Miniğime Bir Mektup

bzcada-preview090516_32Miniğim… Baban yine işe güce daldı… Babaolmak.com’u boşladı. Her sene olduğu gibi Mayıs yine koşturmakla, gece gündüz çalışmakla geçti. Bir de hep beraber yaptığımız bir 4 günlük Bozcaada kaçamağı olunca 19 Mayıs sebebiyle yazılacak onlarca yazı sırada bekler oldu.Bozcaada’da bir gece, kafasında yazmaya başladı baban bu mektubu sana, sonra yine günler girdi araya…

Artık bebekliği bırakıp çocukluğa terfi ettin. Dolayısıyla bu da çocuk aklınla, çocuk halinle belki de ilk tatilin. 17 kişilik kalabalık bir gruptaki tek çocuksun ve herkes ne kadar uyumluysa sen de o kadar uyumlusun. Yavaş yavaş herkesin adını öğrendin, kime nasıl naz yapılır kim seninle daha çok ilgilenebilir hemen çözdün… Anne ve babaya nerdeyse hiç problem çıkarmadın. Geceleri geç saate kadar onlarla birlikte oturdun, pilin bittiğinde pusetinde uyudun. (Sandalye birleştirdiğimiz de oldu sana) Ne kadar uykusuz olsan da neredeyse hiç mızırdanmadın. Bu arada konuşkanlığın, sakinliğin ve elbette kurduğun cümlelerle herkesi şaşırttın. Arabalı Vaaaaaa-pur’a bindin. Arabalı kısmı ile yolcuların olduğu üst salonu birbirinden ayrı vapurlar sandın…

Geçen yazdan beri heyecanla beklediğin denize girdin. Tüm soğukluğuna rağmen suyun, üşümene rağmen, gıkın bile çıkmadı. Gözünü bile kırpmadan, büyük bir cesaret ve heyecanla girdin suya. Sadece suya girince “soğukmuş” dedin… Yiğitliği bozmadın, biraz takılıp, “hadi çık artık” dendiğinde belki de ilk kez, arkana bile bakmadan kıyıya çıktın, kurulandın, kumlarla oynamaya devam ettin. (Gördük ki bıraksak saatlerce kumda oynayabilirsin, iyi ki kova kürek filan almışız sana)

Artık her türlü çocuk parkına son derece hakimsin, kaydırakmış, tahteravalliymiş, salıncakmış kesinlikle kurtulamıyor senden. şimdilik tek sorunumuz salıncakların önünden koşarak geçmenin tehlikeli bir şey olduğunu anlamamış olman. Ve görüyoruz ki çok yakında kaydıraktan yüzükoyun kaymayı ve aşağıdan yukarı geri tırmanmayı deneyeceksin. (Tüm bunları yaşça büyük çocuklar yaparken gözlemledin, farkındayız)

Son zamanların en keyifsiz haberi ilk arkadaşın (üstelik de internetten tanıştığın) Toprak‘ların biraz uzaklara, Amerika’ya yerleşmesi oldu. Bu büyümüş halinizle pek arkadaşlık edemediniz. Daha çok babalarınız arkadaşlık etti açıkçası… Öte yandan da yeni bir arkadaşın oldu. Üstelik aynı zamanda adaşın… (Uzun zamandır yazışıyorduk aslında, sonunda tanıştık. ) Senden 2 ay kadar küçük olduğundan, senden küçük herkese yaptığın gibi “ignore” ettin kendisini, yoksaydın. (İlk buluşmanızın çocuk parkında olması da önemli bir etken oldu tabi) Ama çok yakın zamanda birlikte oynamaya başlayacaksınız. Ada da senden 6 ay büyük olmasına rağmen artık başbaşayken pek güzel oynuyorsunuz.

Bu arada Neris Duru doğdu. Kubilay ve Suhal’in bebekleri oldu. Kubi’nin artık sadece senle ilgilenmiyor oluşunu yadırgadın biraz. Ama Duru bebeğin ellerini pek güzel seviyorsun yine de.

En önemli gelişmelerden biri, geceyarıları içtiğin sütü aşamalı olarak kestik ve sen de bunla oldukça iyi başa çıktın. Artık yatarken içiyorsun sütünü. Ancak hala elimizi tutarak uyuyorsun. (Uyurken ağzından çıkan emziği el-kol mesafende bulamazsan da yaygarayı koparıyorsun) Bu arada son zamanlarda biraz uykucu oldun, üstelik sabah keyfinin de hastasısın. Uyandıktan sonra 30-35 dakika yatakta keyif yapıyorsun. Geçenlerde bir sabah annen “uykucu musun sen” diye sorduğunda “hayır uykucu değilim ben, zeytinciyim” diye cevap verdin. (Konumuzla alakasız ama dün akşam da büyükbabanın “o ekşi erikleri nasıl yiyorsun yahu?” sorusuna “ısırarak” diye cevap verdin.)

Bir iki hafta önce bir arkadaşımızım evinde ayağına dolap kapağı düştü. İlk ciddi ev kazamızı çok ucuz atlattık. Biraz morluk, az şişmiş bir ayak baş parmağı ile gezdin birkaç gün, “ayağım acıyor, bepanten sürelim” o ara en sık kurduğun cümlelerden biriydi. (Bir de olaydan bir sonraki gün sabahleyin Mine Teyzene kurduğun cümle tam olarak şuydu: “Mineciğim, geçen akşam Onur’ların evinde benim ayağıma dolap kapağı düştü, canım çok acıdı” kurduğun cümle ve cümlenin eksiksizliği babanın gözlerinin dolmasına sebep oldu)

Üç tane yepyeni azı dişin çıkıyor, dün gittiğimiz diş doktoru abla dişlerini çok beğendi. (Sen de onun doktor olduğuna ikna olmadın bir türlü) Kitap okumayı çok seviyor “Ayşegül – Biziklet Kazası” kitabını neredeyse kelime kelime okuyormuş gibi yaparak anlatabiliyorsun. Bu aralar “ve” bağlacına takılmış durumdasın, her cümlende mutlaka kullanıyorsun. “Kahvaltımızı edeceğiz ve parka gideceğiz” “Koltuğa oturalım ve baba Zeynep’e kitap okusun”

Hala zıplayamıyorsun. O kadar tedbirlisin ki ayaklarının ikisinin birden yeryüzünden kesilmesi mümkün olmuyor. Zıplamak senin için şu anda sadece ayak parmaklarının ucunda yükselmekten ibaret. Yaz iyice geldiği için artık şortlar giymeye başladın, kirli ve morluklar olan bacaklarınla tam bir çocuk oldun.

şaşkınlıkla izliyoruz seni. Sadece şaşkınlıkla değil elbette gururla da… İstisnasız her gün şaşırtıyorsun bizi. İnanılmaz cümlelerle, mantık yürütmelerle, her şeyinle.

Cömert Ağaç (Bir Shel Silverstein Başyapıtı)

“Bir zamanlar bir ağaç vardı ve küçük çocuğu çok sevdi…”

comert_agacBir baba olarak favori çocuk kitaplarımı niye Babaolmak.com’da tanıtmayayım ki diye düşünmeye başladım. Bunun en büyük sebebi de tüm arkadaşlarıma, çevreme Cömert Ağaç‘ı okutma isteği aslında.

Hani bazı çocuk kitapları vardır, okurken kitabın aslında çocuklar için mi yazıldığını yoksa asıl mesajın büyüklere mi olduğunu anlayamazsınız… Shel Silverstein‘in Cömert Ağacı da tam olarak öyle bir kitap. (Aslında tanıdığım bir çok -yetişkin- kişinin kitabı okurken gözlerinin dolduğunu, hatta eni konu ağlayanlar olduğunu düşünürsek -hiçbiri çocuk değil- asıl mesajın büyükler için olduğunu da kabul edebiliriz sanıyorum)

Klişe bir tanıtım cümlesi kullanacak olursak: Shel Silverstein’in her yaştan okuru için hazırladığı bu kitap “Almadan vermeyi, karşılıksız olsa da sevmeyi, vermenin bir mutluluk sebebi” olabileceğini anlatmakta.

Shel Silverstein‘in 1964 yılında yazdığı (Hepimizden yaşlı aslında kitap n’aber?) ve o zamandan bugüne 30’dan fazla dile çevrilen kitap zamanında uzmanlarca tartışılmış da… (şimdi o tartışmaların detayına girmeyeceim ve en aşağıda linkler vermekle yetineceğim.)

Orijinal ingilizce baskısını bana ilk okutan kişinin girişimiyle sonunda ülkemizde de basıldı “Giving Tree“. (Bulut yayınları ve Özel Sezin Okulları işbirliğiyle) Hoş ben kitabı okuduğum günün akşamı hem Giving Tree’yi hem de Shel Silverstein’in tüm kitaplarını (sadece çocuk kitapları yok süper eğlenceli şiir kitapları da var) Amazon’dan alıvermiştim bile. şimdi artık orijinali benim başucumda, Türkçe’si kızımızın başucunda duruyor. (Bu arada her ikisinde de CD var ve isterseniz hikayeyi dinlemeniz de mümkün)

Uzatmayayım, aşağıda bir sürü link vereyim. Shel Silverstein’le mutlaka tanışın diyeyim, Cömert Ağaç‘ı çocuğunuz olsun olmasın mutlaka edinin diyeyim, buradan gideyim…

Cömert Ağaç’ı satın almak için…
– Shel Silverstein’in sitesi
Shel Silverstein hakkında Wikipedia’da neler denmiş?
Cömert Ağaç – Giving Tree hakkında Wikipedia’a neler denmekte?
Silverstein @ Poets.org
Radikal Kitap’ta da Irmak Zileli tarafından tanıtılmıştı Cömert Ağaç…
Orijinalini istiyorum, Amazon’dan alayım derseniz…
YouTube’a ulaşabilmekteyseniz buyrun size bir link daha…

Ali, Babası ve Kırk Haramiler

Bir baba blogu daha… Evet! Benim bildiklerimin sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor maalesef. Hele de düzenli güncellenme parametresi de girince devreye sayı iyice azalıyor. Blog Ödülleri sayesinde tanıştığım bir blog “Ali, Babası ve Kırk Haramiler

Üstelik Blog Ödülleri töreninde de (ki töreni daha sonra ağız tadıyla yazmak istiyorum ama bu kadar çok yazacek şey varken komple yalan da olabilir bu isteğim) Ali ile ve babası ile (ve elbette annesiyle de) tanıştık. Salon ufak olduğu için ve davetiye sayısı limitli olduğundan 40 haramiler gelememişlerdi.

Uzun zamandır blog ve site tanıtmadığımı da fark ettim, güzel bir geri dönüş oldu. Gidip Ali ile tanışınca neden böyle düşündüğümü anlayacaksınız. Ali için sevimli demek yetmediğinden şu anda kelime arayışındayım. (Gerçeğini gördüğümden çok da rahat içim, fotograflardaki kadar neşeli, sevimli, rahat, pozitif, sakin ve mutlu bir çocuk Ali) Z. de ilk gördüğü an hiç vakit kaybetmeden öpücüklere boğdu zaten kendisini. (O kadar da tembihlemiştim kendini biraz ağırdan sat kızım diye… Nerde???) Önce yanak ve dudak arasında bir yerden (işini biliyor) sonra burnundan, hemen arkasından da elinden öptü. (Sanırım benim onun elini öpüşlerimden biliyor bunu) Gecenin geri kalanında da birlikte salonda koşturup durdular…

Uzatmayayım, amacım sadece bir baba blogu tanıtmaktı, tıklayınız, gidip bakınız… şeker bir velet, süper bir baba, süper şeker bir aileyle karşılaşacaksınız…

– Geceden ve enerjisi tükenmeyen ikilinin koşturmacasından bir kesit için şu videoyu izleyebilirsiniz. (Sağol Devletşah)

Babalar da Ebeveyn Ne de Olsa

Son zamanlarda bir çok vizyoner markanın gerek kendi kendilerine gerekse PR şirketlerinin öneri ve desteğiyle blog dünyasıyla ilgilendikleri gözlemleniyor. Blog yazarlarını toplayıp onları dinleyen, düşüncelerini değerlendiren markaların sayısı her geçen gün artıyor. Bu, bloglar için çok sevindirici. Blog Ödülleri gibi bloglar üzerine düzenlenen etkinliklerin payı da çok elbette bu gelişmelerde.

milupa_davetBenzer bir daveti ben de geçen hafta aldım ve bu davet bir kaç sebepten dolayı çok hoşuma gitti. Her şeyden önce isme düzenlenmiş bir sanal davetiye geldi, davetiyeden Babaolmak.com’u takip ettikleri anlaşılıyordu. Tüm bu kozmetik şıklıkların yanında bebek/çocuk ve beslenme konulu bir toplantıya bir baba davet ediyorlardı. Genelde annelerin sorumluluk alanına girdiği düşünülen beslenme gibi bir konuyla ilgili paylaşım toplantısına bir baba çağırmak… Bence değer verilmesi gereken bir yaklaşım. Dolayısıyla ben de bu daveti burada paylaşmaktan ve markadan ismiyle bahsetmekten kaçınmıyorum.

Ki, Babaolmak.com’u sürekli takip edenler bilirler kızımız ilk doğduğundan beri kullandığımız mamalar genelde Milupa idi. Artık bizimle aynı mönüyü paylaşıyor, biz Milupa yemediğimizden o da pek yiyemiyor. :) (Hatırlar mısınız Milupa isminin nerden geldiğinden de bahsetmiştim aylar aylar önce) Uzatmayayım, bu hafta Milupa’nın beslenmeyle ilgili bir blog yzarları toplantısına katılacağım. Bakalım beklediğim gibi çıkacak mı? (Neler beklediğimi söylemeyeceğim ama bir takım beklentilerim var toplantı ve katılımcılarla ilgili)

Bu arada Babaolmak.com’un takipçisi anne-babalardan başka katılan var mı merak ediyorum…