Category: Kitaplar (page 1 of 5)

Çocuklarınız Sizin Çocuklarınız Değil

Halil Cibran’ı ve “Çocuklarınız Sizin Çocuklarınız Değil” şiirini annem sebebiyle biliyorum. Ama uzun süredir denk gelmemiştim. Ara ara göz attığım “eski nesil” bloglardan Güneşin Tam İçinde sağolsun (ya da Süleyman Sönmez sağolsun demeliyim belki de) aylar önce şiir karşıma çıktığından beri chrome’da bir sekmede sürekli açık duruyor. Hatta sadece ilgili sayfa değil, şiiri okuduktan sonra İngilizcesini hiç okumadığımı fark edip İngilizcesini de bulup açtım yan sekmeye. Her ikisi de sanırım iki buçuk üç aydır önümde açık. Birkaç günde bir göz gezdirip bir daha okuyorum ve bir kere daha büyük keyif alıyorum. Hatta öyle ki İngilizcesinden ayrı bir keyif de aldığımı fark ettim.

Halil Cibran ya da Kahlil Gibran 1883 yılında Lübnan’da doğup daha sonra Amerika’ya Boston’a göç etmiş bir ressam, şair ve filozof. Eserlerini İngilizce ve Arapça yazarmış. Türkçe’ye “Ermiş” olarak çevrilen “The Prophet” İngilizce yazılmış 26 şiir/yazı’dan oluşuyor. 1923’de yayımlanmış. Cibran ya da Kahlil Gibran ya da Khalil Gibran hatta Jubran Khalil Jubran 1931’de ölmüş.

Bu arada Cibran’ın bulabildiğim kitaplarını da alıp bir kaç farklı uçak yolculuğunda (zaten ince kitaplardı) bitirdim de. Şiiri her iki dilde de kendi bloguma bir ara koymak üzere sekmelerde açık tuttuğumu da içimde bir yerde biliyorum açıkçası. O yüzden buyrun burdan yakın…

Çocuklar Sizin Çocuklarınız Değil

Çocuklar sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayatın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da, sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır.
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez,
Dünle de bir alışverişi yoktur.

Siz yaysınız, çocuklarınız ise,
Sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür.
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek,
Okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin.
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar,
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.

On Children

Your children are not your children.
They are the sons and daughters of Life’s longing for itself.
They come through you but not from you,
And though they are with you yet they belong not to you.

You may give them your love but not your thoughts,
For they have their own thoughts.
You may house their bodies but not their souls,
For their souls dwell in the house of tomorrow,
which you cannot visit, not even in your dreams.
You may strive to be like them,
but seek not to make them like you.
For life goes not backward nor tarries with yesterday.

You are the bows from which your children
as living arrows are sent forth.
The archer sees the mark upon the path of the infinite,
and He bends you with His might
that His arrows may go swift and far.
Let your bending in the archer’s hand be for gladness;
For even as He loves the arrow that flies,
so He loves also the bow that is stable.

Kullandığım görsel Halil Cibran’a ait; kız kardeşi Marianna

– idefiks’deki Halil Cibran sayfasında kitaplarını bulabilirsiniz.
– Ya da Amazon’a bakabilirsiniz.

Kitap Önerisi: Kırmızı Bisiklet

Geçenlerde kitapçıda gezerken Can Dündar’ın yeni kitabına – Kırmızı Bisiklet –  rastlayıp üstelik de “baba olmak” ile ilgili yazılarını derlediğini görünce hemen atladım. Üstelik sadece kendime değil; ilk babalar gününü yaşayacak olan ortağıma da aldım bi’ kopya babalar günü hediyesi olarak.

Can Dündar’ı hep ve çok sevmişimdir. Oğlu Ada doğduğundan beri de yazılarından takip etmişimdir. Tüm kitaplarını (neredeyse) okumuşumdur. Hatta öyle ki medya ile ilgili yazılarını derlediği “Yağmurdan Sonra” tüm iletişim fakültelerinde daha birinci seneden zorunlu ders kitabı olmalıdır. Hatta son dönemde daha da sık aklıma gelmeye başlamıştır Can Dündar’ın medya ile ilgili – bana kalırsa ders niteliğindeki yazıları.

Uzatmayayım alın okuyun demek için yazmaya başladım ya bu yazıyı… Kitabın arka kapağından da bir şeyler paylaşayım. Sonra bir şey anlatacağım:

 

Önce ürkerek bastı pedallara… Kırmızı bisikletin dengesi bozuldu. Fark ettirmeden seleden tutup düzelttim.

Acemi sürücüyü iltifatlar ve ıslıklarla yüreklendirdim.

Şimdi bazen arkasından tuttuğumu bilmeden bisikleti kendisinin sürdüğünü sanıyor, bazen ise tuttuğumu sanıp gerçekten kendisi sürüyordu.

Zamanla bisikleti kimin yönettiğini ayırt edemez oldu.

Oysa ben farkındaydım:
Kırmızı bisiklet uçmaya hazırlanıyordu.

Kitaptan bir alıntı bu; kitabın tanıtım yazısı da şöyle:

Kırmızı Bisiklet’te Can Dündar “baba olma” serüvenini, kendi yaşadıkları üzerinden okurlarla paylaşıyor. Kendi babasıyla ilişkisini, “babba” kelimesini ilk duyduğunda yaşadığı coşkuyu, başlardaki uykusuz gecelerde hissettiklerini ve onu takip eden, “Hangi masalı okumalı, hangi oyuncağı almalı?” gibi endişeleri, bütün içtenliğiyle dile getiriyor.

Ve kırmızı bisikletin iki tekerlek üzerinde seyretmesiyle uyanan, “Hangi okula göndermeli, tarihi nasıl anlatmalı, doğumu nasıl öğretmeli, beladan nasıl esirgemeli?” gibi kaygılarla, giderek bir yol arkadaşına dönüşen oğluyla ilişkisini anlatıyor.

Can Dündar, Kırmızı Bisiklet’in 20. baskısını hazırlarken kitabı elden geçirerek yeniledi. Kendi yaşadıklarının yanı sıra başkalarının deneyimlerine; günümüz çocuklarının, gençlerinin ve anne babalarının sorunlarına da yer veren yazar, kitabın yeni halini, yakın zamanda kaybettiği babasına vedasını anlattığı yazılarla sonlandırdı.

Anlatacağım şu ki; yazıya başlarken dedim ya; Can Dündar’ın yeni kitabı çıkmış… Az önceki paragrafta da okumuşsunuzdur 20.baskı diyor arkadaş ya… Ki ben hemen öncesinde yazıya koymak için kitap kapağını ararken kitabın ilk kapağı da çıktı ya karşıma… E bu kitap bende var… Hatta bu yazıyı yazdığım yerden kitaplığıma dönüp baktığımda da Can Dündar kitaplarının arasından bana bakıyor sırıtarak. Üşenmedim aldım baktım, Şubat 2005’de basılan ilk 3 baskıdan bendeki.

Can Yayınları’ndan çıkan bu baskıya Can Dündar hem babasına elveda niteliğinde yeni bir bölüm hem de yeni yazılar eklemiş. Yeni bir de önsöz yazmış. (O kadar da kötü durumda değilim yani) Dolayısıyla kitabın son yazısından bir iki satırla bitireyim:

İnsan, babası sağken bilemiyor, tahmin etse de konduramıyor:
“Bu, onu son görüşüm mü?”
“Elini son öpüşüm mü?”
“Yoksa son Babalar Günüm mü?”
O yüzden son kezmiş gibi doyasıya görmek, öpmek, sevmek gerekiyor…

 

 

Kipitap Yayınları’ndan Yeni Bir Kitap: Acemi Köpek Balığı GLUG

Şimdi; ister istemez son derece reklam kokan hareketlere şahit olacaksınız. Çünkü bu yazı advertorial bile değil, bariz reklam. He; yabancının mı? Değil. Bizzat kendi girişimimiz olan Çocuk Kitapçısı: kipitap.com’un son 1,5 yıldaki iç girişiminin tanıtımı. (Film içinde film gibi bahsettim; olabilir. Matruşkaya da benzetebilirdim… :)

Farkındasınızdır belki; içinde binlerce kitap barındıran Türkiye’nin ilk online çocuk kitapçısı kipitap.com bir süredir sadece bir online mağaza değil; kendi kitaplarını yayımlayan bir yayınevi. Hatta; yaz aylarından beri sitede sadece kendi kitaplarını satıyor. (Buna başka bir zaman değiniriz)

Bu yazıda da demek istediğim o ki; geçen sene çıkan iki kitap; “Broca Sokağı Hikayeleri 1 ve Broca Sokağı Hikayeleri 2’den sonra bugün üçüncü kitap matbaadan geldi: “Acemi Köpek Balığı Glug

Glug_KapakAdı üstünde, Glug bir balık, köpek balığı olmak isteyen bir balık. Kitap, gerçek bir hikayeye dayanıyor üstelik (ancak burada anlatmayacağım ki yüzyüze denk gelirsek bir gün konuşacak konu olsun)

Kitabın yazarı Deniz Tan, çizeri Didem Kotas, kitap yazılır yazılmaz çocuklar üzerinde test edildi. Çocuklar derken bizim Z.; kitap ilk yazıldığından beri üzerinde pek çok deneme yapıldı. Düşünün daha kitap kitap değilken; resimleri daha portakal ağacında vitaminken A4 dosya kağıtlarında okunmaya başladı hikaye ona. Kitap resimlenip baskıya hazırlanıp basılana kadar Z. okumayı öğrendi, basılan ilk prova baskıları kendi okudu. Öte yandan da ne mutlu ki bir kitabın nerdeyse tüm yapım sürecine şahitlik etti.

Çok uzatmayayım; okul öncesine yönelik resimli bir çocuk kitabı Acemi Köpek Balığı Glug. Arka kapağında şunlar yazılı bakınız:

“Küçük sarı balık Glug köpek balığı olmayı kafasına koymuş! Glug bir gün evinden çıkıyor, tehlikeli Derin Sular Mahallesi’ne gidiyor be macera başlıyor! Oradann oraya yüzüyor, birbirinden renkli bir sürü deniz canlısıyla tanışıyor, yeni yeni şeyler öğreniyor. Sonunda da… Kendisi için esas önemli olan şeyi fark ediyor!

Glug’la beraber masmavi denizlerin derin sularına atlamaya hazır mısın?”

Glug_Arka_KapakAcemi Köpek Balığı Glug, dediğim gibi matbaadan daha bugün geldi; kitapçılara henüz dağıtılmadı ancak Çocuk Kitapçısı: Kipitap.com’da satışa çıktı. Kipitap.com’da sipariş vermeniz halinde mesai günlerde aynı gün hızla kargoya veriliyor. Üstelik ilk satılan kopyalar imzalı…

Böyle… 24 x 24 boyutunda; 28 sayfa; rengarenkli… Açıkçası matbaadan ilk basılan kopyaları aldığımdan beri renkli şekerlere benzetiyorum kitapları. Deniz’in ve Didem’in çok özenli ve titiz çalışmasının sonucunda Glug bu kadar sevimli; hikaye bu kadar güzel. Yayınevi tanıdık, kitabı biz bastık diye değil; gerçekten pek sevimli olduğu için tüm samimiyetimle tavsiye ediyorum. (Alın abi şu kitaptan hem kendinize hem de eşe dosta; bak matbaa ödeme bekliyor…)

Broca Sokağı Hikayeleri

Uzun zamandır yazacağım… Çok uzun zamandır… Doğru zamanı; bir kaç şeyin bir araya gelmesini bekliyordum ama daha fazla beklemeyeyim dedim. Ki zaten bu arada sağır sultan da duydu esasen… Çocuk Kitapçıcı: Kipitap.com‘la çıktığımız yolda yaz aylarında bir hayali gerçekleştirdik ve “Kipitap Yayınları” ilk kitaplarını çıkardı…
Continue reading

Favori Çocuk Kitapları Listesi

En sevdiğim kitabın yazarının adının bana ilham vermesi çok zor. O kadar çok sevdiğim kitap var ki… Derken nedense “Otostopçunun Galaksi Rehberi” ve Douglas Adams geldi aklıma. Öte yandan benim değil de Z’nin en sevdiği kitaplar ve yazarları düşünmek lazım belki de… Böylelikle de aslında belki de bir yazı yazmak yerine belki de bir kitap listesi yapmak daha mantıklı olur. Ne de olsa serde çocuk kitapçılığı var; Kipi var; Kipitap.com var.
Continue reading

Older posts

© 2018 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑