Uyku Mücadelesi


İşten vakitli çıkmam lazım… Annemiz geç çıkacak bugün, baba kız gecesi yapacağız yani… Trafik çok… Bayram tatilinden beri trafiğin bu haline adapte olamadım, hala eski alışkanlıkla çevre yolundan geçip birinci köprüye çıkıyorum, aslında Dolmabahçe, Beşiktaş Yıldız çıkışını kullanmam lazım artık çünkü diğer tarafta yol çalışmaları var, bugün sonunda öyle yaptım ama trafik yine de çok yoğun… Motorsikletle bile tıkanıklığı aşamıyorum… Geç kalacağım galiba… Köprüden sonrası çok rahat, köprüyü geçtim, on dakikaya evdeyim…

Toplamda 10 dakika geciktim… 19.00’da evdeyim, Mine Abla’dan küçük bayanı teslim almak üzere kapıda hazırım… O da ne! Babaanne ve büyükbaba gelmiş… Küçük Hanım’ın keyfi yerinde… Mine Abla kızımızın yemeğinin ocağın üzerinde hazır olduğunu söyleyip gitti bile…

İlk bir saat zaten çabucak geçti… Büyükbabayla türlü oyunlar (parmaklara ve kulaklara mandal sıkıştırmaca, ses çıkartan top ile sırayla kafalara vurmaca, oyuncak atla dıgıdık dıgıdık -attan yere çakılmayı denemece- bir ara büyükbabanın Türkçe şarkı söyleyen köpekle tek başına, şaşkınlık içinde uzun süre oynaması) derken yemek saati… Bir kase kerevizi büyük bir iştahla gık demeden bitirdi küçük hanım ancak bittiğinde ekmeğine kavuştu, biraz kemirdi… Derken mama sandalyesinden kurtuldu ve birlikte babaanne ve büyükbabayı uğurladık…

Artık sırada banyo var. Başlangıçta suya “çıcak” dediyse de çabuk alıştı ve hızla banyomuz tamamlandı, üzerine biraz daha suyla oynayıp çamaşır makinesinin üzerindeki yerini aldı. Havluyla kurulanırken ısrarla “vuuuuu” istedi. Öyle olunca direkt saç kurutma makinesine geçildi. Bi’ Zeynep’e bi’ çamaşır makinesinin üzerinde bulduğu oyuncak filine, bir ona bi diğerine derken saçlar kurudu. Yatak odasına geçildi. Jet hızla giyinildi. (Bir elde Emine, diğerinde Bebiş, bacaklarının yanında da oyuncak fil vardı bu esnada). Derken sırayla Emine, Bebiş, Fil ve Zeynep arka arkaya yatağa atıldılar yanyana… Banyo öncesi ısıtılıp hazırlanmış sütümüz mutfaktan kapılıp gelindi. Zeynep talimat üzerine emziğini ağzının kenarından yatağına bırakıp sütüne kavuştu. Sütün yarısından fazlası bittiğinde saat 21.00’di, yani asıl macera tam dokuzda başladı.

İlk deneme ortamın sakinliğinden alınan güven duygusuyla Zeynep’i bir yanında Emine, bir yanında Bebiş, başının yanında fil ve müzikli ışıklı, tavana resim yansıtmalı döndürmeli ayakucu zımbırtısının kumandasıyla başbaşa bırakıp odadan sıvışma denemesiydi. Odadan toplam uzaklaşabildiğim mesafe 1,5 metreyle sınırlı kaldı… 21.02

Peki, ben de odada oturayım babacım, sen yeterki ağlama… Loş ışıkta odadayız ikimiz de Zeynep sessizce tavanda dolaşan hayvanları izliyor, ben de karşısındaki koltukta tavandan geçen hayvanların isimlerini sayıyorum. gayet huzurluyuz… İki gündür ufak ufak denediğimiz kendi kendine uyuma, elini tutmadan uyuma denemeleri işe yarayacak gibi… (Artık yatmadan önce Zenep’e masal okumaya başlayabiliriz belki de diye geçiriyorum içimden, baksana nasıl huzurlu yatıyor)

21.07 Zeynep yatakta, ayakta, parmaklıklara tutunmuş şekilde bir yandan ağlayıp bir yandan eliyle “gel gel” hareketleri yapıyor… Ama ben tabii ki taviz vermeyeceğim. Sakin bir sesle yanında olduğumu, karşısında oturacağımı, onun da başını yatağa koyması gerektiğini anlatıyorum. Kesmeyince Emine ve Bebiş’in onun ağlaması yüzünden uyuyamadığını, yanlarına yatıp ellerini tutmasının yerinde olacağını ekliyorum.

21.10 Bir yandan ağlayıp bir yandan da Emine’yi parmaklıkların üzerinden bana uzatıyor. Diğer eliyle de parmaklıkların arasından gel gel yapıyor… Birazdan Emine’yi bırakıp aynı şeyi Bebiş’le yapacak ama ağlamaya ara vermeyecek.

21.15 Çok uykusu var ve eziyet çekiyor. Hala iki eliyle “gel gel” yaparak yanına gidip parmaklıkların arasından elini tutmamı söylüyor. Saate bakıp içimde 21.30 a kadar dayanacağımı söylüyorum. Kalkıp yanına gidip burnunu silip yatağa yatırıp Bebiş’i de eline veriyorum.

21.17 Zeynep yatakta, ayakta, parmaklıklara tutunmuş şekilde bir yandan ağlayıp bir yandan eliyle “gel gel” hareketleri yapıyor…  Ama öncesinde Bebiş’i dışarı atıyor. Ben de geri atıyorum. (Ancak üçüncüde yatağı tutturabiliyorum) Beceriksizliğime gülmediği gibi ağlamaya da devam ediyor. Bu esnada başucundaki süt biberonuna takılıyor gözü. Susuyor, biraz önce dakikalardır ağlayan kendisi değilmiş gibi tüm sakinliğiyle “süt” “süt” diyor. Yatırıyorum ve emziği ağzının kenarından atmasının ardından biberonunu veriyorum. 21.20

21.22 Kalan sütün de yarısını bitiriyor. Son derece sakin… Olacak bu iş galiba… Bir eline Emine’Yi diğerine Bebiş’i yaklaştırıyorum. Fil de yakınlarda. Elimi de yakınlarda gezdiriyorum ama elini tutmuyorum. Elimi tutmaya çalışıyor ve mızıldanıyor.

21.26 Buçuğa bir şey kalmadı, tekrar ağlamasındansa elini hafifçe tutuyorum. Daha doğrusu ben elimi yatağın üzerinde tutuyorum, o uzanıp serçe parmağımı tutuyor. Gözleri kapandı kapanacak. “Kapa gözlerini” diyorum. Sımsıkı kapıyor. Üstelik gündüzleri oyun oynarken yaptığı gibi sımsıkı kapadıktan hemen sonra geri açmıyor… Uzunca bir süre kapalı tutuyor… İkinci, üçüncü derken üçüncü denemeden sonra açmıyor gözlerini, nefesi ağırlaşıyor… Oldu bu iş: 21.29 (Sadece 2 dakika tuttu elimi hem de)

Hala 21.29, mutfaktayım, kettle’a suyu koydum, birazdan çayım hazır salona koşup bilgisayarımı da açıyorum. O an…

21.31 Başımdan aşağı soğuköa bir su boşalıyor… Zeynep uyanmadı. Başucundaki zımbırtı sustu birden… Nefesimi tutuyorum… Ve Zeynep ağlıyor…

21.32 Başucundayım, müzik tekrar başlamış durumda, elini tutuyorum artık. Hemen sakinleşip yine kapıyor gözlerini. Birazdan tekrar dalacak sanki…

21.36 Daldı… Hemen çekmiyorum elini, bu sefer işi sağlama almak lazım… Usulca elimi çekmeye başlıyorum… O da ne, cebimdeki telefon çalıyor hem de bangır bangır, Zeynep gözlirini açıyor ve ağlamaya başlıyor. Telefonu kapatıp tekrar elini tutuyorum. O kadar ağladığından burnu akıyor, burnunu silip koşarak yatak odamızdan kendi yastığımı getirip başının altına koyuyorum. Rahat nefes alıyor artık. Bebiş ve Emine yanında ama iki eliyle birlikte “gel gel” yaparak elimi istiyor. Çaresiz uzatıyorum.

21.42 Parmaklıkların üzeriden kolumu uzatmak ve ayakta durmaktan yorulup hızlı bir manevrayla yere çömelip elimi parmaklıkların rasından uzatıyorum. Gözleri kapalı olsa da elimi çekmeye her yeltendiğimde gözlerini açmadan eliyle aranmaya başlıyor, hemen bulamazsa sadece gözlerini açmakla kalmayıp hemen dizlerinin üzerinde dikilmek için de hamle yapıyor. Aklım heves ettiğim çaydayken akşam yemeği yemediğim geliyor aklıma

21.50 Hala aynı durumdayız. Bacaklarım nerdeyse uyuştu. Nefesi ağırlaştı ama parmağımı hala çok bilinçle tutuyor. Bir ara paldır küldür yüzükoyun yatmak için döndü (babası gibi uyuyor bazen) bir eli yastığın altında, diğeriyle elimi arayıp buluyor. Müzik sustu, yeniden başlatmıyorum.

21.53 ani bir hareketle elimi çekiveriyorum. Ancak başucundan ayrılmıyorum. B planına geçiyorum. Elini tutmasam da yanında çok derin şekilde nefes alıp veriyorum. Bazen işe yarıyor. Elimi tutmasa da orda olduğumu fark etmesine ve kalkmaya yeltenmemesine yarıyor diye düşünüyorum. Yavaş yavaş derin ve sesli nefesler alıp vererek geri geri odanın kapısında çıkıyorum. Kafam hala içerde, nefes alıp vermeye devam ediyorum.

21.54 Oldu bu iş, çekiyorum kapıyı.
21.55 Yeniden ısıtılmış suyumla sallama çayımı yaptım, televizyonu açmadan digiturk’ten bir müzik kanalı buluyorum… Oooo… Cranberries’ten Dolores’İn sesi:Zombie’yi söylüyor… Gençliğimizin şarkısı :) Bilgisayarımı açıp şu anda okuduğunuz yazıyı yazmaya başlıyorum…

(22.35’de nerdeyse yazıyı bitirmek üzereyken buzdolabının üzerindeki mıkmatıslardan biri büyük bir gürültüyle kendisini yere bırakıyor, yerimden zıplayıp 10 saniye kadar nefesimi tutup bekliyorum, içerden herhangi bir ağlama sesi gelmeyince büyük bir rahatlamayla yazımın son paragrafını da yazıyorum… Upuzun bir yazı oldu ama bu iş tamam… 22.45)

Özgür

Özgür

7 Comments

  •    Reply

    Ah o günlere geri gittim birden… çok da güzel anlatmışsın. şimdi 5 yaşında olunca – hacı yatmaz gibi sen yatırıyor, öpüyor, üstünü örtüyorsun… dönüp çıkıyorsun, arkandan biri gelir pıtı pıtı.

  •    Reply

    ֖zgür,örnek bir babasın…İlgili,şefkatli ve düşünceli…

    Yazıyı bir solukta okurken,babamı hatırladım.O da bana böyle bakardı ve hala çok ilgilidir.

    Bu yazıyı tüm babalar okumalı,anlamalı.

    Sevgiler,

  •    Reply

    Gözlerim dolarak okudum. Su sıralar bizde de aynı haller var.
    Bir baba olarak bu kadar özenli olmanız durumu daha da güzel yapıyor.

  •    Reply

    Zorlu mücadele basari ile bitmis ne guzel…

    Benim kuzucum kendi kendine yataginda uyur(maşallah dedik mi :),oyuncak cantasi war bi tane onun icini bozaltip onlarla konusurken daliwerir,tabi bizimde bir ayicigimiz we yastigimiz wazgecilmez

    insallah zeynepte en kisa zamada kendi uyumayi ogrenir,cok akilli bir yawrucak zaten zeyepte,eminim emekleriniz bosa gitmeyecektir.
    Bende ilk 9-10 ay mucadele etmistim uyku icin ama 1 yasindan sonra duzene girdi (gece emmek icin 4-5 kez uyanmasini saymazsak),kendi kendine uyumasi anne babaya cok buyuk bir zewk weriyor…
    bol uykulu geceler zeynepe we tum kuzulara…

  •    Reply

    bir solukta okudum ve avuçlarım terlemiş. sanki aynı şeyleri yaşadım. ne zor bu bıcırları büyütmek

  •    Reply

    çok heves ettim ve başardım ben de kızımı öğle uykusu için atağına yatırdım 5 dakika önce dalıverdi uykuya. tabi ben de karşısındaki sallanan koltuğa oturup ona bakıp gülümseyip arada pış pış diye sesler çıkardım ama ilk deneme için iyiydi. size çok teşekkürler :)

  •    Reply

    herşeymi aynı daha demin kurtuldum ada nın odasından kolum uyuştu parmaklıklar arasından elimi uzakmmaktan küçük cadılaaaar çok şekerler

Leave a Comment