Bezsiz Çocuk, Dertsiz Çocuk Mu?

(Radikal, 31 Ağustos 2007)

ABD’de anneler arasında başlayan bir hareket bebekleri bezden kurtarıyor! İki annenin Ocak 2004’te ‘diaperfreebaby.org’ sitesinde başlattığı uygulamaya katılanlar, en başından itibaren bebek bezi kullanmayı reddediyor; bebeklerin zaten doğuştan, ihtiyaçlarını beden diliyle ifade edebildiğini öne sürüyor.
Doğdukları andan itibaren çocuklarına tuvalet eğitimi veren anneler, bir yaşını bile doldurmamış bebeklerinin ‘altına yapmaması’yla gurur duyuyor.

Altı aylık ve yatağı ıslatmıyor
13 aylık bir bebek annesi olan Erinn Klatt, doğar doğmaz tuvalet eğitimi vermeye başladığı oğlunun altı aylık olduğundan beri gece yatağını ıslatmadığını söylüyor. Klatt’a göre, bu durumun en güzel yanı, bebek bezi değiştirmek ve sürekli koca bez çantasıyla dolaşmak zorunda kalmaması!
Bebek bezi bağımlılığından kurtulmak isteyen annelerin amacı, çocuklarıyla daha sıkı bir bağ kurmak, bezlerin bebeklerinin cildini tahriş etmesini engellemek ve çevreye verilen zararın önüne geçmek. Ancak bazı annelerle pedagoglar buna şüpheyle yaklaşıyor. Beş aylık bir kız annesi olan 40 yaşındaki Lisa Bolcato, “Doğumdan itibaren eğitmek korkunç geliyor. Bebeği besleme aralarında ikişer saat uyku uyuyabilirken, bununla uğraşacak zaman olacağını sanmıyorum” diyor.

Konu hakkında uzmanların ne dediğini ve yazının devamı okumak için lütfen tıklayın.

Emzik Yoksa Parmak Var – 2

Emzik vermediğinizde bu “yoksunluk”la nasıl başaçıkabildiklerine dair bir video bu. Ellerinin kendilerine ait olduğunu fark ettikleri bir dönem değil bu. Parmak (veya el) tamamen rastlantısl olarak ağzın içine giriyor ama ondan sonrası tam bir sarhoşluk, tam bir mutluluk hali… Elini ağzından çektiğinizde bir daha kolay kolay bulamıyorlar ağzı (15 günlükken bulamıyorlar en azından) ancak 45 – 50 günlere vardıklarında ellerine çok daha hakim olmaya başlıyorlar ve ağızda emzik olmadığında, parmakların veya tüm elin ağza sokulmasını engellemek için sürekli teyakkuzda olmanız lazım… :) (Video, 21 Temmuz 2007 tarihli, telefonla ve oldukça loş bir ortamda çekildiği için görüntü kalitesi düşük, üzgünüm…)

Online Veletler

Annelerin (ve hatta malumunuz babaların) blogları olur da veletlerin olamaz mı? Olur… Hoş, veletlerin bloglarını kendileri değil de anneleri veya babaları güncellerler. Zeyneps.com‘a yazılan bir yorum sonucunda Toprak’ın sitesinden haberdar oldum ben de. (Toprak’ın sitesinden ziyade Toprak’tan haberdar oldum diyelim) Toprak’ın babasının bir web tasarımcısı olması sebebiyle Toprak’ın sitesinin imrenilecek şıklıkta olması apayrı bir konu elbet. (Ben ki tasarımcı değilim, bu kadarını kendi başıma yapabiliyorsam, tasarımcı bir babanın neler yapabileceği malum)

Neyse, Toprak’ın sitesini “blogcu anneler” veya “babaların blogları” kategorisine sokamadığımdan ben de “Online Bebekler” kategorisi açayım dedim yandaki sütuna, ancak bu “bebek”lerin bir süre sonra bebeklikten çıkacağı düşüncesi bebek yerine “velet” kelimesine yönlendirdi beni. (Amma uzun açıkladım değil mi?) Neyse, bir takım veletlerin sitesinin “Blogcu Anneler” bazılarının “Babaların Blogları” arasında olması sizi şaşırtmasın, hem anne hem babanın güncellediği, bir takım veletlerin siteleri de artık “Online Veletler” kategorisinde olacak… (Her ne kadar blog’dan ziyade photoblog olsa da Zeynep de bu kategoride – Toprak yalnız kalmasın değil mi? Çok yakında San da aynı kategoride) ;)

Houston! We have a problem!

Her ne kadar biz uzun süre kabul etmemiş olsak da kızımız kilo almıyor yahu! (Paniğe gerek yok, artık alıyor) Ama bakın neler oldu…

Daha önce de yazmıştım, hastaneden çıkış kilosu ilk beş günde gayet güzel artınca 17.gün gittiğimiz ilk doktor kontrolümüze kadar son derece rahat anne-babayı oynayarak, geceleriş mışıl mışıl uyuyan veledimizi uyandırmadığımızdan (Hastanedeki doktorun demesiyle) kızımız ilk doktor kontrolünde oldukça zayıf çıkmıştı. (Sağlıklı ve zayıf diyelim) Ondan sonraki haftalarda haftada bir tartı kontolllerinde ise kilo alsa da normal aralık içinde ama ortalamanın çok altındaydı) Doğumu yaptıran doktorumuz kızıızn inceliğinden, hareketliliğinden ve güçlü kaslarından çok memnun kalıp “unique” bir bebeğiniz var… Süper.. Vallahi süper… gibi yorumlar yapıp “Öyle çok kilolu güzel olmuyor zaten, hantallaşıyorlar, böyle “gayet fit” bence çok iyi” gibi yorumlar yapmış olsa da çocuk doktorumuz buna pek tahammül etmedi, edemedi. (Diğer doktora değil, zayıflık haline)

Bir önceki hafta, anne sütünün yanı sıra günde bir sefer de mama vermeye başladık biz de. Nutricia’dan “Nutrilon 1” Gayet keyifli de oldu benim açımdan, çünkü günlük bir sefer olan mama töreni haliyle “Baba”nın olacaktı. Öyle de oldu… Dolayısıyla kızımız her seferinde annesinin suratını (daha çok alnını ve saçlarını) izlerken artık babasının alnını ve saçlarını da izleyebilecekti.

Günde bir öğün de olsa mamanın en önemli etkisi kızımızın ultra primasından yayılan inanılmaz koku oldu. (Gerçeklerle tanıştık böylece) Bu kadar sevimli, güzel, hadi bunları geçtim, bu kadar ufak tefek bir organizmadan böylesi bir kokunun çıkması, böyle bir yaratığın bir kadının içinde büyüyüp dışarı çıkmasına benzer bir mucize sanıyorum…  :) (Ama kesinlikle alışılıyor, hatta hoşunuza bile gidiyor)

Ve fakat gel gör ki bir haftanın sonunda kızımız hala istendiği miktarda kilo alamamıştı. Hepi topu 100gr artmıştı. (Milletin bebeği 4 kilo, 5 kilo doğuyor, bizim böcek 6 hafta sonunda ittire ittire 3,5 kilo oldu) (Bu kadar rahat ve keyifli anlattığıma bakmayın, ilk anda -özellikle annede- ciddi bir depresyon ve moral bozukluğu sebebi tüm bunlar ki aslında ayrıca detaylı olarak yazılmalı.) Bu kilo almama durumu sonunda doktorumuz zaten duruma el koyup “Yettini ülen, anne sütü de anne sütü diye tutturdunuz, çabaladınız ettiniz, sesimizi çıkarmadık ama bizim de bi sabrımız var, başlarım sizin “Nolur anne sütü verelim” takıntınızdan” diyerek (Tam olarak bu kelimeleri kullanmasa da) Her öğün mama verilmesini rica etti. (Tam olarak rica sayılmaz) Son durumda her öğün 15 dakika sağ 15 dakika sol meme ardından 90ml mama. (90ml mama dediğime bakmayın, 90ml suya mama; 90 su + 3 ölçek mama 105ml civarı yapıyor) Mamanın tamamını zorlamıyoruz elbet içtiği kadarını içsin dendi. Dolayısıyla bazı öğünlerde ciddi miktarda anne sütü çekiştiren kızımzı anne sütü sonrası 30-90ml kadar mama indiriyor mideye… Bakalım bu haftanın sonunda göreceğiz ne kadar şiştiğini. (Bana kalırsa yavaşyan gıdısı çıkmaya, kollar ve bacaklar dolmaya başladı)

Bu esnada buzlukta yedeklediğimiz anne sütlerinden de veriyoruz bazı öğünlerde, o öğünlerde annemiz de süt sağıyor. Sağma sonucu hem süt artıyor hem de stoktaki sütleri “tzelemiş” oluyoruz. Azalan (veya azaldığı düşünülen) anne sütünün arttırılması için bir takım yöntemler de bir dahaki sefere artık. ;) 

Emzik Yoksa Parmak Var – 1

Bir önceki yazıya (Emzik Mevzuu) gelen yorumu okuyunca, aynı şeyi, nerdeyse birebir yaşadığımız geldi aklıma. Telefonla kaydedilmiş bir videoyu youyube’a koyayım dedim ben de… Her seyrettiğimizde güldürüyor bizi… (Bir de devamı var bunun, o da yakında…) (Bu arada tarih 20 Temmuz 2007 bu videoda, velet 14 günlükken)

Emzik Mevzuu (Önemli Mevzuular Serisi No:1)

Son bir kaç haftadır bir takım önemli mevzuular bizi düşündürdü, düşündürüyor. Vakit buldukça hepsini paylaşayım istiyorum ve yazmadıkça da birikiyorlar. Gittikçe de artıyorlar iyi mi? şöyle bir sıralamaya kalktığımızda: Emzik Mevzuu, Gaz Mevzuu, Kolik Mevzuu, Mama Mevzuu, Biberon Mevzuu, Süt Azalma Mevzuu, (bir öncekiyle bağıntılı olarak) Süt Arttırma Mevzuu gibi gündemi meşgul eden mevzuular gibi daha önceden kalma Puset Mevzuu, Ana Kucağı Mevzuu, Epidural Mevzuu, Sezeryan Mevzuu, Doğuma Girme Mevzuu gibi “mevzuu”lar var. Hepsini temizlemek elbette vakit alacak (üstelik de yenileri de ekleniyor düzenli olarak) Ama bir yerden başlamak lazım değil mi?

Emzik Mevzuu: Bu konuda bir çok batl inanış var. (Elbette doğruluk payı da vardır bir kısmının) Emziğe alışan bir bebeğin onu bir daha kolay kolay bırakmayacağı, emziğe alışan bir veledin memeyi red edebileceği, bir dahahiçbir zaman susmayabileceği gibi… Gibi… Gibi…

İnterneti kurcaladığımızda, özellikle çocuk doktoru annelerin görüşlerini okuduğumuzda, gördük ki… (Niye çoğul yazıyorsam) Gördüm ki, herkeste başta bir çekinme hali, tereddüt var… Vermek ya da vermemek bir süreliğine büyük bir yol ayrımı olarak karşısına çıkıyor (biz taze) ebeveynlerin. Ancak emzik verilip, üstelik de kabul gördüğü andan itibaren de inanılmaz bir rahatlamanın kapısı açılıyor.

Sanıyorum dikkat edilmesi gereken belli hususlar var:
– Aç bir bebeği emzikle kandırmamak lazım
– Emziği sadece ağladığı zamanlarda değil, bazen ağlamadığında da verivermek lazım. (Biz öyle yaptık, gidişattan memnunuz) Dolayısıyla bebek denen cüceler, ağlamak=emzik verilmesi gibi bir denklem kuramıyorlar (şimdilik)
– Ne zaman emziğe son verileceğini bilmek lazım… (Du’ bakalım)
– Velet mızldanmaya, fıkırdanmaya başladığında ilk çare olarak emzik verilmeyip, iletişim kurulmalı, dikkati dağıtılmalı veya bir yerde toparlanmalı. Kısacası kendisiyle öncelikle “ilgilenilmeli” (Emzikle değil, bebekle)

Aslında bu emzik konusu bir tabu olarak algılanmaktan ziyade ebeveyn sağduyusuyla kullanımına, kullanım zaman ve miktarına karar verilen bir “gerekli hallerde camı kırınız” kurtarıcı olarak düşünülmeli.

Herşeyi Babaolmak.com’dan beklemeyin tabi, kendiniz de araştırın. (emzik anahtar kelimesi yetmezse “pacifier” deyiverin) Ve de unutmayın bizim kızımız emzik konusunda son derece uymlu olsa da sizinki öyle olmayabilir, beni suçlamayın. :) (Altı kuru, karnı tok, keyfi yerideyken saatlerce emzik filan düşünmeden sessiz sedasız takılabiliyor bizimki…) Biz de böylelikle ahkam kesebiliyoruz konu hakkında…

Bebek Gelişimi: 7.Hafta

Artık bebeğinizin elleri genelde açık. Sürekli yumruk atmaya hazır beklemiyorlar artık. Eller daha rahat ve çok bilinçli olmasa da çaktırmadan çaktırmadan kullanmaya da başlıyorlar. (Elinin arkasıyla emziğini ağzına bastıran bir küçük hanım tanıyorum)

Bebeğinizin sessiz ve uyanık olduğu (hatta cin gibi olduğu) anları göreceksiniz. İşte öğrenmeye son derece açık olduğu zamanlar. (Bebeklerin beyinlerin ilk üç ayda yaklaşık 5 cm büyüdüğünü biliyor muydunuz?) Bu dikkatli dakikalarında bebeğinizle iletişim kurun. Konuşun, şarkı söyleyin, duvardaki resimleri anlatın… Her ne kadar muhabbete katılmasa da emin olun ki sünger gibi öğreniyor. Bu arada önerilen; o anda ne yapıyorsanız, o konuda konuşmanız. Altını değiştirirken altını değiştirdiğinizi sözlü olarak da anlatmanız ilerde eylemlerle sözcüklerin daha kolay örtüştürülebilmesini sağlıyor.

Gözler artık çok daha iyi görüyor. Görmek bir şey değil, takip ediyorlar. (İnanılmaz bir dikkat ve ciddiyetle dakikalarca yüzümü inceleyen bir küçük hanım tanıyorum) (Bir saçlarıma bir gözlerime bakıp gülümsediğine şahitim, şimdlik sorun değil ama ilerde de yaparsa bozuşabiliriz) :) Bu gözle takip meselesi için özel yapım gelişim oyuncakları bulunsa da herhangi bir objeyle hatta kendi başınızla bile bu tip çalışmalar yapabilirsiniz.Bu arada beklentinizi de çok yüksek tutmayın. Kusursuz takip (hele de hem yatay hem dikey) için daha 3 ila 6 aya ihtiyaç var.

7.Hafta civarının önemli gelişmelerinden biri de bu aralar bebeğinizin tek yöne doğru yuvarlanmasının başlayabilmesi. (Dümdüz yatarken annesine doğru bir yay çizerek yan yatar pozisyona gelebilen bir küçük hanım tanıyorum) Dolayısıyla bu tip hareketliliklere, veledinizi bıraktığınız gibi bulmamaya alışmaya başlamalısınız artık.

Elbette ki unutmamak lazım, her bebek ayrı bir birey ve kendine has özellikleri var. Kişisel gelişim, adı üstünde son derece kişisel. Dolayısıyla, yukarda bahsedilen olaylar aynen buradaki sırayla olmayabilir, söz konusu haftalarda olmayabilir. Bunlar sizde panik yaratmamalı ancak, şüphelendiğiniz durumlarda da uzman hekimlere danışmaktan da geri durmamalısınız.

‘Mucize bebek’ eve gidebilir

( 21 Ağustos 2007; Radikal)

AP – TRENTON – 25 Nisan’da altı aylık dünyaya gelen Tamera Dixon doğduğunda yaklaşık 300 gr. ağırlığında ve 25 cm. uzunluğundaydı. Dört aylık ömrünün büyük bölümünü kuvözde geçirdi. şimdi 1.8 kilo ve eve gidebilir! Anne Andrea Haws, “Sadece deri ve kemikten oluşuyordu. İnsana benzemiyordu ama gerçek bir savaşçı çıktı” diyor. Doktoru Stephen Moffitt de Tamera’nın normal gelişeceğini düşünüyor. Dr. Moffitt, doğduğunda yaşaması için Tamera’ya yüzde 10-15 şans verdiklerini de itiraf ediyor.

İlgili Linkler:
Baby Born Smaller Than Soda Can To Leave Trenton Hospital
Once-diminutive baby to come home 

 

Bebek Modasında Yeni Kreasyonlar: Ooh La La Mama

Kesinlikle pahalılar. (Yazının ilk cümlesinin bu olması da bu konuya dikkat çekecektir) Ama kesinlikle de çok güzeller. Değişik ve orijinaller… Bebek modasında en son kreasyonlar olarak sunulabilirler… Zıbın tasarımları kadar sitenin tasarımı da son derece başarılı. Farklı konseptlerde “tasarım” işi zıbınları görmek hatta onlimne ipariş vermek için “Ooh La La Mama” demeniz yeterli.

Ooh La La Mama’nın ana sayfası için buraya, kataloğu içinse buraya tıklayabilirsiniz.

Bunlar fazla tasarım tasarım bizi aşar, yok mu yeni Metallica zıbınları derseniz, o da var. Metallica, alışveriş sitesine yepyeni bebek ürünleri ekledi geçen hafta – ki şahsen siyah beyaz çizgili zıbın’a hasta oldum – onları görmek için de şuraya tıklayabilirsiniz:

Official Metallica Store – Kids & Babies

Çocuğunuzu ‘uyutmayan’ bir sistem

(20 Ağustos 2007, Radikal)

Çocuk sahibi olduktan sonra en az iki ay boyunca veda edilmesi gereken bir şey var: deliksiz uyku. ABD’de bir üniversitede denemeleri sürdürülen bir sistem bu kaderi değiştirmeye kararlı

Yeni doğan bir çocuğun yarattığı sevincin ardından anne babasına ilk hediyesi aynı zamanda birçok ailenin hayatını altüst eden uykusuzluk.
Sık sık uyanan çocuklara yönelik bir çalışma olaya farklı açıdan bakarak hayatı her iki taraf için de biraz daha çekilir hale getirmeye çalışıyor.
Çözümün mucidi Carnegie Mellon Üniversitesi Tasarım Bölümü’ne bağlı ‘İnsan-Bilgisayar Etkileşim Bölümü’nde görevli John Zimmerman. Çalışmanın ekseniniyse ‘Reverse Alarm Clock’ (Tersine alarmlı saat) adlı sıradışı bir saat oluşturuyor. Bu cihaz yapılan denemelerde çocukların daha kesintisiz bir uyku düzenine sahip olmasını sağlamayı başarmış. Uyku düzensizliğinin sadece çocukla ilişkide değil hayatın bütün alanında ciddi yan etkiler yaptığını hatırlatan Zimmerman’ın açıklaması birçok ebeveyn için rüyaların gerçeğe dönüşmesi gibi: “Bu cihaz sayesinde daha düzenli uyuyan çocuklar ve ebeveynler daha mutlu günler geçiriyor. Özellikle anne-babalar uykularını almış olmaları sebebiyle gündüz çocuklarıyla daha rahat vakit geçirebiliyor, daha enerjik oluyor”.

Yazının tamamını okumak için tıklamanız ve Radikal’e ulaşmanız gerekli…

Oyuncak dağıtımcıları denetleniyor

(20 Ağustos 2007, Radikal)

DHA – İZMİR – Amerikan oyuncak devi Mattel firmasının, Çin’deki bir fabrikaya ürettirdiği, CE belgeli Barbie&Tanner bebekleri ve Sarge adlı oyuncak cipi piyasadan geri çekmesinin ardından, Türkiye’de de dağıtım yapılan dükkÇ¢nlar tek tek kontrol ediliyor.
Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Öner Odabaş, CE belgesine sahip oyuncakları güvenli oyuncaklar olarak tanımladıklarını, ancak buna rağmen güven probleminin ortaya çıkabileceğini söyledi. Doç. Dr. Öner Odabaş, söz konusu oyuncaklardan dünya çapında yaklaşık 18 milyon adet üretim olduğunu, Türkiye’ye 5 bin civarında giriş yapıldığını söyledi. Bunların ne kadarının perakende olarak satıldığını bilemediklerini belirten Doç. Dr. Odabaş, “Büyük firmaların, bilinçli bir şekilde bu yola saptıklarını sanmıyoruz. Bu oyuncaklarda zannediyorum defolu bir üretim serisi oldu. Bundan sonra firma daha dikkatli olacaktır. Özellikle Uzakdoğu kökenli oyuncak ve malların denetiminde daha hassasız. Orada kaliteyi düşüren çok ucuz imalatlar söz konusu” dedi.

‘Aile CE belgesine dikkat etmeli’
Odabaş, Bakanlığa bağlı ve sürekli rutin kontroller yapan Piyasa Gözetim Denetim elemanlarının, bu olay ortaya çıktıktan sonra firmadan dağıtım yapılan dükkÇ¢nların adreslerini istediklerini ve bu dükkÇ¢nlarda inceleme yaptıklarını açıkladı: “Elemanlarımızın asıl fonksiyonu, CE belgesinin gerçek mi sahte mi olduğunun kontrolünü yapmak. şüphelendikleri zaman incelemeye alıyoruz, tahlillerini yaptırıyoruz. Anne ve babaların da öncelikle dikkat etmesi gereken konu oyuncakta CE belgesi olup olmadığı. Çünkü bu belgeler verilirken, oyuncakların çocuk güvenliği açısından tam ve testi geçmiş olması gerekiyor. CE belgesi olan oyuncakları ‘güvenli oyuncaklar’ olarak tanımlıyoruz. Fakat bazen CE belgesi olduğu zaman da güven problemi olabiliyor. CE belgesi veren kuruluşların çok hassas olmaları gerekiyor.”

Tek Yumurta Dördüzü

Cuma günü bu konuyla ilgili  iki tane haber okudum. “Bu konu” dördüz konuzu… İngilizcede çok eğlenceli bir ismi var: “Quadruplets”

Haberler şunlar:
Tek yumurta dördüzü dünyaya getirdi (Ntvmsnbc)
13 milyonda bir olur: Tek yumurta dördüzü (Radikal)

Bunun üzerine interneti biraz kurcalayınca da bazı yayın organlarının konuya özel bölümler, günlükler, dosyalar ayırdığını gördüm özellikle Zimbio.com, Karen Jepp, Ağustos 2007’de dünyaya 4 kız çocuk getirdi diyerek başladığı sayfada internette yayınlanan bir çok haberi ve blog girişini de derlemiş.

 

Mamaya Başladık

Fıstığımız her ne kadar kilo alıyor olsa da, alt sınrlarda gezinmeye devam ediyor(du) “Ortalamanın altında ancak normal değerlerin arasında” Son haftalarda gece de dahil 2 saatta bir karnını doyuruyor ancak ilk haftalarda gece aralıkların daha geniş olması sebebiyle kilo konusunda biraz geri kalmıştı. Bir de kendisi biraz “aktif” uyanıkken eli ayağı durmuyor, dolayısıyla yakıyor yediğini diye düşünüyoruz…

Neyse, sonuç itibariyle son tart kontrolünde doktorumuz günde bir öğün de mama verelim dedi. ne yapalım, peki dedik. Nutrilon 1 isimli bir başlangıç mamamız oldu. Dolayısıyla “baba” olarak yeni bir görevim daha olmuş oldu. Mama hazırlanacak, kızımız doyurulacak. Üstelik “meme,emzik-ibiberon karmaşası”nın yakınından bile geçmediği için kızımız, istediğimiz gibi biberonla kayifli keyifli doyurabilitoruz kendisini. (O kadar da değil) Ancak ilk başta eskaza biberona alışmasın diye kullandığımı, ucundan binbir güçlükle süt gelen biberonu artık kullanmıyoruz, normal, rahat rahat akıtan biberona geçtik… Sonrasında tekrar meme emmek konusunda hiçbir kafa karışıklığı yok kızımızın. (Ve evet, emzik de kullanıyoruz artık…)

Bu arada Nutrilon’u internette araştırınca  Mamamarketi.com diye bir site buldum. Bulamadığınız mama bulursa işe yarayabilir düye düşündüm. Ama bir yandan da gördüm ki online bir mağaza olsa da fiyatları bizim kçşedeki eczaneden alçak değil. Üstelik de Antalya’dalar… Kolay tedarik edilebilir mamalar için  eczane veya gross marketler bu durumda daha mantıklı.

Mama’ın en büyük etkisi (daha çok yeni aşladığımızdan ve kilo artışını henüz göremediğimizden) kızımızın bezlerindeki kesif koku. şimdi artık kakasını yaptığında kokuyu almamak imkansız. Bezi değiştirme işlemini de çok hızla halletmediğinizde zehirlenmeniz işten bile değil  :)

Nutrilon’un üreticisi Nutricia’nın Web Sitesi
Nutricia Türkiye’Nin web sitesi (oldukça başarısız)
Mamamarketi.com

Bebek Gelişimi: 6.Hafta

Bebeğiniz artk çok daha uzun süreler uyanık kalıyor. Bu süre içinde yavaş yaval bebeğinizin duyularını geliştirmeye yönelik çalışmalar yapabilirsiniz. (Çalışma derken, ninni söylemek gibi.. :) Altıncı haftada artık bebeğinizden ağlama dışında sesler de duymaya başlayacaksınız. (şaşırmayın) (Veya, şaşırın!) Bazı sesli harfler ve çok anlamlı olmasa da arka arkaya glen heceler duymanız normal.

Bu arada bebeğiniz yüzükoyun yatarken kollarını, başını havaya kaldırmak için kullanabileceğiniz de keşfetmiş durumda. Zorlanarak da olsa ellerinden destek alarak başını bir yandan ötekine çevirebilir artık.

Bebeğinizle diyalog kurmak, onun dış çevreyle iletişimini arttırmak adına yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri. Nasıl mı? Uyanıkken bebeğinizle konuşmayı deneyin. Dikkat kesilip dinlediğini göreceksiniz. Ona şarkı söyleyin, gıdıklayın, ufak masajlar yapın. Böylece neyin onu mutlu ettiğini nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığını görebilirsiniz. Tabi, bebeğinizi çok fazla uyaranla “overdoz” etmemeniz de lazım. Aynen büyük insanlar gibi bebeklerin de zaman zaman yalnız kalıp başlarını dinlemeye htiyaç duyacaklarını unutmayın.

Elbette ki unutmamak lazım, her bebek ayrı bir birey ve kendine has özellikleri var. Kişisel gelişim, adı üstünde son derece kişisel. Dolayısıyla, yukarda bahsedilen olaylar aynen buradaki sırayla olmayabilir, söz konusu haftalarda olmayabilir. Bunlar sizde panik yaratmamalı ancak, şüphelendiğiniz durumlarda da uzman hekimlere danışmaktan da geri durmamalısınız.

Denizden çocuklara ‘Lego adam’ hediyesi

(Radikal, 10/08/2007 )

Hollanda’nın Zandvoort sayfiye bölgesinde denizden kocaman boyu ve gülümseyen yüz ifadesiyle bir Lego oyuncak çıkarıldı. 2.5 m. boyundaki modelin kafası sarı, kolsuz-bacaksız gövdesi mavi. Oyuncağın karaya vurduğu sıralarda bir içki dükkÇ¢nının önünde oturan işçiler olayı, “Denizin üstünde sallanan bir şey gördük ve sudan çıkarmaya karar verdik. Meğer insan boyunda bir oyuncakmış” diye anlattı. Bir kadın da Lego oyuncağın Britanya yönünden geldiğini söyledi. Ayağa dikilen Lego adam çocukların eğlencesi oldu.