Month: Temmuz 2007 (page 1 of 6)

Dadılık eğitimi aldı Bay Anne oldu kızına bakıyor

( 29 Temmuz 2007, Hürriyet Pazar)

Eşleri çalışırken evde çocuklarına bakan erkeklerin sayısı yurtdışında hayli fazla. Son zamanlarda Türkiye’de kucaklarında bebekleriyle dolaşan erkekleri daha çok görmeye başladık. 17 yıldır reklamcılık ve fotoğrafçılık yapan Sadık İncesu da bu babalardan biri. Eşinin hamile kalmasıyla iş hayatına ara verdi. Dadılık eğitimi aldı.

Evinde oturup çocuğuna bakmaya başladı. Bunun yanı sıra evin temizliği ve mutfağından da sorumluydu. Gün geldi beş çeşit yemek hazırlayıp sofra kurdu. Çevresinden destek aldığı kadar garip tepkiler de geldi. Zamanla arkadaşları ondan uzaklaştı. Ama o her şeye rağmen çocuğunu istediği gibi yetiştirme hayalini gerçekleştirdi.

Sadık İncesu (49) az sayıdaki “Bay Anne” Türk’ten biri. Üç buçuk yıldır evde kızına bakıyor. İşten gelmesini beklediği eşi için yemekler hazırlıyor. Üstelik o birçok kişinin düşündüğünün aksine işsiz olduğu için değil, uzun yıllardır hayalinde olanı gerçekleştirmek için bu yolu seçmiş.

GELECEK ÜÇ YILIMI GÖZDEN GEÇİRDİM, BU KARARI VERDİM

Sadık İncesu’nun en büyük hayali baba olup, çocuğunu yetiştirmekti. Eşiyle çocuk sahibi olmak için artık doğru zamandayız dedikleri sırada, kızları Cansu yola çıkmıştı bile. O güne kadar arkadaşlarına çocuklarını nasıl yetiştirecekleri konusunda bilgiçlik taslayan Sadık Bey için de kolları sıvama zamanıydı. 17 yıldır çalıştığı fotoğrafçılık ve reklamcılık sektöründe işlerin durgunlaşmaya başlaması da karar vermesini hızlandırdı:

“Para daha sonra da kazanılabilir ama bu dönemde onun yanında olmazsanız eksikleri geri getirmeniz çok zor. Gelecek üç yılımı gözden geçirdim ve çocuğumun yanında olup onunla ilgilenmeye karar verdim.”

Tabii kendi çocuğunun getirdiği sorumluluk arkadaşlarına öğüt vermek kadar kolay olmadı. Cansu’nun doğumunu beklerken kendini bebek bakımına hazırlamaya başladı. Kitaplar okudu. İnternet üzerinden araştırmalar yaptı.

Tamamını okumak için lütfen tıklayın! 

Peki babaların hiç hakkı yok mu?

Derya Mercanı‘nı, Babaolmak.com’a link vermesi sayesinde keşfettim. (Ve Mercan’ın aslında ne kadar güzel bir isim olduğunu fark ettim) Derya Mercanı, her ne kadar Mercan’ın annesi tarafından tutulan bir günlük olsa da çok yakın zamanda Mercan’ın babası tarafından da birşeyler yazılmış olması dikkatimi çekti. Eh; konumuz “Baba Olmak” olunca yazıdan ufak bir alıntı yapmak ve yazının tamamına link vermek de boynumuzun borcu:

Cennetin annelerin ayaklarının altında olduğu kesin de yahu babalara Allah rızası için çölde bir damla su da mı yok bilmiyorum o yüzden atalarımıza sitemkarım bu böyle bilinsin. Hani bazen aklımdan geçmiyor da değil yani belki ilk atalar söyledi bu durum için de bir iki laf ama ondan sonrakiler hele hele bu coğrafyadaki babalar “olur mu ulen baba dediğin otoriter olur,  her şeyi yapar ve karşılık beklemez leyyynnn” dedi ve unuttular bu sözleri biz ise hiç bilemedik.

Yazının tamamını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz… 

Kolay Değil, 90gr…

şimdi diyeceksiniz ki 90gr da neymiş… Elinizizn hemen altındaki cep telefonlarının bir çoğu 100gr civarında… Ancak 90gr, yenidoğan bir velet için 3 günde bünyeye kazandırıldığı düşünülürse oldukça iyi bir ağırlık…

Bugün Zeynep tekrar Dr.Alev Hanım’a, kontrol amacıyla gitti. Diğer bir deyişle tartılmaya… Cumartesiden beri 90gr alarak 2900gr’a çıkmış. Bu da herkesi memnun etti. (90 kilo bir insan evladı için, 3 günde 3 kilo almak gibi bir şey bu; üstelik de sadece süt içerek) Dolayısıyla iki saatte bir uyandırmak suretiyle emzirmek işe yaramış bulunuyor. (Ki emzirdikten sonra pompayla süt sağıp kaşıka verme olayı da gerçekleşmedi. Gerçekleşti de Zeynep pek tercih etmeyip, sütü direkt kaynağından tedarik etmeyi seçti)

Bir sonraki “tartı” cuma günü… (şimdi gidip anneyi ve Zeynep’i uyandırmam lazım)

Global Warner

gw1.jpgGlobal Warner‘dan hafta sonu haberim oldu, sitesini incelediğimde proje çok hoşuma gitti. (Sitenin ismi ilk anda dikkatimi çeken şey olmuştu…) Nedir bu Global Warner diye siteyi kurcaladığımda şunları öğrendim:

GLOBAL WARNER (KÜRESEL UYARICI); Önce çalışmalarına Türkiye’de karadan başlayıp, daha sonra tüm dünyayı küresel ısınmaya karşı uyarmak, bu konuda bilinç oluşturmak amacıyla yola çıkacak bir yelkenlidir. 3 kişilik tayfası ile 2007 yılı içerisinde İstanbul’dan hareket ederek tam bir dünya turu atacak ve 3 yıl sonra 2010 yılında, İstanbul, Avrupa Kültür Başkentiyken geri dönecektir. 

Bu kısa açıklamadan sonra amaçlarını da sıralamış “Küresel Uyarıcı”lar:

Çevre duyarlılığı, ahlÇ¢ki bir duruştur ve küresel ısınmanın etkileriyle birlikte artık, bir insanlık geleneği haline gelmelidir. Biz, Global Warner ekibi olarak bireysel çevre duyarlılığını bir insanlık geleneği haline getirmek istiyoruz.

– Bireysel önlemler için dünya çapında mümkün olduğunca fazla insana söz verdirmek, mümkün olduğunca insana küresel ısınma ile ilgili bilgi vermek, herkesin kendi çevresini de uyarmasını sağlamak istiyoruz…

Diye başlayıp devam ediyor amaçlar listesi. Amaçların tümünü ve yöntemlerini okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Global Warner’ın ana sayfası içinse şuraya tıklamanız yeterli..

Düşününce “Baba Olmak”ın getirdiği, sırtımıza yüklediği en önemli sorumluluklardan biri de çocuğumuza işi bitmemiş bir yeryüzü bırakmak. Bu konuda zaten hepimizin veledi bizden çok çok daha geride, çok ciddi şekilde yenik başlıyor oyuna. Dolayısıyla bu yenilgiyi hafifletmek konusunda biz babalara (ve annelere) çok büyük iş düşüyor.

Ne mi yapabiliriz. Pek çok şey. Ben, ilk olarak Babaolmak.com’a bir çevre bölüm ekleyip, konuyla ilgili linkleri derlemeye, zaman zaman çevre konusunda yazılar post etmeye ve hepimize öneriler sunmaya bugün itibariyle başlıyorum. (Biraz düşününce herkes için -kendini nerdeyse hiç yormadan- günlük rutininden fedakarlık yapmadan, çok basit ve kolay şekillerde mevzuya katkıda blunacak bir yol çıkıveriyor… Düşünün ;) )

Çocuk Doktoruyla İlk Randevu

Cumartesi günümüzün en önemli işi Zeynep’in hayatının ilk çocuk doktoru ziyaretiydi. Dr.Alev Fırat’tan yaklaşık 10 gün önce randevu almıştık. Metabolik tarama testlerinin sonuçları filan da o zamama kadar çıkmış olacaktı. 17.gününde kızımızın ilk doktor ziyareti gerçekleşecekti.

Doktor seçimi konusunda çok zorlanmadık. Babaolmak.com’da “çocuk doktoru tavsiyeleri” çok fazla olmamıştı. (Bize doktor öneren herkese teşekkürler bu arada) Sonuçta seçimimizi Kadın doğum doktorumuz Sedat Varol’un bize önerdiği doktorlar arasından yaptık. Bize üç isim verip bazı özelliklerinden bahsetti. Özellikle yeni anne baba olanların çocuk doktorlarından beklentisinin çok yüksek olduğunu, doktorun empati yeteneğinin çok önemli olabildiğinden bahsetti. (Daha bir çok şeyin yanında)

Bütün topladığımız verilerin ışığında cumartesi günü Dr. Alev Fırat’ın Koşuyolu’ndaki muayenehanesinin önündeydik tam takım. Notlar şu şekilde:

– Kızımız başlangıçta çok uslu olsa da evde ve yolda uyurken doktora varınca uyanması gerektiğinden bu işten çok hoşlanmadı.
– Bunun sonucunda da tartılırken tartıya çişini yapmayı tercih etti :) (Ben demiştim bezini çıkarıp bırakmayalım diye)
– Çiş yapmak suretiyle hafiflediğinden tartıda da kilosu biraz düşük çıktı. (İşte bu konu ciddi)
– 2960gr doğup, hastaneden 2790gr çıkan kızımız 5.günkü hastane kontrolünde 2850gr iken 17.günkü doktor randevumuzda 2810gr çıktı. (İlk hissiyat büyük can sıkıntısı tabii…)
– İlk aldığı 60gr’ın ardından geceleri deliksiz uyuyorsa uyandırılmasına gerek yok bilgisiyle fazla rahat davranıp geceleri kızımızın uykusunu bölmediğimizden kızımız yeterli beslenememişti. (Bu arada kilosu dışında hiçbir problemi yokmuş kızımızın, bunu öğrendik teselli olarak)
– Sonuçta doktorumuz, ne olursa olsun 2 saatte bir Zeynep’i uyandırıp emzirmemizi söyledi. (Sanki ben de emziriuormuşum gibi oldu değil mi?)
– 15er dakika her iki meme sömürüldükten sonra kalan süt pompayla sağılıp velede kaşıkla verilecek,
– D vitamini için bir damla alacağız Dvit3 diye bir damla, günde 2 damla damlatılacak.
– Gçrüşmenin ortaları gibi Zeynep yeri göğü inletmeye başladığından biz baba kız dışarı çıktık, görişmeye annemiz devam etti. Biz o sırada muayenehaneyi gezdik, balkondan baktık, laboratuarın sorumlusuyla tanıştık…
– 17.gün civarı Zeynep’in 3100-3200 olması gerekliymiş. Öyle olsaymış kısa kollulara geçebilirmiş ama şu anda deri altı yağ dokuları tam olarak oluşmadığından uzun kollulara devam etmesi gerekliymiş bunu öğrrendik. Yine 3200gr’lara varınca 2 değil 3 saatte bir kaldırılıp beslenmesinde de sakınca yokmuş.

Salı günü tartı kontrolü yapılmak üzere “zayıf” kızımızla or’dan ayrıldık…

(Bu arada ilk izlenim olarak, doktorumuzdan hoşlandık, sanıyorum bundan sonra uzun süre düzenli olaraj görüşeceğimiz kişiyi, Zeynep’in doktorunu bulmuş olduk.)(Deniz’in üniversiteye başlayana kadar aynı çocuk doktoruna gittiği düşünülürse, insan hayatında çok önemli bir şahıs bu çocuk doktoru kişisi)

Older posts

© 2018 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑