Month: Ağustos 2008 (page 1 of 3)

Favori Oyuncaklar (13-14 ay)

Ne zamandır yapmak istediğim ama bir türlü ağız tadıyla fırsat bulamadığım ver ertelediğim bir yazıya başlıyorum. Kızımızın favori oyuncakları. ( Babaolmak.com’u başından beri takip eden, yüzünü hiç görmediğimiz ama ara sıra mailleştiğimiz kızımızın adaşlarından birin annesi -baş harfi Nurdan- sayesinde konuyu ele almaya ve mümkünse süreklileştirmeye başlıyorum) Yazının bir kısmını da annemizin oyuncaklarla ilgili yazdıklarından kes yapıştyırıyorum – hayat müşterek; olacak o kadar.

Kızımız oyuncaklarına meraklı… Hoşlandığı oyuncaklarla uzun süre kendi başına oyalanabiliyor. (Bunun anlam ve önemini bilen bilir, takdir edeb gerçekteb eder) Yaklaşık 45 dakika kendi başına tek bir oyuncakla oynayabiliyor. Evde oldukça fazla oyuncak olduğundan uyguladığımız taktik oyuncakların belli kısmını dönemsel olarak kaldırıp bir nevi rotasyon uyguluyoruz. (Bir dönem hiç ilgilenmediği bir oyuncakla bir sonraki rotasyonda çok ilgilendiği olabiliyor – veya tam tersi.) Her durumda oyuncak bolluğunda oyuncaklardan sıkılmadığı gibi zaman zaman karşısına yeni oyuncaklar çıkması da heyecenlandırıyor kendisini. (şimdilik hiçbirine obsesif şekilde takılmamış olduğundan da sorun yaşamıyoruz. Ki bir çok oyuncak da olsa bellki bir iki tanesiyle birebir takılmayı tercih ediyor.

Farklı boyutlarda olup içiçe geçebilen kutular

İç İçe Geçen Kutular

“Zeynep hala kutuları çok seviyor. Ama artık kutu seti değişti. Eskiden 5 lik daha basit bir seti vardı. şimdi 10 adet iç içe geçen, kalın kartondan yapılma, her yönnde resimleri olan bir set var. Bir arkadaşımız YAPA’dan almış Koşuyolu’nda bir mağazaları var, oranın sahibi beyefendi çok yardımcı oluyormuş eğitici oyuncak konularında…”

Ahşap, hayvanlı yapboz: Hayvanları tanıtmak için son derece başarılı.

Ahşap Hayvanlar & Yap Boz

“İkinci favori oyuncağımız, yine YAPA’dan yap boza benzer bir şey. Üzerinde 7-8 tane hayvan var, hayvanların kulp gibi bir şeyi var. onları yerlerinden çıkarıp tekrar yerleştirebiliyor. şu anda tekrar yerine koymayı pek beceremiyor ama o kulpları tutması falan ince motor hareketlerini geliştiriyor sank :) Bir de hayvanları ağzımın önüne getirip seslerini taklit etmemizi seviyor.”

Teürkçe konuşan ve şarkı söyleyen bir köpek... Diksiyonu da gayet düzgün.

Pilli Oyuncaklar

“Birincisi (sanırım) Playskool’un Türkçe konuşan oyuncak serisinden köpek olanı. İlk zamanlar evde de çok oynuyordu ama yürümeye başlamasıyla birlikte artık pek oturarak bir şeyler yapmak istemiyor. Ama şimdi de özellikle arabada giderken çok güzel uynuyor bu köpekle. Çok teknolojik oyuncakları ben de sevmiyorum ama bu oldukça başarılı. Her yerde satılıyor bu köpek Joker Maxitoys da gördük en son.”

Ki ben de eklemeden geçemeyeceğim, gayet güzel bir Türkçeyle şarkılar söyleyen bu köpekçik, ilgili organına basıldığında ismini söylüyor (göz, burun, kulak, göbek gibi) Bazı şarkıları oldukça keyifli, dilinize dolandı mı uzun süre ağzınızdan düşmüyor.

Bu resimde traktör görünmese de; işte çiftçi, işte hayvanlar...

Traktör ve Römork ve de Römorktaki Hayvanlar

“İkincisi de çiftlik traktörü. Traktörün bir şoförü, arka tarafta 5-6 hayvan, kornası falan var. Hayvanlara bastırdığında o hayvanın sesi çıkıyor. Korna sesi var. Sürücüye bastırınca şarkı çalıyor ve hareket ediyor. oldukça başarılı bir canlandırma, Zeynep çok uzun süre boyunca oldukça uzun süreli konsantre oyunlar oynadı kendisi ile, şu anda eskisi kadar favorisi değil ama halen hayvanları ile oynuyor. Hayvanları ve onların seslerini öğretmek içinçok faydalı. Toy’s R Us dan almış arkadaşlarımız. şimdi adı Toyiki olmuş sanırım.

Son olarak Imaginarium diye bir oyuncakçıya gittik.  Çocuklar için ayrı bir kapısı olan çok enteresan bir yer. İçerde vakit geçirmek çok çok keyifli ama biz yaklaşık bir saatimizi orada geçirdikten sonra hiçbir şey almadan çıktık. Büyük çocuklara yönelik biraz daha fazla şey var. Aynen Leonardini de olduğu gibi. Bazı oyuncaklar da gereğinden fazla pahalı geldi bize. Çok eğlenceli ve eğitici bir çok şey gördük, ama evet işte budur, bu oyuncağı mutlaka alalım dediğimiz bir oyuncak olmadı. Ama mutlaka gidilip gezilmeli bence.”

Galiba Doğru Terimleri Buldum…

Bizim “bebek” dediğimiz şeye ingilizcede “baby” demiyorlar malum. Bir takım aramalarda sorunlar yaşanabiliyor veyahut hangi terimin tam olarak neyi karşıladığını bilemediğiniz olabiliyor. Az önce yaş aralıklarıyla birlikte karşılıklarına denk geldim:

00 – 01 yaş: infant
01 – 03 yaş: toddler
03 – 05 yaş: preschooler
05 – 12 yaş: kid
13 – 18 yaş: teen
18+ : grownup
(yukarıdaki dağılımda ilk ikisi “baby” ikinci ikili “child” olarak da gruplanabilir sanıyorum.

Bizde sanki şöyle gibi 2-3 yaş civarına kadar “bebek” 3-12 “çocuk” 12-18 arası da “ergen” (Elbette bizde de “yenidoğan”, “okul öncesi”, “ilkokul çocuuu”, “garson boy” gibi detay terimler var ama gördüğüm kadarıyla ingilizcedeki kadar net değil.

Bir diğer kriter de “yürüme” olabilir sanki. Yürüyene kadar “bebek” yürümeye başlayınca “çocuk” oluyorlar sanki… (Biz aynen öyle hissetmiştik…) Aslında elbette ki sadece yürümek değil o esnada o kadar çok şey birdenbire gelşişiyor ki birdenbire ebebeğinizi “çocuk” olarak görmeye başlıyorsunuz. Yürüyebiliyor; işaretlerle ve hecelerle de olsa derdini anlatabiliyor, kendi kendine vakit gaçirmeye başlıyor; iletişim kuruyor (hem de bolca) hatta şakaşalmaya, küçük oyunlar yapmaya başlıyor… Yani aslında eni konu mobilize ve interaktif bir halke geliyor. (Bölyle olunca da ne oluyor? Çocuk oluyor… :) )

Siz bebeğinize ne zaman çocuk demeye başladınız?

Nazilli Sebzeleri :)

Hazır hızımı almış siteyi ortalamanın üzerinde güncelliyorken bir de blog tanıtıvereyim. Herşeyden önce kendimizden biliyorum kızımıza olabilecek en sağlıklı gıdaları temin etmek için uğraşıyoruz. Mümkünse organik gıdalara yöneliyoruz. (şişli’deki ekolojik pazar gibi) Yine gelen bir maille amatör bir heyecanla köy ürünleri konusunda faaliyet gösteren bir bayanın bloguna ulaştım.

Pınar Hanım’ım blogu: “Nazilli’den Köy Ürünleri” sitedeki yorumları ve bana sieteyle ilgili yönelndireilen bir kaç maildeki yazışmaları okuduğumda açıkçası etkilendim. Pınar Hanım’ın blogunu inceleyin; yorumları okuyun; sanırım kendisine yorumlar ve blog üzerinden temasa geçebilirsiniz. Yok halledemedik derseniz bende e-posta adresi de mevcut, isteyenlerle paylaşabilirim.

Sağlıklı beslenmek konusuyla ilgilenenler için öellikle tavsiye ediyorum bu durumda: Nazilli Sebzeleri :)

Tam yazıyı yayınlaak üzereyken konuyla ilgili aklıma gelen bir site de Devletsah.com; çok uzun süredir takip etsem de burada bahsetmemiştim; hazır konu yeme içmeden açılmışken Devletşah‘ın yemek tariflerini ve önerilerini de mutlaka görün derim… Sadece içerik değil tasarım olarak da alemin en iyi sitelerindendir…

Çocuk Sahibi Olmadan Önce Yapılması Gereken 70 şey

Bu yazıya bugün rastladım (zaten çok da tazeymiş) Çocuk sahibi olmadan, o sorumluluğun altına girmeden ve hayatınız yeni bir yön, yeni bir ivme kazanamadan önce yapılması gereken 70 şey.  (Ki bu satırları okuyanların büyük kısmı için sanırım çok geç) Satırların sahipleri listede oldukça ilerlemişler dediklerine göre. (Ancak listeyi tamamlamak da her babayiğidin harcı değil orası belli)

Yaşadığımız coğrafya sebebiyle de bir takım kısıtlar var elbette. Dolayısıyla bu yazıyı babaolmak.com’a almamın bir sebebi de belki yorumlar aracılığıyla kendi listemizi yapabiliriz. (Hatta abana kalırsa listeyi yaptıktan sonra “neden ç.ocukla birlikte de yapılmasın ki” dediğimiz maddeleri de ayrıca işaretleyebiliriz. (Mesela Mardin’e, Antep’e, Hasankeyf’e gitme hayallerimiz var, kızımızdan önce yapamadık ama şimdi düşünüyorum, bir süre sonra hep beraber de yapabiliriz aslında…) Ama listede göreceğiniz, paraşütle serbest atlayış, köpekbalıklarıyla yüzmek vb. gibi deneyimler için çok geç kalmış olabiliriz… Evet. :)

Buyrun link burada:
70 Things To Do Before Having Children

Hayat Bir Çocuğa Nasıl Anlatılmalı?

Aşağıdaki köşe yazısı bugün geçti elşime. Yazarı Aylin Kotil‘in web sitesi hata verdiği için yazının orijinaline ulaşamadım dolayısıyla TR karakterler yok yazıda; mailin içinden aynen kes yapıltır yapıyorum. Yazının tarihi 23 Mayıs 2007; Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanmış.

Arkadasimin kizi bir yasina gelmisti, ‘Sen egitimcisin, neler ogretmem gerekiyor, bazen kendimi cok caresiz hissediyorum’ dedi. Sorusu kolaydi ama, yaniti zordu, akil vermesi basitti ama uygulamasi karmasikti, anlatmaya basladim:

Annelik uzun zaman alan ve gunun yirmi dort saati devam eden adi ‘insan yetistirmek’ olan bir is. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karsiligini alirsin. Isine zaman harcarsan isinden, esine zaman harcarsan esinden, cocuguna zaman ayirirsan da ondan karsiligini alirsin.

Yapabiliyorsan gozyaslarini tutmamasini ogret, aci cekmeden olgunlasamayacagini… Kiskanmamayi ogret ona, arkadasinin basarisindan mutlu olmayi, birlikte sevincleri paylasmayi, icinden ‘neden ben degil de o?’ demeden…

Kazanmaktan mutluluk duyup icine sindirmeyi, ama ayni zamanda kaybetmeyi ogrenmesini. Cunku bir adim sonrasinda gorunuste galip olanlari gosterecek hayat ona.
Continue reading

Older posts

© 2018 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑