Varvil Çiftliği, Hikayesi ve Ürünleri

Üniversitedeyken tanışmıştım kendisiyle. Tepebaşı’nda Kitap Fuarı’nda çalışırken ben, yanyana standlarımız vardı. Yan stand neredeyse sadece müzik ve karikatür kitapları basan bir yayınevine; Stüdyo İmge’ye aitti… O, standda tek başına dururdu. Olur da tuvalete filan gitmesi gerekirse ben gözkulak olurdum. Bizim stand biraz daha donanımlı ve büyük olduğundan çay makinemiz vardı; çay demlediğimizde de komşunun çayını unutmazdım hiç…

Kitap fuarında başlayan arkadaşlığımız yıllarca sürdü… Önce fuar dışında da görüşür olduk, sonra ben o yayınevine çeviriler filan yapar oldum. Kapak fotoğrafları çektim, hatta “kitabım” çıktı bir tane…

Okul bitip de çalışmaya başladığımda onlar da Türkiye’nin en sağlam müzik sitelerinden birini yapmaya soyunmuşlardı. Uzaktan uzaktan yardım ederken benim çalıştığım şirketle tanıştılar sayemde. Sonrasında ortak bir şirket bile kuruldu, ben de oraya geçtim ve çok daha yakın çalışır olduk. İnternet işinden zerre kadar anlamazdı, bana güvenirdi. Ne çok konuşurdu, ne yüksek sesle konuşurdu…

Bir yandan kitaplar basmaya da devam ediyordu. Müzik kitaplarının dışında da Irvine Welsh kitapları gibi (Trainspotting mesela) çok sağlam kitaplar bastı. Mahkemelere filan da düştü. Bir yandan da İstanbul’dan gitme hayalleri kurar dururdu. Hatta tam da o senelerde Bodrum Milas’ta bir arsa aldı. Hafta sonları gider gelir, dönüşünde yaptıklarını anlatırdı.

Masasındaki kitaplar ve dergiler değişmeye başladı o aralar. Yabancı müzik dergileri yerini ziraat dergilerine, tarım ve hayvancılık broşürlerine bıraktı ufak ufak. Bodrum’daki arsanın üzerine bir ufak kulübe de koyuverdi. Derken o tarafta kalışları uzamaya başladı… Sonunda bir gün temeli gitti. Kimse ihtimal vermese de bildiğin gitti… Geride kalanlar hep “çok dayanamaz döner yakında” deseler de ben içimden hep “umarım dönmez” diye geçirmişimdir. Ki gerçekten de pek çok kişiyi haksız çıkardı ve dönmedi. Önceleri yılda bir iki sefer İstanbul’a gelip geziniyor, dostlarını görüyor, kitap fuarında voltasını atıyor eski dostlarıyla hasret gideriyordu. Sonra sonra o da kesildi.

Oğlu oldu… Sonra oğlu kocaman oldu. Büyükşehire ihtiyaç duyduğunda İzmir’e gider gelir oldu. Milas’taki arsasında inekleri oldu, tavukları oldu… Zeytinleri filan oldu. Artık o İstanbul’a değil, İstanbul’daki dostları, karikatürist, fotoğrafçı, gazeteci arkadaşları ona gider oldu. O taraflara her gittiğimde uğramayı adet edindiğim bir yer haline geldi evi, çiftliği. Oralarda çok kişiyle hararetle, bağırarak uzun uzun konuşamadığından olsa gerek her yakaladığında saatlerce konuşur olmuştu. Di’li geçmiş zaman kullandığıma bakmayın, hala öyle. Hala çok heyecanlı. Eskaza bir uğrasanız yine soluksuz konuşur, anlatır da anlatır. Bölüp de araya giremezsiniz bile.

Birkaç sene önceki uğrayışlarımdan birinde Z. ile birlikte ineklerin arasında gezinmiş hatta daha yeni doğmuş buzağıları sevmiştik. O zaman sohbet ederken mandıra hayallerinden bahsetmiş, kolları sıvamak üzere olduğundan söz etmişti. Üzerinden sanırım yaklaşık iki yıl geçti. 3-4 ay önce telefonda sesi yine her zamanki gibi heyecanlı geliyordu. Mandıra işinin tamamlandığını hatta ürün vermeye başladığını artık hızlıca ufak bir web sitesi lazım olduğundan bahsedip isim önerilerini filan sıralamıştı bana. Sonrasında da ufak bir blog yapılıp da açılana kadar -ne yalan söyleyeyim- nefes aldırmadı bana. (İşini güzel takip ederdi… Sıkı press ;) Böyle dediğime bakmayın, ben de iş yoğunluğum esnasında az inletmedim kendisini…

Neyse, site de halloldu, mail grupları da… Sonunda ne mi oldu? Çalakalem yazdığı uzun bir mektup yolladı adres defterindeki herkese ve bana… Hem “Varvil Çiftliği”nde ne yapmaya çalıştıklarından, ne yaptıklarından bahseden hem de ürünlerini anlatan… “Siz ne istediğinizi listeye bakıp söyleyin, biz de yollayalım… Ondan sonra ödemesini filan yaparsınız…” diyordu özetle…

Organik, yılların uğraşının sonunda portaya çıkan ürünlerini listeliyordu. Zeytin ağaçlarının tohumlarının nerden geldiğinden tutun da, hayvanların yemini bile kendilerinin yetiştirdiğine dair detaylı mı detaylı bir mektup işte…

Uzun lafın kısası… Kurucusunu, üreticisini yıllardır bizzat tanıdığım Varvil Çiftliği’nden bahsedeyim diye yazdım bu kadar satırı. Levent Erseven ve bir avuç insan, İstanbul’u terk edip de sığındıkları Milas’ta organik bir mandıra işletiyorlar artık. Ve son birkaç haftadır da ürünlerini kargoyla herkese ulaştırmaya başladılar. benim tahminim kısa zaman içinde kapasitelerinin tamamını tüketecekleri. O yüzden de mail gruplarına girip, müdavimlerinden biri olmakta fayda var.

Damak zevki de kişiden kişiye göre değişir, o yüzden o konuda bir şey diyemem… Tek diyeceğim, denemekte fayda var… Benden önermesi… ;)

Aşağıda Varvil Çiftliği’nden Levent Erseven’in mektubunu bulabilirsiniz:

Bildiğiniz gibi 10 yıl önce İstanbul’u terk edip Milas’ın köylerinden birinde hayvancılık yapmaya karar verdim. O zamandan bu yana da Varvil Çiftliği adını verdiğim çiftliğimde süt hayvancılığı yapıyorum. Ben de önce bu işe bilmeyerek, bilinçsizce başladım ama zaman içinde kendi hayvan yemimi bile kendim yapacak duruma geldim. Çünkü yemin içine ne konulduğu hayvancılıkta çok önemlidir; ben de hazır yem almaktansa kendi yemimi içine ne konulduğunu bilerek kendim hazırladım. Sentetiklerden uzak, GDO olmadığını bildiğim malzemeler kullanabiliyorum böylece. Bunun doğal sonucu olarak hem sağlıklı hem de tadı çok güzel sütümüz oldu.

Bu doğal sütle, hijyene azami dikkat göstererek, içine hiçbir kimyasal katmadan, anneannelerimizin yöntemiyle natürel yoğurt, peynir ve çökelek yaptım. Tereyağımız yok çünkü süte ve peynire hiçbir şey katmadığımız gibi sütün içinden de hiçbir şeyi -bu durumda yağını- almıyorum. Yağı yoğurdun ve peynirin içinde bırakıyorum.

Tavuk yemleri söz konusu olduğunda da aynı şekilde davranıyorum. Hazır tavuk yemlerinde ne olduğunu bilmediğim için sadece mısır, buğday ve arpa ile besliyorum tavukları. Ayrıca benim tavuklarım “mutlu tavuklar” çünkü arazinin içinde serbestçe dolaşıp her yere gitme özgürlüğüne sahipler. Bu arada doğal yollarla da beslenebiliyorlar.

Zeytin fidanlarını 10 yıl önce Yalova Atatürk Orman Çiftliği’nden taşıdım. Bunu gören herkes bana deli dedi. Ama bu fidanlar 35 yıllık bir araştırma/geliştirme çalışmasının sonucu üretilmişti. Özellikleri ise hastalıklara karşı dayanıklı ve küçük çekirdekli olmaları. Bu bize ilaç kullanmama avantajını da getirdi. Zeytinleri ağaçlarından tek tek elle topladık, çürükleri özenle ayırdık ve bilinen en natürel yöntemle, sadece tuzlu suda altı ay bekleterek, zeytinleri güneşte siyahlatarak, kostiksiz ve gıda boyası kullanmadan ağız tadıyla yiyebileceğiniz hale getirdik.

Uzun lafın kısası arkadaşlarımla birlikte Varvil Çiftliği‘nde temiz, natürel ve kalitesi yüksek ürünler üretiyoruz. Bu ürünleri de aracı kullanmadan üreticiden tüketiciye doğrudan ulaştırıyoruz.
Birkaç kargo şirketini deneyip bütün yumurtaları kırdıktan sonra MNG Kargo ile çalışmaya başladık. Artık yumurtalar bile kırılmadan, sapasağlam size ulaşıyor.

Eğer bizden ürün almak isterseniz adres, telefon ve sipariş bilgilerinizi bize mail’le göndermeniz yeterli. Biz size hızla geri döneriz.
Ürünleri teslim almanızdan önce sizden hiçbir ödeme istemiyoruz. Eğer yolda kırılan dökülen varsa ya da üründen memnun kalmazsanız bunların ücretini ödemiyorsunuz.

Size yedi yaygın bankanın hesap numaralarını ve PTT hesap numaramızı gönderiyoruz. Siz de bir ara bize paramızı gönderiyorsunuz.

Anlaşmamız gereği MNG Kargo 10 TL nakliye ücreti alıyor. Bu size ait. Ürünlerimizi ısı geçirmeyen ambalajlarla size gönderiyoruz.
Dilerim bizi hiç olmazsa bir kere denersiniz. Hayal kırıklığına uğrayacağınızı sanmıyorum.

Görüşmek üzere

Levent Erseven

Site maalesef ki hala oldukça yetersiz. O yüzden e-posta yoluyla bir alışveriş ağı kurmuş durumdalar. info (at) varvilciftligi.com, duyuru (at) varvilciftligi.com ya da varvilciftligi (at) gmail.com üzerinden kendilerine ulaşıp hızla cevap alabilirsiniz.

Hatta buyrun size telefon da vereyim: Levent: 05357983778 ve Memet: 05377081277 Zaten bu sayfanın bir yerlerindeki Varvil Çiftliği Ürünleri / Fiyat Listesi’nin üzerine tıklayıp büyümesini sağladığınızda tüm bu bilgiler orada da var.

0 Comments

  1. Özellikle böyle içten bir mektubu yayınladığınız ve okumamı sağladığınız için teşekkürler. Levent bey'e ulaşamadım fakat verilen sipariş adresinden ilk siparişlerimi yolladım.
    Sevgiler

    Soğucak Yaylası-Asya'nın annesi-Ayşe

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2019 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑