Month: Haziran 2007 (page 1 of 6)

Son Doktor Kontrolü ve Kaldı 5 Gün

Bu sabah NST’nin ardından son kez doktor kontolümüz için Sedat Bey’İn odasında, ultrason cihazının önündeydik. Ultrason’da umduğumuzu bulamadık. Sadece ölçüleri aldık, düzgün fotograf vermedi utangaç kızımız. Daha doğrusu içinde bulunduğu ortamda muhtemelen artık fazlasıyla sıkış tepiş olduğu için eli sürekli yüzünün önüne geliyor. Son durum:

– Veledimiz (ki başlarda mercimek kadar bile değildi, sonra mercimek, sonra fasulye oldu malum) 3150 gr. olmuş durumda. ( 300-400 gr kadar bir şaşma olabilir dedi doktorumuz, ardından da Deniz’in karnına bakarak tahminimce eksik değil fazla olacak dedi. Tahmini 3400gr civarında doğacağı)
– Fasulye 50cm olmuş… (Vay be… Nerden nereye…)

Bu önemli veriler haricinde Çarşamba gününe dair bazı detayları konuştuk:
– Salı geceyarısından itibaren ne yiyecek ne içecek yok Deniz’e
– Epidural’in %8 tutmama ihtimali varmış. (Oran buymuş)
– İnsan vücudu günde ortalama 150 kıl dökermiş. (Bunun konuyla birinci dereceden alakası hiçbir şekilde yok)
– Sezeryan 17-23 dakika sürecekmiş.
– Ameliyattan 2, 2.5 saat sonra bisküvi filan yenmeye başlanacak
– Yaklaşık 4 saat sonra ayaklar hareket etmeye başlayacak, ayağa kalkılabilir olduktan sonra bol bol sıvı tüketilecekmiş.
– İlk gün, hatta ilk 3 gün süt verimsiz gelecekmiş ardından bollaşırmış. Süt lüks bir üretimmiş bu sebeple bol kalorili sıvılar tüketilecekmiş. (Bünye, hemen eski bencil haline dönüyor, önce kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra süt üretiyor)
– Hastanede iki gece kalınıyor.
– Ben (babalar gibi) ameliyathaneye girebiliyorum. Herhangi özel bir sterilizasyon durumu yokmuş bi tek sıkı sıkı giydirecelermiş beni. Deniz’e dokunabilirmişim filan filan…

Yanı sıra Sedat Bey’den üç adet çocuk doktoru ismi aldık. (Araştıracağız şimdi) Bu arada Deniz son üç haftada sadece 1.3 kilo almış. (Toplamda aldığı kilo 17,5) Durum böyle… Kaldı 5 gün.

Bu fotoğrafla idare edilecek…

Aşağıdaki fotografın tarihi 9 Haziran. (Ne zamandır veledin fotograflarını upload etmemişim evet) Bugünkü ultrasonda (ki detaylar az sonra) güzel fotograf yakalanamadığından bu fotografı koymaya karar verdim. Monitörden uzaklaşıp bakmanızı tavsiye ediyorum. :)

09062007-01.jpg

 

Gerisayım: 7

Haftaya bu saatlerde baba olmuş olacağım… Her ne kadar fiziksel olarak bir heyecan yansımasa da dışarı artık neredeyse tek gündemimiz kızımız ve doğumu. (Bu arada 9 Haziran’da gittiğimiz son kontrolün fotoğraflarını koymadığımı fark ettim siteye; birazdan koyacağım)

Eksikler artık neredeyse tamam, dün de Arçelik’ten bebefon denen bebek telsizlerinden aldık. (uzun süre şarj edilmesi gerektiğinden eğlenecek vakit bulamadık. Oysa mesela, bakkala gidip bakkaldan konuşmayı deneyebilirdim…)

Sıcaklar artık Deniz’in canına okumaya başladı. (Enerjisinin son zerresine kadar evi toplamaya devam etmesi konusundaki inadı devam ediyor) Kızımız içerde çok rahatsız değil. Dünkü NST’de kalp atışları son derece normaldi ama öyle özel olarak tekmeler filan atmadı. (NST’den önce yolda yine fıldır fılfırdı o ayrı) Tekmeleri artık annesinin canını yakıyor. Daha doğrusu artık tekmeden ziyade durup durup paldır küldür yer değiştirmelere; bir yandan diğerine dönmeye filan başladı (Veya bize öyle geliyor) bu ani hareketler de canını yakabiliyor Deniz’in. Kızımız artık her yerde. Deniz’İn karnının neresine dokunsam ayrı bir sertliğe veledin ayrı bir yanına dokunabiliyorum. (Büyüyor işte insanoğlu)

Evin içinde boş kaldığımızda kızın yatağının karşısındaki koltuğa oturmuş boş yatağa bakıyor buluyoruz kendimizi… Sanırım bundan sonra evdeki vaktimizin büyük kısmı söz konusu odada; söz konusu koltukta geçecek…

 

 

Gerisayım: 10!

Evet. 10 gün sonra bu saatlerde kızımız yanıbaşımızda olacak. Muhtemelen hastane odamızda üç başımıza takılıyor olacağız. Yüz küsurlu günlerden aşağıya doğru gerisayım yapmamış olsam da, sanıyorum son 10 günde geri sayım yapmakta bir sakınca yoktur.

– Kızımızın eksikleri gittikçe azalıyor. Bugün teyzesi -sırf bu misyonla Ankara’dan gelip- kızımızın cicilerini ütüledi. Elbiseler dolaba asıldı.
– Bu arada evet, “bebek odası” denen mobilyalar Vanilya Bebe’nin tam söz verdiği günde geldi ve son derece işinin ehli bir ekip tarafından öabucak kuruldu. (Bu kısmı fotoğraflarla ayrıca anlatacağım bir ara, şu anda mobilyalar -ve oda- havalandırılmakta olduğundan fotograf cekmedim. Ki tüm mobilyalardan önce Deniz’le birlikte “bordür yapıştırmanın incelikleri” konulu çalışmamız var, bundan da bahsetmem lazım… (Sonra)
– Dünkü NST seansımızda kızımızın inadı tuttu. Tekme filan atmadı. (Hemen öncesinde, yolda arabada fıldır fıldır takıldığı için biz çok rahattık ama bunu bilmeyen hemşire biraz tedirgin oldu gibi geldi bize…)
– “Dönence” meselesinin önemli bir konu olduğunu sezmiştik. Bu hafta sonu gidip bir dönence edindik. Mozart, Back ve Beethoven besteleri olan bir dönence. (Ben hala üzerine “anne” sesi kaydedilen dönenceyi alıp bir iki de rock parça mı kaydetseydik diye düşünüyorum…)
– Anneanne ve babaanneler bu haftayı yazlığa filan gidip önümüzdeki haftalar için güç toplamakla geçiriyorlar gördüğüm kadarıyla… (Bir ara telefon edip hepsini teyakkuz haline getirip kaç dakikada İstanbul’da olacakları konusunda -zoraki- bir tatbikat yapmayı düşünmüş olsam da kendimi tuttum…)
– Evimiz hala “havada” topla topla, temizle temizle bitmiyor. Apartman görevlimiz her gün evden çıkan süper jumbo boy çöp torbalarına hiçbir şekilde anlam veremiyor muhtemelen… (“Amma attılar be kardeşim” diyordur muhtemelen)
– Bizimle birlikte geri sayıma başlayan çok arkadaşımız var, belki de en iyisi doğum sabahı belli merkezlerden otobüs kaldırmak… :P
– Ve evet, gecen gece yatmadan fark ettim ki, içinde şimdilik kızımız olmasa da yatmadan önce odasına uğrayıp yatağa bakıp öyle gitmek gibi otonom bir alışkanlık geliştirivermişim…

Bugün annemizin doğum günüydü… Bundan sonraki tüm doğum günlerinde “anne” olacak… “Kızı” olacak… İki tane “yengeç” olacaklar… (İtiraf ediyorum, kızımla birlikte gizli gizli alışverişe çıkıp annesine hediye aldığımızı da hayal ettim…)

Hoşgeldin Deren Alp

deren_alp.jpgBabaolmak.com bebekleri yavaş yavaş saklandıkları yerden çıkmaya başladılar. Babaolmak.com’un müdavim babaları, (ilk müdavim babaları diyeyim) aşağı yukarı benle aynı zamanlarda bu yola adım atmış – atmakta olan arkadaşlar. İsmini yorumlardan bildiğimiz Ender de müdavim taze babalarımızdan…

Deren Alp, 20 Haziran 2007 doğumlu bir yakışıklı. (Bebekler sanıyorum son yıllarda daha bir cin gibi, gözler filan açık, üstelik ifadeli bakışlarla geliveriyorlar dünyaya… Hamilelik esnasında alınan vitaminlerden midir bilemiyorum, son zamanlarda hangi yenidoğmuş bebeği görsem böyle) Yukarıdaki ilk fotoğrafta sanki “Hmm.. Bu akşam nasıl bi cinlik yapsam, babayı uyanık tutsam?” gibi bir bakışı var sanki…

Ender’in ilk bir iki günlük tecrübesi sanıyorum biz sırada bekleyenler açısından son derece önemli. (şahsım adına, ilk birkaç günü merakla beklemeye başladım, hatta ilk birkaç gün olsa iyi, ilk 30-40 gün neler olacağını saırsızlıkla bekliyorum(z). Dolayısıyla Ender’in mailinde yazdıklarını alıntılıyorum:

…Hastanede bir gece kaldık. O gün çok keyifli geçti hem bebek hem eşim açısından… Akşam 19 gibi sünnetini de yaptık aradan çıksın diye, hiç problem olmadı geçti bile, doktorun söylediğine göre hiç acı hissetmezmiş ilk günler… Ertesi gün öğlen 12:00 gibi çıktık hastaneden. bebeğimiz o gece saat başı ağladı kakasını yaptı:) o ilk gece
panikledik biraz çünkü annesinin sütü çok az geliyor ve ememiyordu.doktor mama takviyesi verdi, sadece kaşıkla yiyecek biberonla vermeyin yoksa annesini emmez dedi.. İkinci gün usluydu gece iyi uyudu ama bu seferde ben niye sesi çıkmıyor diye uyuyamadım dürtükleyip durdum:) 3. gün ishal oldu sanırım.. Sulu sulu kakasını yapıyor 10 dan fazla bez değiştirdik batçaz bu gidişle.. 2 gündürde gözlerinde sarılık belirtileri var ama gören herkes normaldedi… yarın sabah topuk kanı alınacak ana sağlığı merkezinde daha
sonra bi arakadaşımın tavsiye ettiği bi doktorun muayenehanesine gideceğiz… Eşimin durumu çok iyi kendi başına kalkıyor yataktan ağrısı da yok denecek kadar az,sütü de gelmeye başladı…

Ender’e ve eşine çok tebrikler, Deren Alp’e de upuzun, keyifli bir yaşam dilemek düşer bize… Fotoğraflarına bakıp bakıp Deniz’le birlikte Maşallah dedik; darısı biz sıradakilerin başına… (Daha ben varım, Fatih var, Selim var… Başka?…)

Older posts

© 2018 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑