Yazılar


Babanın Çocuksuz, Yalnız ve Motorlu İlk Kampı


Her yıl baba kız belli sayıda kamp yaparız; neredeyse hepsi Alpay’ın rehberliğinde gidilen KampaGidelimMiBaba organizasyonuyla olur. Bir iki kere baba kız biz bize tercihan Turuncu ile Şile-Ağva civarlarına gideriz. Son iki senedir ise her hafta sonu Z.nin yüze antremanı olduğundan gittiğimiz kamp sayısı ikiyi geçemez...

Spontan Bir Mektup


Kuşum; Dünden beri açıp açıp kardeşinle fotoğrafınıza bakıyorum. Senin banyodan çıkmış, omzunda havluyla oturduğun, kardeşinin de senin kucağında uyuduğu fotoğraf. Son bir haftadır, her fotoğrafın(ız)a uzun uzun dikkatle bakıyorum. Öyle mutlu görünüyorsun ki güç veriyor bu bana. Yine de uzun uzun fotoğraftaki gözlerine bakıyorum. Acaba...

Cebimde Hala Tokaların Var


Aşağıdaki mektubu ben yazmadım. Yalçın yazdı. Yalçın Mira’nın babası, Mira kızımın anaokulundan Küçük Kara Balık’tan arkadaşı. Aşağıdaki mektubu ben yazmadım ama okurken ben yazmışım gibi hissettim; ben yazsam aynı şeyleri yazardım diye düşündüm. Başlarkenki alıntıdan, bitişteki tokalara kadar; hissettiklerimi kendim bu kadar güzel yazıya dökemezdim...

İki Mektup


Önce sana… İçerdekine… Oğluma… Saatler içinde dünyaya merhaba deyip, kendi başına nefes almaya başlayacak olan oğluma… Hem tezcanlı, hem inatçı, haftalardır erkenden gelmeye çalışırken, hadi deyince de gelmeyen, güzel oğluma. Bir Deniz’in oğlu; daha şimdiden pek çok şeyle; hayatla ve mucizelerin gücüyle beni barıştıran Barış’ıma…...

Baştan Baba Olmak


Aşağıdaki yazıyı 24 Mart 2014’te yazmışım. İkinci defa baba olmakla ilgili yazdığım ilk yazı denebilir. Kendime ya da birine değil de bir dergide yayımlanmak için yazmıştım, olabilemedi teknik sorunlardan, bir süre sonra da zamanı geldiğinde babaolmak.com’da yayınlarım diye saklamıştım. Şimdi sanırım tam zamanı. 6,5 ay...

Yeniden Başlamak


Haftalar, aylardır yazmıyorum Babaolmak.com’a. Ama bu hiç yazmadığım anlamı gelmesin. Yazıyorum bir şeyler. Bir kısmını birilerine özel, bir kısmını ise zamanı geldiğinde yayımlamak üzere. Zamanı geldi. Yeniden baba oldum. Bu sefer bir öncekinden biraz daha farklı (tamam itiraf ediyorum, çok farklı) bir şekilde geçirdim bekleme...

Tadından Yenmez Üç Yazı


Zaman zaman denk geldiğim yazılar ya tekrar okuayım diye ya da kaybetmeyeyim de blog’da paylaşırım diyerek tarayıcımın tabları arasında açık durur. Öyle ki haftalarca açık durdukları olur. (Tarayıcımda her an yaklaşık 40 tab açık oluyor dolayısıyla bu tabların arasında uzun süre kendini hatırlatmadan durabiliyor da...

Bir İlk Öykü


Çocukken öyle yazmaya çizmeye çok meraklı mıydım hatırlamıyorum bak. İlkokulda bir ara Kemalettin Tuğcu’nun süper ağlak bir kitabından çok etkilenmiş olarak yazarlığa soyunmuşluğum ve bir defteri kitap haline getirmeye karar verip içine şaheserimi yazmaya başlamışlığım var: “Mutsuzlar”dı adı da… Artık nasıl bir tarvma yaşamışsam okuduğum...

Tek Tema; İki Yazı


İlk yazıyı yayınlanır yayınlanmaz okumuştum. Okuduğumdan beri de Chrome’da bir tab olarak açık duruyor. Gidip gelip okuduğum için değil elbette. Öyle sürekli okunacak türden bir yazı değil. Bir kere okunsa yeter… Sonra ikinci yazıyı okudum. İki ayrı blogun yazarlarının birbirlerini tanıdıklarını ancak yazıları birbirlerinin yazılarından...

Hayalimdeki O Ev İşte Bu Ev


Hep hayalini kurduğum bir ev var mı? Düşündüğümde çok net bir cevap çıkmıyor. Belki de sanırım hep çok sevdiğim evlerde oturduğumdan. Ama biliyorum ki hep hayalini kurduğum evde her zaman Z. de var ya da Z’nin olduğu ev, zaten hayalini kurduğum ev.

İlk İşim ve Bir de Anekdot


Blog fırtınasındaki günlük ödev, “ilk işinizi anlatın”, ilk işimi düşününce ilk fark ettiğim şey aslında ilk işimin hangisi olduğunu kestiremediğim oldu. Üniversite öğrencisiyken de çalıştığım için o mu yoksa bu mu derken buldum kendimi. Sonra mezuniyetle birlikte başladığım işimin ilk işim olduğuna kanaat getirince aynı...

Sıradan Bir Adam


Arkadaş ne zor işmiş bu “en sevdiğin şarkı” meselesi… Uzun uzun elemlerden sonra bile yüzlerce en sevdiğim şarkı çıkıyor. dolayısıyla ne sevdiğim şarkının sözlerine göre bir şeyler yamam mümkün olamıyor. Ne yapsam olmadı. Öte yandan daha bir kaç gün önce Z ile birlikte dinlediğimiz şarkılar...

En Sevdiğim Mevsim mi?


En sevdiğim mevsim mi? Çok klişe ama ilkbahar sanırım. Ne oldu? 4 Temmuz sebebiyle yaz dememi mi bekliyordunuz? Yok yok baharı seviyorum. Sonbahar biraz daha fazla hüzün çağrıştırdığından baharlardan ilkbaharı seçiyorum. Yoksa ikisini de seviyorum. Ne sıcak, ne soğuk, uzlaşmacı aylar bahar ayları. Benim gibi....

Kabuslarla Baş Etmek


Ben rüya görmem. Daha doğrusu elbette görürüm de; uyanınca hatırlamam. En kanlı canlı olanı bile mahmurken hatırlasam da uykum biraz açılınca hatırlamaz olurum. (Oysa Z., uykusunda güler, hatta konuşur bile bazen…) (Daha da ilginci uykusunda esner ki bu beni çok eğlendiriyor; neyse.) Kabus da pek...