İki Velet… Yolun Başı, Yolun Sonu…

Daa sonra yazacaktım ama birden fark ettim ki (başlık da ordan çıktı zaten) linkini vereceğim iki sitenin enteresan bir ilişkisi var.

Bir tanesi anne karnında son iki gününü geçiren San’ın sitesi… Site bir kaç gün önce yayına başladı, hatta tam olarak kurulmuş değil, ufal tefek aksilikleri, eksiklikleri, açılmayan görselleri filan var… En nihayetinde “anne karnı macerası”nın sonunda… Buyrunuz link burada… (Doğum Salı sabahı, o zamana kadar sitenin eksikleri tamam olacak… Tahmin edin San’ın doğum fotoğrafçısı kim olacak )
Diğer blog’da aynı maceranın tam başında. 35 günlük daha… Yani mercimek kdar bile değil, 0,001gr sadece… Bir kirpik ağırlığında ama canlı… İki insandan olma bir insan yavrusunun ilk günleri… Bir mucize daha… Yeni bir rüya

İlk Tatil…

Ufak tefek denemelerle evden uzak kalmaya başlamıştık. Gün boyu uzaklaşmalar, tek gecelik misfirlikler derken bir önceki hafta iki günlük bir hafta sonu kaçamağının ardından geçen hafta ilk uzun tatilimizi yaptık kızımızla. Bir haftalık bir tatil…

Anlatılacak belli başlı detaylar var. Hepsini tek yazıda olmasa da ayrı ayrı (aklıma geldikçe) yazacağım. Kızımız hayatının en yoğun haftasını yaşadı geçen hafta… (Tüm hayatı derken hepi topu 2,5 aylık hayatı var aslında malum :)

– Kilometrelerce uzağa gitti evinden, odasından, sallanan koltuğundan, dönencesinden ve elbetteki yatağından…
– İlk kez uçağa bindi (Dönüşte ikinci kez uçağa bindi)
– İlk kez feribota bindi, iki saat son derece uslu durup son üç dakikada bastı yaygarayı…
– Hepsinden önemlisi ilk ke denize girdi. (Detaylar ve fotoğraflar çok yakında…)
– Pusetini ilk kz kullandı. (Port-bebe devri kapandı, artık pusetinde uyuyor hanfendi)
– Metallica body’sini giyip pozlar verdi… Bak. şekil 1A, şekil 1B
– Kendisinin en çok benzetildiği arkadaşlarımızla tanıştı… Bak. şekil 1C
– Yavaş yavaş ellerini kullanmaya başladı. Hala farkında olmasa da özellikle sağ elini bilinçsizce kullanıyor artık. (emziğinin ağzından düşmesini engelleyebiiyor, parmğını yanlışlıkl emziğe geçirip emziği bizat çok uzağa attırabiliyor, bir de “çok düşünceliyim” pozu verebiliyor yumruğunu kullanrak: Bak. şekil 1D)

Kabaca özetlmek gerekirse bir süredir sokaklarda, evde uyuduğundan çok dah rahat uyuyor kızımız. Özellikle taş döşeli tangır unur yollarda puset içinde zıplaya tıngırdaya uyumaya öyle bir alıştı ki eve dönünce odası ve yatağı çok sessiz geliyor muhtemelen kendisine. Hatta dün biraz sokağa çıktığımızda “oh be dünya varmış sonunda yine dışardayım” dercesine aynen uykuya daldı… :)

Sonra detaylı da yazacağım ama tatilimizin, daha doğrusu 2,5 aylık bir veletle atıldığımız ilk ttil denemesinin son derece başarılı geçmesinde byük katkısı olan Eski Datça Evleri‘nin tüm “personel”ine teşekkür ederiz… Herşeyi çok kolaylaştırdılar bizim için… :)

Yetişkinliğin Ergenliği

“…Ha, babalar mı? Cennet çoktan anaların ayaklarından alınıp noterde babaların üstüne yapıldı bile. Onlar mutlu, onlar soru(m)nsuz, onlar evhamsız. Tek hıyar biz kaldık.”

Diye bitirmiş geçen haftaki yazısını Ayça şen. Yazının tamamını şuraya tıklayarak okuyabiliriniz. Biz yeni bebek sahibi ebeveynlere çok uzak gelse de “okula yeni başlama” diye bir durum var. Ayça’nın bu konudaki tesbiti de şöyle:

“şu aralar yetişkin ergenliği yaşıyorum. Yetişkinliğin ergenliği de meğer çocuk yapıp onu okula yollamakmış. Bu ergenlikten ne zaman kurtulacağız? Aha da size yemin, bu bir buçuk haftada saçlarımın önleri ve yanları beyazladı.

Dediğim gibi, tıklayın, yazının tamamını okuyun

3 Aşı 1 Hafta Sonu Tatili

Geçen hafta ateş yüksekliği sebebiyle yapılamayan aşılarımızı Cuma günü yaptırdık. Hem verem aşısı (BCG) hem de onunla aynı gün olması gerektiğini öğrendiğimiz karma aşı (Infarix yanlış hatırlamıyorsam adı). Hatta doktorumuz üstüne bir aşı daha yaptı: Rotarix. Bu aşılar ateş yapabilir dendiyse de tüm hafta boyunca kızımız “tık” demedi. Hem keyfi yerindeydi hem de tüm hafta sonu evden uzakta olmasına rağmen en ufak bir huzursuzluk yaşamadı – yaşatmadı. (Bu noktada tahtaya vuruyoruz)

Aşı konusunda bilinmesi gereken en önemli detay; ikinci ayın sonunda karma aşıyla aynı gün yapılması gereken verem aşısının Verem Savaş Dispanserleri’nde yapıldığı. (Artık özel hastaneler de yapmaya başlamış aslında ancak önden arayıp ellerinde aşı var mı öğrenmek lazım sanıyorum) Verem savaş dispanserleri de her zaman yapmıyor. Sadece Pazartesi ve Cuma günleri 09.30-11.30 saatleri arasında yapıyorlar. (Bu arada aşı, ücretsiz yapılıyor) Bu saat kısıtlamasının sebebini sormadık ancak o saatlerde dispansere başkalarının alınmaması ve bebekleri bulaşıcı virüslerden koruma düşüncesi olabilir. (Sallıyor da olabilirim, doğrusunu bilen varsa bir adım öne çıksın)

Sonrasında doktorumuza gitmek kolay olsun diye Üsküdar Verem Savaş’ı tercih ettik biz. (Her ilçede var anladığım kadarıyla)
Üsküdar Verem Savaş Dispanseri Kadıköy’den Üsküdar’a dolmuş yolundan giderken Doğancılar’da, Doğancılar Parkı’nın çok yakınında. Kadıköy’deki dispanser ise Söğütlüçeşme’de, Söğütlüçeşme Cami’nin arka tarafında yanılmıyorsam. Telefonlarını şudur, ararsanız tarif ediyorlar: :)

Beşiktaş Verem Savaş Dispanseri
Telefon: 0212 327 79 86
Adres:Köprübaşı Sk.No:23 Beşiktaş İstanbul

Kadıköy Verem Savaş Dispanseri
Telefon: 0216 336 02 29
Adres:Söğütlüçeşme Cd. Dispanser Sk. No:7 Kadıköy İstanbul

şişli Verem Savaş Dispanseri
Telefon: 0212 240 60 37
Adres:Avukat Cd. Çobanoğlu Sk.No: 44 FERİKÖY şişli İstanbul

Üsküdar Verem Savaş Dispanseri
Telefon: 0216 553 13 02
Adres:Bestekar Selahattin Pınar Cd. No:17 Üsküdar İstanbul

Ümraniye Verem Savaş Dispanseri
Telefon: 0216 316 24 18
Adres:Atatürk Mh.Mandıra Cd. Melek Sk. No:4 Ümraniye İstanbul

Diğer ilçeler için tıklayınız bakınız… :)

Bir kaç link, bir kaç anne, bir kaç velet…

Babaolmak.com’un altyapısı wordpress. Bu içerik yönetimi sisteminin (çok kullanışlı bulduğum diğer bütün özellklerinin yanı sıra) Babaolmak.com’a link veren siteleri de göstermesi gibi bir şıklığı var. Bu sayede yeni siteler, bebekler, anne günlükleri tanıma fırsatımız oluyor. Bulduklarımı da blogcu anneler, babaların blogları ve online veletler gruplarına (yani sağ taraftaki linklere) ekliyorum zaman zaman.

şimdi hazır vakit bulmuşken son zamanlarda turaladıklarımdan bazılarından bahsedivereyim dedim:

En ilginci “Üç bebeğin hikayesi“, ana okuluna başlamak üzere olan bir kız annesinin ikinci çocuk yapmaya karar verip bir anda ikinci, içinci ve dördüncü yapıvermesi (daha doğrusu yapma yolunda ilerlemesi) üzerine bi günlük. Gün gün, hiç tembellik etmeden tutulan bu günlük yeni ebeveyn olan, olmak üzere olan bizlere, yaşadığımızın üç katının yaşanabileceğini an an gösteren bir site. Tavsiye ederim.

Alp… Kocaman gözleri olan güzel mi güzel, ilerde peşinden çok kız koşturacak bir yakışıklı. Bir yaşında… Annesinin sitesi: Mama-Eye, siteden Alp’in foto albümüne mutlaka tıklayın, Alp’in fotoları kesinlikle görülmeli. Bu arada Mama-Eye sayesinde bulduğum bir de illüstratör var: Irisz AgocsOnun bloguna da bir girip çizimlerine göz atılmalı mutlaka.

Pinik Kuşu zaten eklemiştim bloglar arasına daha önce bakınız küçük bir kampçı var burada

Deniz Efe’yi atlamayalım… Onunla da Asya’nın sitesinde tanışabilirsiniz.

Bir de Bob Marley’le ilgili hoş bir yazıda geçmişiz metin içinde “baba” lafı geçince. :)

Meğer Üşütmüşüz

Bugün aylık rutin kontrole gittik, aynı anda ateşli olma ile ilgili doktor ziyaretimizi de yapmış olduk. Bir taşla iki kuş oldu. Evet, Zeynep üşütmüş.Ateş, bu kadar ufak veletlerde önemli birşeymiş, koruma kalkanları, doktorumuzun deyimiyle bariyerleri daha çok ince ve zayıf olduğundan bu tip sorunlar önemsenmesi gereken durumlarmış.

Üşütme; halsizlik, ateş, ishal, emerken memeyi çekememe (çekiş gücü kaybı) gibi şekillerde kendisini gösterirmiş. Bizim durumumuzda halsizlik, ateş, boğazda hafif kızarıklık gibi göstergeler var.

Muayenenin ardından bir adet daha yarım fitil sahibi oldu Zeynep. Bir kaç gün 6 saatte bir fitil. Fitil’i fırlatırsa (olabilen bir şey bu) o zaman da şurubumuz var. Doktorumuzu, 38.5 dereceye kadar antibiyotik veya benzeri bir ilaç tedavisine gerek olmadığını, 38.5 derece ateşte de önce kan ve idrar tahliline bakılıp ona göre iğne verileceğini söyledikten sonraki ateş kontrolünde kızımızın ateşi 38.5 derece olunca doktordan sonra aynen kan tahliline gidildi. Sonuçlara göre tedaviye karar verielecek ancak şu anda hanfendinin ateşi fitilin de etkisiyle (üstüne de iki saat uyudu) 36.7 derece.

Günün güzel haberlerine gelecek olursak; kilomuz artık 4220 gr. Üstelik de ateşe rağmen ateş, tek bir günde bile 50 – 70 gr kaybına sebep olurmuş Bir kaç günlük bir ateşli haftaslık 200gr’a kadar kayba sebep olabilirmiş. 4220gr ile veledimiz normal aralık içinde oldukça iyi bir değere çıkarken boyu da bir ayda 52’den 57’ye çıkmış. Bu artışı şaşkınlık ve tezahuratla krşıladı doktorumuz. (Tamam o kadar da değil) Kızımızın kafası da büyümüş ve sonuç itibariyle tüm ölçümlerden tam not aldı. Zamanı gelmeine rağmen Verem ve Karma aşılarını şimdilik erteledik. (Aşı, ateşe sebebiyet veren bir durum) Hafta başında üşütme halinin geçip geçmemesine göre aşı konusunu netleştireceğiz.

Son olarak da doktorumuza biz bu yaratığı şehir suyuyla aynen yıkıyoruz, bir şey yapmamız, yapmamamız gerekir mi diye sorduk. (Dezenfektan ilaçlar, kimyasallar filan var malum piyasada) “Hayır yapmayın” diyerek takdirimizi topladı doktorumuz bir kere daha. “Bu tip şeyler doğal aşıdır, bu tip bağıklıklara ihtiyaç var. Bir dönem yapıldı öyle önlemler ama sonra gördük ki bebeklerin bağıklıkları daha zayıf oluyor astım vakaları artıyor vb.” diyerek gerek olmadığını söyledi. Biz de “peki” dedik, kucakladık kızımızı çıktık… :)

İlk Ateş

Perşembe akşamı (dün) banyodan sonra kızımızın sıcaklığı dikkat çekince ateşini ölçmeye karar verdik. Gündüz boyunca da biraz fazlaca durgunmuş kendisi. Öncelikle hastaneden çıkarken yenidoğan hemşiremizin hediye ettiği termometre ile koltukaltından ateşine baktık: 38.1derece “Amanin!!!” nidalarının ardından termometrenin bazen sapıttığını hatırlayarak (annenin ateşini en fazla 35 derece gösterebilmişliği var) Daha havalı olan diğer termometreyi denemeye karar verdik. Nesi havalı diyeceksiniz, makattan 5 saniye içinde kesin sonuç diye bir iddiası var. :) Nahoş bir çalışma olsa da hızla gerçekleştirdik: 38.1 derece (evet tam 5 saniyede) Zaten 15.saniyede de doktorumuz Alev Fırat’la telefondaydık. Cuma sabahtan BCG aşısı, öğlen e aylık rutin kontrolü ve karma aşısı vardı. Dedik ki, yarını beklemeyelim dedik Alev Hanım… :)

Doktorumuz, üstünün daha ince giyidirilmesini ve içebildiği kadar su içirilmesini söyleyip yarım saat – bir saat sonra tekrar ateşinin ölçülmesini söyledi. Ateş düşmezse yarım Termalgine fitil’in kullanılabileceğini söyledi. Ertesi gün sabahki aşı aktivitesi de ertelendi. Aşıdan önce doktorumuz görmeliydi.

Yeni süt içtiği için kızımız, su için biraz bekledik. Ki çok içmedi ama “sade su”yu ilk içişiydi. (Haftalardır hep süt hep süt, sonra da hep mama hep mama) Huzursuzluğu devam etse de ateşi biraz aşağılara düştü. Ki bu esnada ne olur ne olmaz, geceyarısından sonra git gel daha zor olur diyerek bir nöbetçi eczaneden fitil tedarik ettik. Termalgine yerine muadili Paranox bulduk. Etken maddesi parasetamol, ailemizin doktoru, okul arkadaşımız, nikah şahidimiz Koray’ı arayıp kullanılabileceğini de teyit ettik.

Gece yarısından sonra düşen ateşin geri yükselmeye başlaması ve 38.5’i geçmesi ve 38.7’yi görmemiz sonucunda teyakkuza geçip “fitil”e başvurduk. Ortadan ikiye kesilmiş fitili “kullandık” (Makattan ateş ölçmeye göre kesinlikle çok daha nahoş) Baba’nın becerememesi üzerine anne becerdi… Ancak fitil’in konuşlandığı yerde kalması için de ekstra çaba sarfetmesi gerekti. (Bunun sonucunda da kızımız annesinin avcuna kaka yaparak öcünü aldı) (Önemli ders; hazırlıklı olun, fitil’in bir takım ani etkileri olabiliyor) Fitil’İn vücutta emiliminden emin olamadığımız için öncekinden biraz daha ufak bir fitili tekrar yerleştirdik. Ki kızımız da rahatlamıştı bu arada. Arkasından da uykuya daldı ve ateşi gittikçe düştü.

Sabahleyin 37 civarındaydı ateş. Öyle olunca da erken gitmek yerine 13.30’da doktor randevumuza sadık kalmaya karar verdik. Bu yazının buraya kadar ki kısmı da doktor randevumuzdan önce yazıldı. Ateş şu anda tekrar 38’lerde, huzursuzluk devam ediyor ama ağlama filan yok. Ağladığında size sesi biraz kart (hafif travesti gibi) çıkıyor. Birazdan doktora gideceğiz. Gelişmeleri dönüşte yazacağım artık…

Düz 4000gr!

Dün (Yani Cuma) tartı kontrolümüz vardı. Ve kızımız imkansızı başardı… (Nasıl abartmaksa bu da…) 8 gün önceye göre tam 540gr almıştı. 3460gr’dan 4000gr’a ulaşmış. Basit bir orantılamayla babasının bir haftada 13 kilo alması gibi bir şey bu yaptığı. (Bir nevi havuz problemi yaratacak olursak, babasının şu anda kaç kilo olduğunu bulabilmeniz gerekir : )

Doktorumuz, günde yaklaşık 70gr’a gelen bu kilo alış karşısında şaşırdı. (Ve sevindi) “Catch up” dediğimi normal kiloyu yakalama sürecinin çok başarılı gittiğini, önümüzdeki bir haftada da 500gr daha alırda  normal kiloyu yakalayacağını ve  normale döneceğini söyledi. (Bu arada kızımız hanfendi tartı esnasında koca göbeğiyle son derece heybetli görünse de doktorumuz bir an veledimizin çatlayacağını düşünmüş olabilir)

Neyse, her öğün, anne sütünden sonra mama vermek işe yaradı. Gözle görülen bir değişim de var, tanaklar şişti, kollar ve bacaklar dolu dolu oldu. Göbek deseniz zaten artık kocaman… ;)