Babalar Günü ve Bir Kaç Site

Yarınki babalar günüyle ilgili olarak bir kaç satır yazmak gerek malum… (Diyerek şansımı denesem mi bir?) Babaolmak.com’da babalar günü ile ilgili hiçbir şey yazılmamış olması garip olabilir, babalar gününün üzerinden nerdeyse iki hafta geçti… Babalar gününü fazla ciddiye almadığımdan yazmamış olabilirim. Açıkçası bir kızım olduğu ilk günden beri, evet, babayım ve o günden beri de hergün benim için bablar günü. (Tüm babalar için de bu böyle değil mi?)

Babalar gününde TRT’nin “Türk Site” isimli internet programında tanıtıldı Babaolmak.com, ben de telefonla canlı yayın konuğuydum… Orada da söyledim; (fikir zaten telefonda konuşurken geldi aklıma) beni baba yapan kızım olduğuna göre, babalar gününde benim de ona hediye almam gerekmez mi… :) (Bunu bir gelenek haline getirip her babalar günü bir hediye almayı düşünüyorum)

Uzatmayayım; kızımın, gözlerimin içine bakıp da gülümsediği her an benim için en büyük hediye… (Dolayısıyla; kusura bakmayın ama “yemişim babalar gününü”)  :)

Günün anlam ve önemine istinaden sekiz (tam 8) adet baba sitesi var karşınızda. Hepsi ingilizce maalesef:

Gtreat Dad… Çünkü babaların annelerden farklı düşündüğü zamanlar olur…

Dad Daily… Babalar için sosyal ağ sitesi.

Dad Stays Home… Evde oturup çocuklarına bakan babaların paylaşım sitesi.

At Home Dad… Adından da anlaşılacağı gibi bir diğer evde kalıp çocuk bakan babalara yönelik bir site.

Brand New Dad… Taze babalar için hazrlanan bir site.

Dadosphere… Babalar için bir diğer sosyal ağ ve paylaşım sitesi.

Just For Daddys… Sadece babalar için bir forum sitesi.

DadLabs… Ning network’ü üzerinde bir babalar grubu. (Sadece header fotografı için bile girmeye değer.)

Baba Olmak…

Zeynep Ağlıyor

Galiba bu işte baba olmak;gecenin bir yarısında, açıp fotograflarına bakmak… Ağladığın fotograflara bakarken içimde bir şeylerin sıkışması… Ağlamaman için herşeyi yapabileceğimi bilmek ama yine de bazen ağlayacağını düşünüp, hiçbir şey yapamayacak olmanın içime sapladığı şey herneyse, biraz daha acıtması…

Yine Uzun Bir Aradan Sonra

Günlük koşturmacalar, sürekli biryerlere yetişmeye çalışmacalar derken günler değil haftalar geçiyor. Bazen bu günlük hayat hengamesine o kadar kaptırıyor ki insan çok daha önemli şeyleri ıskalamaya başlıyor…

Öte yandan bazı şeyler o kadar hızlı oluyor ki (kızımızın hızla büyümesi, gittikçe “çocuk” olması, her gün daha da şaşırtıcı şekilde gelişmesi gibi) bu hızın şaşkınlığından seyretmekte olduğunuz şeyden vakit bulup da bilgisayar başına geçip de iki satır yazmak bile mümkün olmuyor. (Hele de bir süre ara verince, “önce şunu azayım, sonra şunu yazayım, bugün olanları en son yazayım” demeye başladığınızda bir anda ipin ucu kaçıyor)

Uzatmayayım, aradaki eksikleri bilehare tamamlarım diyerek yazı yazmaya oturdum, bu kadar gaza gelmemin sebebi de daha önce yazdığım “kısacık bir mektup”uma bugün gelen bir yorumdu:

Merhaba,3 aylık bir baba olarak, yazdıklarınızı okuduğumda gözlerimden yaşlar süzüldü yanaklarıma. Arkadaşlarım bana soruyor ” Baba olmak nasıl bir duygu?”
Bunu anlatacak kelime olduğunu hiç zannetmiyorum. Her sabah birlikte gazete,ekmek almaya giderken gözlerimin içine bakarak bana gülümsemesi ve bir süre sonra uykuya daldığında bana hissettirdiği içimdeki ılıklık ve bu ılıklığın bana verdiği huzur. Dünya’da ne olduğu önemli değil ben onun yanındayken,o benimleyken. Biliyorum daha çok yeniyim, göreceğim öğreneceğim çok şey var ama korkmuyorum o benim gözlerimin içine hep böyle baksın yeter..

Cenk Sezgin, “baba olmak” konusunu o kadar güzel tarif etmiş ki üstüne diyecek, yazacak hiçbir şey kalmamış. İster 3 aylık, iter 33 yıllık baba olsun, eminim ki çocuğu gzlerinin içine baktığında içinde hissedilen o ılıklığın adı sanırım “baba olmak”…

11 Ay Bitti…

Geçen sene bu zamanlarda geri sayıma başlamış, heyecanla gün sayıyorduk… Bu sene de ilk yaş günü için geri sayıyoruz kızımızın. Aslında yaş gününden de ziyade kızımız artık nerdeyse yürümeye başlayacak, daha çok onun için geri sayıyoruz.

Kızımız son bir ay nerdeyse hiç kilo almamış, boyu da 1cm kadar uzamış. Kilo almamasını çok hareketli oluşuna bağladı ve herşey normal dedi doktorumuz. (Malum artık fıldır fıldır emekliyor kendileri bu performansa kilo vermemiş olması güzel belki de)

Son 1-2 haftadır geçiremediğimiz öksrük için şurup verdi doktorumuz, azalmazsa antibiyotik verilebileceğini ancak şu anda gerekli olmadığını söyledi. (Ek: Biz azalmadığı düşüncesiyle sonradan tekrar gittiysek de; aslında göğüsteki rahatsızlığın geçtiğini ancak öksürüğün – boğazdaki tahriş sebebiyle – 3 hatta 4 hafta kadar sürebildiğini, sorun olmadığını öğrendik)

Bu arada doktorumuza “bizim kız biraz farklı mı” gibi garip bir sorduğumuzda, kendisi sorumuzu doğru şekilde anlayıp, “Çok pozitif bir bebek, bu da onu farklı yapıyor” cevabını verdi. (Kızımız tüm muayene boyunca gıkını çıkarmadığı gibi doktorunun her dediğini yaptı, her hareketini buyuk bir dikkatle izledi ve bol bol gülümsedi hatta bir ara biz anlamasak da bir şeyler anlatmaya bile başladı)

Sonuç: 9400gr ağırlık, 74cm boy… 11 ay bitti.