İlk An…

Beklemiyor değildim, elbette konuyla ilgili çalışmalarımız sürüyordu ama bugün çok daha net, çok daha gerçek bir şekilde ortaya çıktı “baba” olacağım.

Yazarken bile ne kadar garip, ne kadar zor geliyor. Kendim için ilk kez kullandım az önce “baba” sıfatını. (Ve sanıyorum sonradan edinilen sıfatlar içinde en değişmez, en kalıcı olanına sahip oluyorum böylece) Öyle heyecandan koşturmuyorum ortalıkta. Sanıyorum yavaş yavaş algılayacağım. Belki de gözümle görmeden inanmayacakmışım gibi geldiğinden bu sakinlik. Ama için için de biliyorum ki hızla artacak heyecanım, bu günden sonra belki de aklımı en çok oyalayacak şey olacak ve yıllarca da böyle gidecek. Biliyorum ki hayatımızdaki en önemli gelişme, en önemli farklılık en önemli rol bu olacak. Geri dönülmeyecek, geri verilemeyecek, reddedilemeyecek tek sıfatı alacağız üzerimize… İşte bu gerçekten çok heyecan verici. Korkutuyor mu? diye düşününce, en ufak bir korku yok… (Yoksa var mı?)

Çok eminim ki iyi, çok iyi birer anne ve baba olacağımıza. Bu süreç belki, bir çok bilinmezlik ve beklenmezliği de beraberinde getireceğinden; merakla, belki az endişeyle ama her an birlikte ve bir şekilde atlatılıp sorunsuzca tamamlanacağı inancıyla geçeceğinden heyecanlı olacağı kesin. Baba olma konusunu bir kenara bırak, sadece Deniz’in anne olma serüvenini bu kadar yakından izlemek fikri bile şu an içimi kıpır kıpır yapıp delicesine heyecanlandırıyor beni. Deniz’in her zaman yakınımda olması ne kadar güçlendiriyorsa beni her konuda, anne-baba oluşumuz, üç kişi oluşumuz ve tüm yaşamsal dengelerimizin inanılmaz oranda değişecek olması da heyecan, merak ve istek uyandırıyor bende. Bu dengelerin değişmesi ve hayatlarımızın bambaşka bir hal alması, reddedilemez, değiştirilemez hatta bazı konularda karar verilemez, insiyatif alınamaz halde değişecek olması korkutmuyor beni. Aksine sabırsızlandırıyor. Bu dönemin çok keyifli, çok değişik, çok heyecanlı geçeceğini (hatta, yılarca, kolay kolay geçmeyeceğini) biliyorum. Biliyorum ki bir kişinin başına gelebilecek “en özel” şeye doğru hızlı adımlar atıyor olacağız. Özveri ve fedakarlık, istemsiz bir şekilde kendimizi ve birbirimizi düşünmeden önce “onu” düşüneceğimiz bir döneme giriyoruz. (Ne değişik bir şey aslında. şu anda ne kadar yabancı…)

Hayatımıza, şimdiye kadar hiç olmamış “belirleyicilik gücüne sahip” biri giriyor. (Hatta girdi bile)

İçimdekiler şimdiden artmaya başladı ki aslında sadece saatler oldu “öğreneli”. Kimbilir daha ne haller alacak içimdekiler / içimizdekiler.

Kimbilir nasıl olacak dışımızdakiler, dışa yansıyışımız, birbirimize yansıyışımız, yansıtacaklarımız…
Bakalım eler olacak?

(Yazı bittiğinde; Deniz koltukta uyuyor, Tv açık, Beyaz Show devam ediyor, ben çalışma odasındayım)

(Aylar çabucak geçsin mi istiyorum şimdiden nedir? )

0 Comments

  1. Özgür

    20 Mar 2008 at 22:27

    Aylar aylar olmuş bu yazıyı yazalı. Zeynep, içerde geçirdiği zaman kadar dışarda da zaman geçiriş nerdeyse…

    O kadar ok şey var ki şu anda düğümleniveren ses tellerimin oraya…

    Ne kadar çabuk geçiyor aylar…

  2. fikirbaz

    10 Ara 2010 at 12:30

    Ve şimdi fark ettim ki dört seneden biraz daha fazlasını (dört sene + bir ay) geride bırakmışız… Blogum, kızım ve ben… Bir vay be daha….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2019 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑