunamadığından Pazar günü arabanın bagajına aldık ki bir park mark yürüyüş durumu olursa Z. de bisiklete binsin. Ama mümkün olmadı. Bu sebeple, Pazartesi bisikleti aklına geldiğinde sitenin dışında arabayı aramasınlar diye bisikleti sitenin içine sokup diğer çocukların bisikletlerinin bulunduğu bisiklet parkının yanına bıraktım.

Ertesi sabah ben motorla, servisi kaçıran anne de arabayla işe gittik. Gün içinde bir telefon konuşmasında annemiz bisikleti hala bagajda sandığından Mine Teyzemize ve hatta Z’ye telefonda akşam bisikletle birlikte dışarı çıkma sözünü iletmiş. Benim bu durumdan haberimin olmasının sebebi akşam başbaşa sinemaya gitmek için eşimi ayartmaya çalışmam. “Z’ye bisiklet sözüm var” deyince durum ortaya çıktı…

Bunda ne var diyeceksiniz… Bisikletin nerede olduğunun aydınlatılması maalesef akşamüstünü buluyor. Öğle saatlerinde Mine Teyze’siyle çocuk parkına gitmek için dışarı çıkan Z. bisikletini görüyor ve binmek için uğraşıyor. Hatta sonunda tutturuyor. Bisikleti arabada sanan Mine’nin ise Z’yi, onun başkasının bisikleti olduğuna ikna edebilmek için çok uğraşması gerekiyor. Z., ne yapıp etse de Mine’yi ikna edemiyor; muhtemelen kendisi de ikna olmamakla beraber (ki niye olsun) boyun eğmek zorunda kalıyor… Ve söylene söylene, arkasına baka baka bisikleti bırakıp parka gidiyor.

Bunları telefonda öğrenince sahne birebir gözümüzün önünde canlandı. Aslında Z. doğruyu söylüyordu ama ne yazık ki sadece 2,5 yaşındaydı. Başka zamanlar bisiklet parkındaki başka bisikletlere ve scooter’lara da sulandığından ve tabii ki bisikleti arabada sanıldığından ciddiye alınmamıştı…

Ve belki de hepimiz için bu hikayeden dersler çıkabilir değil mi?

(Durum açığa çıkar çıkmaz eve telefon edildi; herkes Z’den özrünü diledi, gönlünü aldı… :)

Çocuklar için “Hokus Pokus Kanyonus” 23 Nisan’da Kanyon’da!

Babaolmak.com’u sürekli takip edenler bilirler ki pek fazla etkinlik duyuruzu yayınlamam, basın bültenlerini (genelde) pek değerlendirmem. Ama bu aralar sitenin tasarımının da yenilenmesiyle birlikte “duyurular” diye bir bölüm de açtım. Belli bir süzgeçten geçen etkinlikleri, duyuruları paylaşayım istiyorum. Sayfa tasarımında da yerini zamanla bulur sanıyorum bu bölüm…
Okumaya devam et