Month: Ağustos 2007 (page 1 of 5)

Bezsiz Çocuk, Dertsiz Çocuk Mu?

(Radikal, 31 Ağustos 2007)

ABD’de anneler arasında başlayan bir hareket bebekleri bezden kurtarıyor! İki annenin Ocak 2004’te ‘diaperfreebaby.org’ sitesinde başlattığı uygulamaya katılanlar, en başından itibaren bebek bezi kullanmayı reddediyor; bebeklerin zaten doğuştan, ihtiyaçlarını beden diliyle ifade edebildiğini öne sürüyor.
Doğdukları andan itibaren çocuklarına tuvalet eğitimi veren anneler, bir yaşını bile doldurmamış bebeklerinin ‘altına yapmaması’yla gurur duyuyor.

Altı aylık ve yatağı ıslatmıyor
13 aylık bir bebek annesi olan Erinn Klatt, doğar doğmaz tuvalet eğitimi vermeye başladığı oğlunun altı aylık olduğundan beri gece yatağını ıslatmadığını söylüyor. Klatt’a göre, bu durumun en güzel yanı, bebek bezi değiştirmek ve sürekli koca bez çantasıyla dolaşmak zorunda kalmaması!
Bebek bezi bağımlılığından kurtulmak isteyen annelerin amacı, çocuklarıyla daha sıkı bir bağ kurmak, bezlerin bebeklerinin cildini tahriş etmesini engellemek ve çevreye verilen zararın önüne geçmek. Ancak bazı annelerle pedagoglar buna şüpheyle yaklaşıyor. Beş aylık bir kız annesi olan 40 yaşındaki Lisa Bolcato, “Doğumdan itibaren eğitmek korkunç geliyor. Bebeği besleme aralarında ikişer saat uyku uyuyabilirken, bununla uğraşacak zaman olacağını sanmıyorum” diyor.

Konu hakkında uzmanların ne dediğini ve yazının devamı okumak için lütfen tıklayın.

Emzik Yoksa Parmak Var – 2

Emzik vermediğinizde bu “yoksunluk”la nasıl başaçıkabildiklerine dair bir video bu. Ellerinin kendilerine ait olduğunu fark ettikleri bir dönem değil bu. Parmak (veya el) tamamen rastlantısl olarak ağzın içine giriyor ama ondan sonrası tam bir sarhoşluk, tam bir mutluluk hali… Elini ağzından çektiğinizde bir daha kolay kolay bulamıyorlar ağzı (15 günlükken bulamıyorlar en azından) ancak 45 – 50 günlere vardıklarında ellerine çok daha hakim olmaya başlıyorlar ve ağızda emzik olmadığında, parmakların veya tüm elin ağza sokulmasını engellemek için sürekli teyakkuzda olmanız lazım… :) (Video, 21 Temmuz 2007 tarihli, telefonla ve oldukça loş bir ortamda çekildiği için görüntü kalitesi düşük, üzgünüm…)

Online Veletler

Annelerin (ve hatta malumunuz babaların) blogları olur da veletlerin olamaz mı? Olur… Hoş, veletlerin bloglarını kendileri değil de anneleri veya babaları güncellerler. Zeyneps.com‘a yazılan bir yorum sonucunda Toprak’ın sitesinden haberdar oldum ben de. (Toprak’ın sitesinden ziyade Toprak’tan haberdar oldum diyelim) Toprak’ın babasının bir web tasarımcısı olması sebebiyle Toprak’ın sitesinin imrenilecek şıklıkta olması apayrı bir konu elbet. (Ben ki tasarımcı değilim, bu kadarını kendi başıma yapabiliyorsam, tasarımcı bir babanın neler yapabileceği malum)

Neyse, Toprak’ın sitesini “blogcu anneler” veya “babaların blogları” kategorisine sokamadığımdan ben de “Online Bebekler” kategorisi açayım dedim yandaki sütuna, ancak bu “bebek”lerin bir süre sonra bebeklikten çıkacağı düşüncesi bebek yerine “velet” kelimesine yönlendirdi beni. (Amma uzun açıkladım değil mi?) Neyse, bir takım veletlerin sitesinin “Blogcu Anneler” bazılarının “Babaların Blogları” arasında olması sizi şaşırtmasın, hem anne hem babanın güncellediği, bir takım veletlerin siteleri de artık “Online Veletler” kategorisinde olacak… (Her ne kadar blog’dan ziyade photoblog olsa da Zeynep de bu kategoride – Toprak yalnız kalmasın değil mi? Çok yakında San da aynı kategoride) ;)

Houston! We have a problem!

Her ne kadar biz uzun süre kabul etmemiş olsak da kızımız kilo almıyor yahu! (Paniğe gerek yok, artık alıyor) Ama bakın neler oldu…

Daha önce de yazmıştım, hastaneden çıkış kilosu ilk beş günde gayet güzel artınca 17.gün gittiğimiz ilk doktor kontrolümüze kadar son derece rahat anne-babayı oynayarak, geceleriş mışıl mışıl uyuyan veledimizi uyandırmadığımızdan (Hastanedeki doktorun demesiyle) kızımız ilk doktor kontrolünde oldukça zayıf çıkmıştı. (Sağlıklı ve zayıf diyelim) Ondan sonraki haftalarda haftada bir tartı kontolllerinde ise kilo alsa da normal aralık içinde ama ortalamanın çok altındaydı) Doğumu yaptıran doktorumuz kızıızn inceliğinden, hareketliliğinden ve güçlü kaslarından çok memnun kalıp “unique” bir bebeğiniz var… Süper.. Vallahi süper… gibi yorumlar yapıp “Öyle çok kilolu güzel olmuyor zaten, hantallaşıyorlar, böyle “gayet fit” bence çok iyi” gibi yorumlar yapmış olsa da çocuk doktorumuz buna pek tahammül etmedi, edemedi. (Diğer doktora değil, zayıflık haline)

Bir önceki hafta, anne sütünün yanı sıra günde bir sefer de mama vermeye başladık biz de. Nutricia’dan “Nutrilon 1” Gayet keyifli de oldu benim açımdan, çünkü günlük bir sefer olan mama töreni haliyle “Baba”nın olacaktı. Öyle de oldu… Dolayısıyla kızımız her seferinde annesinin suratını (daha çok alnını ve saçlarını) izlerken artık babasının alnını ve saçlarını da izleyebilecekti.

Günde bir öğün de olsa mamanın en önemli etkisi kızımızın ultra primasından yayılan inanılmaz koku oldu. (Gerçeklerle tanıştık böylece) Bu kadar sevimli, güzel, hadi bunları geçtim, bu kadar ufak tefek bir organizmadan böylesi bir kokunun çıkması, böyle bir yaratığın bir kadının içinde büyüyüp dışarı çıkmasına benzer bir mucize sanıyorum…  :) (Ama kesinlikle alışılıyor, hatta hoşunuza bile gidiyor)

Ve fakat gel gör ki bir haftanın sonunda kızımız hala istendiği miktarda kilo alamamıştı. Hepi topu 100gr artmıştı. (Milletin bebeği 4 kilo, 5 kilo doğuyor, bizim böcek 6 hafta sonunda ittire ittire 3,5 kilo oldu) (Bu kadar rahat ve keyifli anlattığıma bakmayın, ilk anda -özellikle annede- ciddi bir depresyon ve moral bozukluğu sebebi tüm bunlar ki aslında ayrıca detaylı olarak yazılmalı.) Bu kilo almama durumu sonunda doktorumuz zaten duruma el koyup “Yettini ülen, anne sütü de anne sütü diye tutturdunuz, çabaladınız ettiniz, sesimizi çıkarmadık ama bizim de bi sabrımız var, başlarım sizin “Nolur anne sütü verelim” takıntınızdan” diyerek (Tam olarak bu kelimeleri kullanmasa da) Her öğün mama verilmesini rica etti. (Tam olarak rica sayılmaz) Son durumda her öğün 15 dakika sağ 15 dakika sol meme ardından 90ml mama. (90ml mama dediğime bakmayın, 90ml suya mama; 90 su + 3 ölçek mama 105ml civarı yapıyor) Mamanın tamamını zorlamıyoruz elbet içtiği kadarını içsin dendi. Dolayısıyla bazı öğünlerde ciddi miktarda anne sütü çekiştiren kızımzı anne sütü sonrası 30-90ml kadar mama indiriyor mideye… Bakalım bu haftanın sonunda göreceğiz ne kadar şiştiğini. (Bana kalırsa yavaşyan gıdısı çıkmaya, kollar ve bacaklar dolmaya başladı)

Bu esnada buzlukta yedeklediğimiz anne sütlerinden de veriyoruz bazı öğünlerde, o öğünlerde annemiz de süt sağıyor. Sağma sonucu hem süt artıyor hem de stoktaki sütleri “tzelemiş” oluyoruz. Azalan (veya azaldığı düşünülen) anne sütünün arttırılması için bir takım yöntemler de bir dahaki sefere artık. ;) 

Emzik Yoksa Parmak Var – 1

Bir önceki yazıya (Emzik Mevzuu) gelen yorumu okuyunca, aynı şeyi, nerdeyse birebir yaşadığımız geldi aklıma. Telefonla kaydedilmiş bir videoyu youyube’a koyayım dedim ben de… Her seyrettiğimizde güldürüyor bizi… (Bir de devamı var bunun, o da yakında…) (Bu arada tarih 20 Temmuz 2007 bu videoda, velet 14 günlükken)

Older posts

© 2018 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑