Month: Kasım 2008 (page 1 of 2)

Son Gelişmeler

Uzun zamandır vakitsizlikten yazmayı ertelediğim en son durum değerlendirmesini sonunda yazıyorum… Tamamını bir seferde bitiremeyebilirim ama kızımızın neredeyse 17 aylık olduğu şu günlerdeki halini de kayıtlata geçirmek lazım… :)

– Yaklaşık bir haftadır kendisi sokak kapımızı kendi kendine açabiliyor. Açınca ilk yaptığı apartmanın içinde tercihan yukarı doğru ilerlemek. (Klasik, merdiven çıkma takıntısı) Dolayısıyla evin içini çocuklar için güvenli hale getirirken atlanmaması gereken bir nokta; sokak kapısının emniyete alınması.

– Geçtiğimiz cuma bir ilki daha yaşadık. Araba yolculuğumuz esnasında kızımız annesiyle yolda sohbet etmemize izin vermedi. Çok net bir şekilde “kendi aranızda konuşmayın, bana ilgi gösterin” dedi. Son derece yüksek tonda ve ısrarcı şekilde bir şeyler anlattı ve dikkati kendi üzerine çekmek için uğraştı. Yol boyunca ne zaman kendi aramızda konuşmaya kalksak bu böyle devam etti. (Hava da kararmış olduğundan, dışarda bir şey görüp de ilgilenemdiğinden bağlı olduğu oto koltuğunda sıkılmasının da bu ilgi talebinde etkisi büyük)

– Bu arada artık 3-4 kelimelik cümleler kuruyor, derdini çok kolaylıkla anlatmakla kalmayıp, sohbet bile ediyor. (Annesini işten almaya gittiğimiz bir akşam yolda gün boyu neler yaptığını anlattı bana; ki hayatımın en keyifi sohbetlerinden biri oldu..)

– Bugün ne yaptınız Zeynepcim?
– Oyyyynadık…
– Kimle? Kim geldi ki bugün?
– Babanneeee…
– Aaa… Babaanne mi geldi? Ne yaptınız babanneyle?
– Oyyynadıkkk…
– Neyle oynadınız?
– Oyuncakla…
– Başka ne yaptınız?
– Parka… Parka…
– Parka gittiniz demek babanneyle…
– Babanne abakı (ayakkabının kısaltılmşı) giy, parka…
– Parkta ne yaptınız peki?
– Sallandıkkkkk…  (O sırada kırmızı ışıklarda dururuz)  Nennnenn dur… Kapanmışşş… (yol)

Böyle uzayıp gidiyor…

– Bu arada el tutmadan uyumama konusunda yol katedilemedi maalesef ama artık en azından sadece kendi yatağındayken el tutuyoruz, sabaha karşı da olsa bizim yanımıza gelmesine izin vermiyoruz. (Ufak çekyat artık onun başucunda, ona uzanıp elini tutuyoruz gerekirse)

– Yine son zamanlarda anneye düşkünlük baş gösterdi… Eğer anne evdeyse mutlaka ve mutlaka o uyutacak, mümkün mertebe peşinde gezilecek… Anne yoksa kim elini tutsa uyuyorvhala allahtan…

– İlk minik çadırını aldık… Zaten yeni stratejimiz onun odası dışında oyuncak bulundurmayıp mümkünse onun odasında oyun oynamasını sağlamak. Çadır da odasında, oyuncaklar içinde… (Bu arada ani bir galeyanla bir takım oyuncaklar alıverdik kendisine ama ayrıca yazsam daha iyi olacak)

– Telaffuzu oldukça iyi ve bir papağan gibi her duyduğunu neredeyse birebir söylüyor. R’ler yerine L’leri tercih ediyor o ayrı… Hatta bir takım ünlemeler denedik: Götürrrrrrr! (yemek yerken) seslenişime cevabı aynı yüksek tonda “götüüülllllllll” oldu “Hadi bakalım yürrrrrü” ünlememe de “Yülllllüüüüüü” diye karşılık verdi…

– Bir takım konularda çok laf dinler ve sakin, kolay caydırılır olsa da salıncak vb gibi konularda inat ettiğinde büyük bir asabiyetle istediğini yaptırmak üzere hırs yapabiliyor. (Sallllannnnn, salllannn diye bağırıp ayağını yere vurmalar diye bir örnek vereyim, benzerlerine muhtemelen denk gelmişsinizdir…)

– 10 gün kadar önce kalabalık bir çocuk bahçesinde (Moda Çocuk Bahçesi) kum havuzuyla tanıştı ki çok hoşuna gitti bu iş kendisinin…

Uzatmayayım, bilahare devam edeyim ;)

En Yakınımdaki Kitap

Arkadaşım Handem’in blogunda ( Çocukla Hayat Nokta Kom ) bir kitap mimi’ne rastlayınca hemen ben de olaya dahil olayım istedim… Önce kitabı ve ilgili cümleyi koyayım ardından da kuralları yazayım…

En yakınımdaki kitaba uzandım hemen bilgisayarımın başından kalkmadan masada bir kol boyu uzaktaki kitap yığınından en yakınımda olanını seçtim:

Her Çocuğun Bir Yıldızı Var” Mustafa Ruhi şirin’in kitabı… Kök Yayıncılık’tan çıkmış…

Kitabın 56.sayfasındaki 5.cümleyi yazmam gerekirken 56.sayfa resim olduğu için 57.sayfanın 5.cümlesini yazıyorum:

“Alkış sesine yaz yazğmurunun uzaktan gelen sesi karıştı.”

Gelelim kurallara; siz de katılmak isterseniz, kurallar şöyle:
* Kendinize en yakın kitabı alın.
* Sayfa 56yı açın. Beşinci cümleyi bulun.
* Cümleyi bu kurallar ile birlikte yayınlayın.
* En sevdiğiniz, en moda veya en entelektüel kitabı seçmeyin: en yakınınızdakini alın.

Dünyanın Merkezi

Radikal Gazatesi‘nden, Sanal Alem‘den, Teknosohbet‘ten, Televidyon‘dan (ve daha birçok yerden) tanınan Serdar Kuzuloğlu blog dünyasına geri döndü; hem de oldukça sağlam bir dönüş…

Konumuz Serdar’ın blogu deil elbette; babalığı… Blogundan aynen alıntılıyorum, bakın ne demiş “dünyanın merkezini ancak bulmak” mevzuunda:

Pazar günü evde işe gömülmüş çalışırken arkamdan gelen bir mızırdanma kulağıma çalınıyor.

Ali…

Dönüp kucaklıyorum; avcumun içini ancak dolduran bedenini kavrayıp havaya kaldırıyorum. Minicik ayakları koca göbeğimde pıt pıt ediyor. Dünyadaki pek çok keyiften henüz habersiz oğlumun yüzünü bana baktıkça koskoca bir gülümseme kaplıyor. Çevirip havaya kaldırıyorum; keyif ve bir türlü kuramadığı laflarla dolu ağzından salyalar akıyor.

Kafamı çeviriyorum; Zeynep bana başka kimsenin bakmadığı bir hayranlıkla bakıyor. Gözlerini kırpmadan ona söylediklerimi dinliyor, gülüyor. Söylediğimi değilse de onu ne çok sevdiğimi anlıyor.

Tenleri de nefesleri de mis gibi anne sütü kokuyor. Derin derin nefesler alıyorum.

Bu anları kaydetmek istiyoruz; keyfin sarhoşluğundan doğru dürüst fotoğraflarını bile çekemiyoruz.

Büyüyüp de kafa tutacakları, aksileşecekleri, iki çift lafı, bir gülümseyişi esirgeyecekleri günler gelmeden böyle sadece göz göze gelerek mutlu olabildiğimiz; başka her şeyi unuttuğumuz günler ne de kıymetli…

İlgili yazının tamamına (!) buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz…
Serdar’ı sürekli takip etmek için de işte açık adres: Mserdark.com

Çocuk İstismarına Hayır!

Uzun zamandan sonra artık bu akşamki iş listeme koca harflerle “Babaolmak.com‘a yeni yazı yaz!” diye yazmıştım. Birikmişler listemde de bir çok konu vardı. Hatta el atmışken Babaolmak.com’a; Çocuk Kitapçısı Kipitap.com‘dan bahsetmeyi, Babaolmak.com ile kapısından girdiğim Televidyon’dan çıkmayıp Sinevidyon ile hafta içi hergün sinema muhabbeti yaptığımdan, Babaolmak.com işe başlayan bir ilişkinin sonunda tematik bloglara olan merakım sonucunda iki aydır PCnet dergisinde “Blog güncesi” diye bir köşem olduğundan, Babaolmak.com’u iPhone özel versiyonundan, 16 aylık veletlerin gelişiminden ve daha bir çok konudan bahsedecektim ancak yazılara başlamak için kırıtırken helen bir mail ile hepsinden vazgeçtim ve yaklaşık son iki saatimi çocuk istismarına karşı bir kampanyayı internette duyurmakla geçiriyorum…

Annecocuk.com üyelerinden Pelin Tüzün’den (ki kendisi Babaolmak.com’un sessiz takipçilerindenmiş) mailinden bir kısmı aynen aktarayım:

Üyesi olduğum “Anneçocuk.com” sitesi artık son zamanlarda artan ve çözümsüzlüğü(!) sebebi ile iyice çirkinleşen “çocuk tacizleri” konusunda bir kampanya başlattı.

Biz bir avuç annenin artık, başta son olaylar olmak üzere, bu tür istismarlardan ve suçluların bir şekilde(!)yırtmasından,sonra da çok büyük halt becermiş gibi televizyon televizyon dolaşıp zafer kazanmış muzaffer komutan edası ile söylemlerde bulunmasından fena halde midesi bulanmaya başlamıştır.

Bu sebeple şimdi vereceğim linkte ayrıntıları bulunan kampanyayı başlattık: http://kampanya.annecocuk.com/

Amacımız biz endişeli annelerin sesini mümkün olduğunca duyurmak ve çocuk tacizleri konusunda yasalarımızda gerekli düzenlemelerin yapılmasını sağlamak.

Kampanyamızı daha geniş kitlelere duyurmak amacı ile blog dünyasına da yaymak istiyoruz.

Bloğunuzda kampanyamızdan bahseden bir post yazarsanız gitgide büyüyerek, minik kırılgan bir kartanesinden kocaman güçlü bir çığa dönüşmesini umut ettğimiz kampanyamıza en büyük yardımı sağlamış olacaksınız.

Dediğim gibi ben bu akşamki nerdeyse tüm işlerimi erteleyip internette elimin uzandığı her siteyi, blogu, friendfeed‘i, sosyal ağı bu kampanyadan haberdar etmeye giriştim. Bu yazıyı okuyan bir sürü kişi de eminim ki kampanyaya katılmaktan çok daha fazlasını yapabilir…

Kampanyaya katılmak için…
Kampanya bannerı için (728 x 90 boyutlarında)

Babalık Testi Mi?

Cumartesi sabahı büyük bir gazetenin kapağındaki “2008’in buluşu: Babalık Testi” başlığı dikkatimi çekti. (Amacı da buymuş zaten; dikkat çekmek. Yoksa babalıkla filan alakası yok özünde)(Ama konu çok da uzak bir konu değil)

Time Dergisi yılın en iyi 50 icadını seçti. Dergiye göre, 2008’in en iyi icadı, bu yıl perakende olarak satışa sunulan pratik DNA testi. (Bu arada hatırlatmakta fayda var, Time’ın seçtiği 2007’nin en iyi icadı iPhone’ken 2006 icadı da YouTube idi.)

Pratik DNA testini biraz araştırınca evde kendi kendinize test yapmanızı sağlayan ancak sonucunu öğrenmek için test kitini firmanın merkezin yollayıp 4-6 hafta beklemeniz gerektiğini öğreniyorsunuz. Öte yandan yılın icadı olmasını sağlayan sebep bana kalırsa pratikliğinden ziyade fiyatının gittikçe düşerek ürünün perakende piyasasına inmesi. (1000 – 2000 dolarlardan 399 dolara kadar inmek fena bir başarı değil bence şimdilik)

Kişisel ilgim sebebiyle Google’ın bir yatırımcı olarak bioteknoloji ve gen araştırmalarıyla ilgilendiğini bildiğimden bu DNA testini geliştiren 23andMe firmasının yatırımcılarından birinin de Google olduğunu öğrenmek beni şaşırtmadı. (Yatırım miktarı 4 milyon dolar) Öte yandan 23andMe firmasının kurucusu Anne Wojcicki‘nin Google’ın iki kurucu ortağından biri olan Sergey Brin ile evli olması da çok şaşırtıcı değil bu noktada. (Bu arada çiftin bu ay içinde bir çocukları olacakmış diyerek hafif bir magazin turu da yapmış olayım)

23andME firmasının ismindeki 23 de insan vücudundaki eşleşen kromozom sayısından geliyor. (Anne ve babadan gelen 23’er kromozom eşleşerek ilk hücreyi yaratıyorlar) Firmanın Eylül 2008’de DNA testlerini 399 dolara indirmesiyle bu alandaki önemli bir kilometre taşını oluşturmuş oluyor. Test sonucunda 23 klinik rapor başta olmak üzere her türlü genetik riskle ilgili detaylı bilgi sahibi olabiliyorsunuz. (Gattaca filmini seyretmemiş olanlar için filmi tavsiye edip, bu gidişle çok yakında Gattaca filmindeki kurgunun gerçek olacağını söyleyebilirim)

23andMe’nin web sitesi burada
Anne Wojcicki hakkında bilgi şurada
Wikioedia’da 23andMe
Cruchbase’de 23andMe
Hürriyet’in konu ile ilgili haberi
Engadget’ın haberi

Older posts

© 2018 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑