Category: Konuk (page 3 of 5)

Baba olmak tamam, peki ya babasının kızı olmak?

Babaolmak.com’u uzun zamandır takip eden bir arkadaşım (ki bir süredir iş arkadaşım) konuya fazlaca sardırınca “Çok konuşma da konuk yazar ol madem” meydan okumama anında yanıt vererek çok hızlı bir şekilde “kız gözünden” babasının kızı olmayı yazdı… Tadından yenmez oldu yazı… Öyle ki bir süre sadece kendime sakladıysam da… Buyrun aşağıdadır yazı…

Continue reading

Bir babadan kızına: Küçük kızım ‘Neynep’

Arkadaşım Serdar Kuzuloğlu’nun blogunda okuduğum aşağıdaki yazıyı paylaşmamın bi’ sebebi, benim kafamda defalarca yazdığım satırların gerçekten yazıya dökülmüş halini yansıtması. (Ki ben yazmış olsam emin olun çok daha uzun ve ağdalı olurdu muhtemelen – O yuzden son bir yıldır özellikle de kızıma yazdığım cok daha kişisel satırlar dijital ortamda değil bir Moleskin defterin yapraklarında okunacakları zamanı bekliyorlar)
Continue reading

Babalar ve Kızları

Şöyle bir bakıyorum da ne zamandır blog tanıtmamışım… Tanıttıklarım da malum hem anne blogları ya da çocuk temalı bloglar… Kişisel blog tanıtmayı atlamışım uzun zamandır. Ki bu aralar yeni yeni takip ettiğim üç dört tane güzel blog var… Bir yerinden başlasam da tanıtsam derken; çok çok şahane bir yazıyla başlayabileceğimi gördüm…

Buralar Eskiden Dutluktu… Kişisel bir blog… Daha yakın zamanda çok şahane bir babalar günü yazısıyla beni fethetmiş bir blog… Çok uzatmama nasıl olsa gerek yok… Bir kuble yazı paylaşayım, devamını da siz tıklayıp okuyun….

Continue reading

Konuk Bir Yazardan Özel Bir Yazı…

Tüm babalara açık olsa da “konuk yazarlar” kategorisi neredeyse hiç yazı gelmiyor… (Ama bir iki hain planım var elbette…)

Ama şimdi tam burada elimde özel bir yazı var; az önce kaleme alınmış ve Facebook’tan ualştrılmış durumda bana… Yayımlama kararı bana bırakıldığından ben de arkadaşımın yazısını, noktasına virgülüne dokunmadan yayımlıyorum. (Yazıda sözü geçen “dönem” ait fotograflara şu linkten ulaşılabilir…)

Gördüğüm her şeyden çok farklıydı. Hiçbir filmde ya da tiyatro da göremezdiniz öyle bir sahneyi. En iyi senaristlerin kaleminden de yazılamazdı böylesi, en başarılı yönetmenlerin elinden de çıkamazdı. Kalabalık bir sahnenin iki kişisiydi gördüklerim. Broadway’de bir müzikal sahnesinde dev spotların gösterdiği iki kişi kadar fark edilir ve parlaktılar. Onlar hiç bilmedi ama hayatımda büyük değişikliklere sebep oldular. Açık olacağım; öyle büyük dönüm noktaları yaşamadım hayatta, her şey fazla kolay gerçekleşti. Çaba harcamadan. Arada kontrolümü kaybetmem bundandır belki. Ama bu iki insan içimdeki çok şeyi değiştirdi. Hiçbir zaman basmakalıp tanımının dışında göremediğim “aşk”’ın ne anlama geldiğini gösterdiler bana. Bir kelimeyi büyük puntolarda görmek gibiydi herhangi bir metnin içinden.
Askerlik yaptığım sırada tanıştığım bir adamla kızıydı gördüğüm. Hafta sonları ziyarete geliyordu küçük kız ve annesi. İki haftadır ayrıydı babasından minik Z. İlk sarılmalarını kendi bakış açımdan anlatabileceğimi sanmıyorum ama acı bir hardaldan bir kaşık almak gibiydi. Tadını ilk aldığında hiçbir şey olmaz hani, birkaç saniye içinde “DAN” diye beynine vurur adamın. İşte öyleydi. İlk gördüğümde normal bir baba kız sarılması gibi gözüküyordu ama ancak gerçekten görmek isterseniz görebileceğiniz bir şey vardı aralarında. Tarifsiz. Bir insanı başka bir insana öyle bakarken görebileceğimi sanmıyorum bir daha. Orada ağlarken herkes yanımda duran kız arkadaşıma kavuştuğum için ağladığımı sanıyordu beklide. Ama ben bu iki insanın arasındaki aşka ağlamıştım. Gerçekten aşktı bu. Hem de herhangi bir sözlükte bulamayacağınız bir tanımıyla duruyordu karşımda. Minik Z.’den gözlerimi ayırabildiğimde kız arkadaşıma baktım ve sarıldım O’na. Evleneceğim kadının o olmadığını biliyordum o zamandan. Ama küçük Z. Ve babasını izlemek herhangi bir kadına evlenme teklifi ettirebilirdi bana o sırada. Daha çok sarıldım sevgilime. Çünkü, kadınlara ve aileye bakış açımı altüst etmişti bu biri büyük diğeri oldukça küçük iki insan. Sadece iki haftadır tanıyordum küçük Z.’nin babasını ama gurur duymuştum böyle bir arkadaşa sahip olduğum için. Adam gibi bir adam. Adam gibi bir baba.
İyi ki varsınız Özgür ve küçük Z.. Her şeyi değiştirdiniz. Bana asla unutmayacağım şeyler gösterdiğiniz için çok mutluyum. Hep alkışlansın bu sahne. Hiç kapanmasın bu perde. Var olun.
Kutay Yorulmaz – KD71

Eline sağlık Kutay; tam öğle yemeği saatinde, yutkunamaz hale getirdin beni…

Bebeklik Döneminde Baba Olmak

IPC’den daha doğrusu en havalısından ingilizce adıyla bahsedecek olursak İstanbul Parenting Class‘tan, ilk açıldığında bahsetmiştim buralarda. (Linki de tam olarak buradaymış.)

IPC’nin yayınladığı makaleler arasında “baba olmak” veya “babalar”la ilgili olanların olduğunu öğrendim. (Durup duruken öğrenmedim; kendileri söyledi) “Babaolmak.com’a koymak istersen dükkan senin” gibi bir tavırlarının olduğunu da gördüğümden hiç zaman kaybetmeden hemen birini sizlerle paylaşayım istedim.

IPC’nin kurucularından Gelişim Uzmanı Psikolog Sinem Olcay imzalı yazıyı aynen kopyalayıp yapıştırıyor; ellerine sağlık diyorum.

Son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde babalık rolünde büyük değişiklikler olmaktadır. Birkaç kuşak önceki babalar, kendilerini ebeveynlik rolünde annenin yanındaki ikincil kişi olarak görüyorlardı. şimdilerde ise çocuklarının bakımında birincil rolü üstlenen pek çok baba bulunmaktadır.

Araştırmalar ne diyor?

Babaların bebek bakımına dahil olmasının etkisini inceleyen araştırmalar çocuk gelişimindeki kazanımlara işaret etmektedir. Örneğin, bebeklik döneminde babası ilgili olan çocukların, okul yaşlarında sadece IQ bakımından değil espri anlayışı, dikkat süresi ve öğrenme hevesi bakımından da avantajlı durumda olduğu bulunmuştur. Bu çalışmalar babanın çocukla vakit geçirmesinin çocuğun ufkunu genişlettiğini göstermektedir: çünkü babanın ilgili olduğu ailelerde çocuğun hayatında özdeşleşecek tek bir kişi yerine iki önemli yetişkin bulunmaktadır. Ayrıca bu çalışmalar, eğer baba ilgiliyse çocuğun arkasında hissettiği desteğin daha sürekli olduğunu göstermektedir. Hatta yapılan araştırmalardan biri, babanın ilgisinin ergenlik döneminde çocuğun kendi değerlerine daha kolay sahip çıkmasını sağladığını ve arkadaş baskısına direnme gücünü arttırdığını göstermiştir.

Babalar yeni işlerini öğrenebilmek için fırsat istiyor !!!

Pek çok baba, bebeğini hastanede ilk kez gördüğünde içinden taşan dalga şeklinde bir mutluluk ve coşku duygusu hissettiğini söylemektedir. Bu aşamadan sonra önemli olan şey, babalara bebekleriyle ilgilenebilmeleri için fırsat tanınmasıdır. Pek çok araştırma, yenidoğan döneminde bebeğin davranışlarını gözlemleme şansı verildiğinde babaların bebeklerini anlamaya daha hevesli ve bebeğin ağlamalarına daha duyarlı hale geldiğini göstermiştir. Bebekle vakit geçirme fırsatı yakalayan babalar, bebeğin davranışlarına çok daha hızlı şekilde cevap vermektedir. Ayrıca, bu babalar bebeğin ne zaman gazının çıkarılacağını, bebekle ne zaman konuşulacağını ve bebeğinin altının ne zaman değiştirileceğini kısa zamanda öğrenmektedir. Yani, yenidoğan döneminde bebeğin davranışsal ipuçları babayla paylaşıldığında baba, bebek için önemini daha iyi fark etmekte ve bunun sonucu olarak bebeğin kendine özgü “dilini” öğrenmeye çalışmaktadır. Bu çalışmalar, “Erkekler bebeklere bakamazlar.” şeklindeki önyargıların doğru olmadığını göstermektedir. Erkeklerin ihtiyacı olan tek şey baba olarak yeni işlerini öğrenmelerine fırsat verilmesidir.

Emzirilen bir bebeğe babalık yapmak mümkün mü?

Bebek bakımını eşit şekilde paylaşmak isteyen yeni anne babaların sıklıkla sorduğu sorulardan biri şudur: “Eğer anne emziriyorsa baba besleme işini nasıl paylaşacak?”

Hastaneden eve dönülen ilk günden itibaren baba, annenin emzirirken rahat edebileceği doğru pozisyonu bulmasına yardımcı olarak ve beslenmeler için bebeği beşiğinden alıp anneye getirerek tüm aile için büyük bir fark yaratabilir. Annenin sütü bollaştıktan sonra ailelerin bebeği beslemek için emzirmeyle birlikte biberon kullanmaya başlaması önemlidir. Bu sayede, babanın besleme sürecine dahil olma şansı artar. Biberona geçmek için en doğru zaman, bebeğin emme konusundaki rolünü tamamen öğrenmesinden sonradır- emzirme uzmanları biberon ya da emziği tanıştırmadan önce 4 ya da 6 hafta kadar beklemeyi önermektedir. (İPC’de ailelerle yürüttüğümüz çalışmalardan, günde bir ya da iki besleme biberonla olacak şekilde bebeklerin 3-4 haftalıkken biberona rahatlıkla geçebildiğini ve anne memesiyle diğer memeleri karıştırma problemi yaşamadıklarını görmekteyiz. Bebek, anne memesinden beslenme konusunda iyice hevesli hale geldikten sonra biberona geçmek mantıklı gözükmektedir. Biberona geçişi bekletmek bazen sorun yaratabilir: bazı bebeklerin 4 haftadan sonra biberona ya da emziğe geçme konusunda zorlanma yaşadıklarını görmekteyiz.)

Babalar biberona anne sütü koyarak bebeklerini güvenle besleyebilirler. Eğer biberon baba tarafından günün sonunda ya da gece beslenmelerinden birinde veriliyorsa bu annenin fazlaca ihtiyaç duyduğu dinlenme ihtiyacını karşılayacaktır. Ayrıca, baba için bebeğiyle baş başa kalıp bebeğini tanıma şansı yakalamak çok keyif verici bir deneyimdir. Bebek bakımı konusunda rolü paylaşmak sadece babaya bebeğini daha iyi tanıma şansı vermekle kalmaz, kendisinin yardıma muhtaç, bağımlı, minik bir varlığa bakım veren bir kişiliğe nasıl dönüşebildiğini de daha iyi anlamasını sağlar.

Bebekler babalarını ne zaman tanır?

Bir bebek 2 haftalık olduğunda babasının sesini öğrenir ve bu sesi diğer erkek seslerinden ayırt edebilir. Dört haftalık olduğunda ise anneye, babaya ve yabancılara karşı öngörülebilir davranış farklılıkları gösterir. Bir bebeğin kiminle olduğunu görmeden, davranışlarını gözlemleyerek annesiyle mi, babasıyla mı yoksa bir yabancıyla mı iletişim kuruyor anlayabiliriz. Genelde babaylayken bebeklerin omuzları kabarır, yüzünde hevesli bir bekleyişin ve oyun isteğinin ifadesi olur- kaşları havadadır, ağzını açar, gözleri parlar. Babasının sesini uzaktan duyduğunda bile bu hevesli bakış fark edilir. Dört haftalıkken, babasından annesine göre daha heyecanlı bir ses tonuyla konuşmasını beklemeye başlar. Babanın görüntüsü uzaktan belirdiğinde bebeklerin kendine özgü beden dili â€œİşte buradasın! Hadi beni al!” der.

Older posts Newer posts

© 2020 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑