Category: Konuk (page 1 of 5)

Cebimde Hala Tokaların Var

Aşağıdaki mektubu ben yazmadım. Yalçın yazdı. Yalçın Mira’nın babası, Mira kızımın anaokulundan Küçük Kara Balık’tan arkadaşı. Aşağıdaki mektubu ben yazmadım ama okurken ben yazmışım gibi hissettim; ben yazsam aynı şeyleri yazardım diye düşündüm. Başlarkenki alıntıdan, bitişteki tokalara kadar; hissettiklerimi kendim bu kadar güzel yazıya dökemezdim herhalde. Okur okumaz burada paylaşmak için izin istedim. Yalçın’ın izni, Mira’nın hoşgörüsüyle paylaşıyorum. (İyi ki doğdun Mira!)

* * *

‘Ne olursan ol beni hayal kırıklığına uğratamazsın; senin kim olabileceğin veya nasıl davranabileceğine dair hiçbir önyargım yok. Seni öngörmeyi istemiyorum, seni sadece keşfetmek istiyorum. Sen beni hayal kırıklığına uğratamazsın.’ — Mary Haskell

miraCanım kızım,
Tam altı yıl önce doğdun. Ben de sana bir altıncı yaş mektubu yazıyorum.
Sana ‘kızım şöyle ol, böyle ol, hep böyle kal’ tarzında şeyler yazmayacağım. Çünkü biliyorum ki anne-babaların yazdığı bu tür şeyler aslında öğüt ve talep içeren sözler, bilinçli olmasa da çocuğu ve geleceğini şekillendirme çabaları. Siz ne istediğinizi ve neye gereksinim duyduğunuzu büyüklerden çok daha iyi biliyorsunuz.

Ben senin için iyi dileklerde bulunabilirim yalnızca. Hayatı istediğin gibi yaşayabilmeni, bunun için sahip olduğun gücün farkında olmanı örneğin.
Daha yeni doğduğunda kıpkırmızı birşeyken bile, seni ölçen, tartan ve kontrollerini yapan hemşireyle olan mücadelen oldukça çetin geçmişti. Bu mücadeleye yorgun düşen diğer iki bebek uyuyakalırken sen hala ağlıyordun. Daha o günden tanımıştım seni.

Üç yaşındayken senin konuşma acemisi olmanın sevimliliğine dayanamayıp gülen biz büyüklere ‘gülmeyin bana!’ demiştin, hemen hemen üç yıl sonra, daha geçen gün yine annenle sana güldüğümüzde ‘bana gülmeyin, hiç nazik değil bu!’ dedin bize. O anlarda seninle nasıl gurur duyuyorum bilemezsin.

Biraz büyüyüp kirpi saçlarına toka takmaya başladığımızda, bazen gün içinde elimi cebime attığımda bazen minik saç tokaları bulurdum ve şöyle demiştim o zamanlar: ‘kız babası olmak cebinde minik saç tokaları bulmak ve onu özlemektir’. Yıllar içinde cebimde tokalardan başka şeyler de bulmaya başladım. Örneğin toplayıp bana emanet ettiğin taşlar, çakıllar, minik kozalaklar, palamutlar…

Bugünlerde artık cebimde pek birşey bulmuyorum. Ama elimi her cebime attığımda minik tokalar arıyor ellerim ve seni özlüyorum.

İyi ki doğdun bir tanem, iyi ki varsın sabah güneşim, cennet kokulum, gülen gözlüm.

 

 

Bir Çocuğun Ödülünü Çalmak

Geçenlerde Doğan Cüceloğlu’nun web sitesinde okuduğun bir anı çok hoşuma gitti ve üzerinde uzun uzun düşünmeme, aklıma geldikçe de gülümsememe sebep oldu. Ebeveyn – çocuk ilişkisine dair çok önemli bir ders vermesinin yanı sıra bizim kültür olarak, alışkanlık olarak otomatik olarak, refleks olarak yaptığımız bazı kanıksanmış hareketlerin aslında ne derece yanlış olduğunun gözler önüne serilmesi adına da nefis bir örnek.
Continue reading

Tek Tema; İki Yazı

İlk yazıyı yayınlanır yayınlanmaz okumuştum. Okuduğumdan beri de Chrome’da bir tab olarak açık duruyor. Gidip gelip okuduğum için değil elbette. Öyle sürekli okunacak türden bir yazı değil. Bir kere okunsa yeter… Sonra ikinci yazıyı okudum. İki ayrı blogun yazarlarının birbirlerini tanıdıklarını ancak yazıları birbirlerinin yazılarından habersiz yazdıklarını biliyorum.
Continue reading

Otizm… Yaşamın farklı bir penceresi…

Bir şeyler silkeler ya sizi bazen; hayatın akışına kapılmış akıp giderken bir anda fark edersiniz; hatırlarsınız, görmeye duymaya başlarsınız. Nedir bu, bu yazının konusu değil. Çünkü gün bitmeden; 2 Nisan 2013 sonlanmadan bu yazıyı yayına almak istiyorum. Bu da 13 dakikam var demek.

Yazıyı yazan ben değilim; Nazım Özgün’ün annesi İrem Afşin; uzun zamandır hakkını veremediğim Babaolmak.com’un kocama bir sayfasını İrem’e verip Otizm’e ayırdığım için kendimi iyi hissederek gireceğim bu gece yatağıma…

Continue reading

Annelik Masonik Bir Örgüt mü?

Baba Olmak’la hiç ilgisi olmayan bir yazı paylaşıyorum bu Cuma. Babalıkla ilgili değil ama direkt annelerle, anne olmakla ya da olmamakla ilgili. Yazının içinde öyle bölümler var ki, birebir aklımı okuyor yer yer. (Yazarını yakından tanımamla alakası yok)
Continue reading

Older posts

© 2020 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑