Month: Nisan 2007 (page 1 of 3)

Baba Olmak Hakkında 1+3 Yazı

Siteyi sürekli takip ediyorsanız Ayça şen’i pek sevdiğimi fark etmişsinizdir. (Daha çok deliye ihtiyacımız var…) Bugün yine Ayşa şen arşivindeki yazıları tararken şu yazıyı buldum:

şu baba meselesi
Babasız büyümeyi içinde yüceltmiş biriyim. Bunun hastalıklı olduğunu biliyorum ama aksi bir duruma da rastlamış değilim. Babalar oğullarını homofobileri üzerine büyütüyor. Çocuk konuşmadan ilişki kuramamaları da bundan…

Yazıyı okurken de baktım Ayça oğlu Memo’nun babasının da konuyla ilgili bir yazı yazdığından bahsetmiş, psikopata bağlayıp kim bu veletin babası, zamanında Ayça şen’in gçnlünü kaptırdığı eleman bir bulalım bakalım diyerek internet’i talan ettim. (Oysa şimdiye kadar özel hayatın sınırlarına olan saygımdan böyle bir araştırmaya girişmemiştim, nasıl efendi bir insansam) Madem konuyla ilgili bir yazı var bulunacak… Bulunacak! Ve fakat öncelikle Ayça’nın yazının başlığını yanlış vermiş olmasından, sonralıkla Birgün gazetesinin web sitesinin ve sitenin içindeki arama motorunun adam gibi çalışmamasından ötürü biraz uğraşmam gerekti. Önce Memo’nun babasının kim olduğunu bulmak, sonra Birgün gazetesi yazarları arasında ismi gecmemesine rağme internet arşivinden yazdığı yazıları bulmak gerekti… Arada da Ayşe Arman’ın Ayça şen’le yaptığı bir röportaj çok işime yaradı. Ama sonuç tam bir başarı… İşte Ümit Kürüz’ün söz konusu yazıları da şunlar:

Baba Olmanın Yaşı Kaçtır?
Memo’nun biten bebeklik dönemiyle ağır kaldırma egzersizleri de bitmiş oldu. Artık yürüyüşe çıktığımızda boynuma çıkmak istemiyor. Yorulduğu zaman “babaaaa beni taşı” tutturmaları da bitti. (Bebekken havaya fırlatmayla başlayan bu yerçekimine baba olarak karşı koyma eylemi omuzda taşımayla sona erer.)

Babanızı Nasıl Seçersiniz?
Size biri, doğmadan önce böyle bir şans verse annenizin kulağına ne fısıldamak isterdiniz.
Babanız nasıl olsun?
Karakteri, boyu poşu, sesi, gülüşü, mesleği vesaire…
Nasıl bir adam isterdiniz babanızı. Tabii bu soru başka bir soruyu da peşinde sürüklüyor; Çocukken, gençken, yetişkinken.


Çocuğunuzu Uyuşturucudan Korumak İçin
TV’de reklamlar var. Memo’nun gözü de bir çocuk klasiği olarak TV’de. Bunu fırsatı bilip sigara içmek için çaktırmadan balkona çıkıyorum.
Çaktırmadan diyorum çünkü Memo’nun sigara içerken beni görmemesi amaç.

Beklenen Fotograf (No.2)

Deniz Nisan 2007Ve işte bu da diğer bir beklenen fotoğraf. Bir taşla iki kuş diyebileceğimiz bu fotoğrafta annemiz ve kızımız birlikte görülüyorlar. Ne kadar yazsak çizsek de Deniz’in karnının gelişimini görsel olarak pek tespit edemedik. Bu, buralarda yayınladığımız ikinci fotograf, açıkçası yayınlamadığımız fotograflar da pek fazla değil.

Ultrason günlerimiz dışında kamerayla da birşey çekmiyoruz. Sanırım doğumdan sonra elimizden düşmeyecek olsa da kamerayı bu aralar daha sık kullanmak lazım ki ilerde kızımıza işte annen bu haldeydi, baban da tabii ki çekim yaptığı için görülemiyor burada diyebilelim…

Sedat Bey’in muayenehanesinde (nerdeyse atolyesinde diyecektim iyi mi) yapılan son ölçümlere göre göre Deniz toplamda 11 (onbir) kilo almış durumda. Bu hesapla Sedat Bey’in dediği gibi doğum 17 kilo fazlasıyla filan gerçekleşecek gibi. (Hoş, Deniz dikkat ediyor yediklerine, 15 civarında da kalabilir ama son aylarda velet kilo alacak, 3,5 kilo civarlarına varacak…)

Neyse… Merak edenlere (Deniz’i kızdırmak pahasına) sunulur… Buyrunuz yaklaşık bir hafta önce çekilmiş bir fotograf.

İletişim Meselesi…

AYlardır ihmal ettiğim şeyi sonunda yapayım. Babaolmak.com mail adresimi açıp buralara bir yere de yazayım… Hatta hemen yazayım baba (at) babaolmak.com; bunu beğenmezseniz de ozgur (at) babaolmak.com ;)

Her türlü yazınız yorumunuz, haberiniz, duyurunuz, öneriniz, linkler, internette rastlanmış bidik gubidik ürünler, oğlunuzla kızınızla fotografınız, doğum anınız, ortadan sorulmasını istediğiniz sorunuz… Ne olursa… Diğer baba adayları ve babalarla (ve bu blog’u takip eden annelerle ;) ) paylaşmak istediğiniz herşey… Sayenizde burası bir babalar platformu olacak…

Ve İşte Beklenen Fotoğraf (No:1)

Kızımız 20 NisanUzun bir bekleyişten sonra (ki özellik son hafta daha da uzun oluyor) Sedat Bey’le görüşmeye gittik. Aylık rutin kontolümüz… 28 Haftanın son gününde, üçüncü trimester’in tam başında…

Maalesef çok fazla fotografımız yok bu sefer. Sadece yandaki. Bu arada artık eskisi gibi komple görmek mümkün olmuyor veledi, lakin oldukça büyük artık tek seferde kadraja sığmak için. 1100gr ağırlığında, 35 cm uzunluğunda. Fıldır fıldır hareketli. Deniz, bu kadar hareketli olması normal mi diye sorduğunda, sadece normal değil iyi olduğunu da öğrendik. “Sen yorgunken, işten yeni geldiğinde ve açken çok hareket edebiliyor musun? Bebekler de düzgün beslenip, düzgün dinlenip geliştiklerinde rahat ve çok hareket ederler, bu kadar hareketli olması herşeyin çok iyi gittiğine işaret” cevabını aldık.

Yanı sıra kızımızın neresinin annesinin neresinde olduğunu a sorduk öğrendik. (Denizin karnında ara ara elimize gelen sertliğin kızımızın başı olduğunu öğrendik kısaca) (Dolayısıyla Deniz’in karnında elime gelen sertliğe karpuz gibi şap şap yapmak yok bundan sonra) Ayı esnada tekme diye yorumladığımız bir çok hareketin de el kol ve özellikle dirsek hareketi olduğunu öğrendik. Baş yukarda ayaklar aşağıda olarak yerleştiğinden hanfendi, tekmeler daha aşağılarda hissedilenler. (Orta kısımdakilerin diz vuruşu olduğu çıkarımı yapılabilir bu durumda)

Yanı sıra hamilelik izni, SSK raporu gibi konular hakkında bilgi edinmiş olduk. Doğumdan 8 hafta önce rapor alınıyor, sezaryense 10 gün daha öne geliyor bu tarih. (Çünkü doğum, daha doğrusu kesip çıkarma işlemi normal doğumun beklendiği tarihten 10 gün kadar önce yapılıyor) Sormadık ama tahminimizce velet ayaklar yukarı kafa aşağı, “haydi bakalım gün ışığına doğru” pozisyonuna geçmeye başlamadan “Gel bakalım sen buraya, hooop ahanda hoşgeldin dünyaya” denmesi gerekiyor.

Bir öğrendiğimiz de 26.haftadan itibaren velet artık hukuki olarak insan muamelesi görüyor ve hukuki haklarını kazanıyormuş. (Deniz raporlu olduğu esnada işe gider çalışır bu sırada da bebeğe bir şey olursa hem Deniz hem de işyeri suçlu duruma düşermiş…) Kızımızın artık 29. haftada olduğu düşünülürse hakkatten Deniz’in karnına şaplak filan atmamak lazım. Karambolde dayakçı baba diye nahkemelik oluruz filan :) şaka bir yana, Deniz’in göbeğinin yanına yatıp hiç el sürmeden kızımızın hareketleri, dönüşleri, manevraları çok rahat seyredilebiliyor artık.

Ultrason görüntülerimizin DVD’ye kaydedilerek verilebildiğini anca bu hafta öğrenmemiz enteresan oldu. Son görüntüler sessiz olarak DVD olarak elimizde mevcut ilgilenenlere duyurulur… :) Önümüzdeki aydan sonra (Yani 18 Mayıs) 3 haftada bire inecek kontroller ki aralarda da kızımızın kalbi daha düzenli kontrol edilir olacakmış… Bu ayın haberleri bu kadar…

Daddy Types Nokta Kom

Birkaç gün önce bebek arabaları konusunda detaylı bir internet araştırması yapmaktayken buldum Daddytypes.com‘u… Bir nevi babaolmak.com, ancak tahmin edersiniz ki oldukça eski (ve köklü) ve girilen çıkılan, çok kuallanılan, çok paylaşılan bir site kendisi.

Fikirbaz.com‘un ağırlıkla ingilizce olması gibi Babaolmak.com’un da ingilizce olabileceğini düşündüm bir an için. (Oldukça uzun zamandır da güncellenmiyor bu arada Fikirbaz.com maalesef) Hemen ardından neden Türkçe olmasına ihtiyaç duyduğumu hatırladım hemen. Ne kadar iyi olsa da ana diliniz olmayan bir dille yaşadığım(ız) duyguları tarif etmek mümkün olmazdı. Gerçekten de an an hissettiğim bir çok şeyi ingilizce gerçekten aktaramazdım muhtemelen. (Bu noktada da amacım daha çok kişiye ulaşmak da değil nasıl olsa…)

Dediğim gibi Daddytypes.com babalara öneriler, linkler, haberler, gelişmeler, ürünlerle dolu bir site. Yanı sıra babalar arası çeşitli networklere de gördüğüm kadarıyla site üzerinden ulaşmak mümkün. (Bol vaktim olduğu bir ara daha da detaylı inceleyeceğim…)

Siz de gidin, bir göz atın, ne hayal ettiğimi anlayacaksınız ;)

Older posts

© 2018 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑