Tag: babaolmak

Baba olmak ne demektir? (Çok teknik cevap)

Online ya da basılı pek çok (ama pek çok) röportaj için pek çok sorular cevaplamışımdır “Baba Olmak” ile ilgili son bir kaç yıldır konuyla ilgili akademik çalışmaların da artmasıyla akademik çalışmalara yönelik soru cevaplar da arttı. Geçenlerde yine böylesi bir çalışma için uzun uzun cevaplar verdim. Sonra fark ettim ki bazı cevaplar hafifçe de olsa ezber bozan cevaplar; parça parça da olsa burada da paylaşayım ve takipçilerin de cevaplarını, düşüncelerini öğreneyim. Hatta bunun için “Benim Fikrim” diye bir bölüm de açtım. Dolayısıyla sadece bu “baba olmak” konusunda değil gündemle ilgili gerektiği zamanlarda da fikrimi beyan edebilirim belki…
Continue reading

Nedir Şu “Baba Olmak”?

Sabiha Paktuna Keskin ile geçen sene bir fotoğraf sergisinde tanışmış ve çok kısa bir süre sohbet etme imkanı bulmuştum. Aslında Çocuk Kitapçıcı: Kipitap.com adına, “çocuk ve kitap” konusu hakkında kendisiyle deha detaylı konuşmak istediğimizi iletmiş ama bu sırada Babaolmak.com’dan da bahsetmiştim.
Continue reading

Hani Bazen Bilirsin Doğru Zamanı

Çok uzun oldu biliyorum. Sanırım ilk kez bu kadar uzun oldu. Düşünüyorum da; 2011’in ilk Babaolmak.com yazısı bu. Çok olmuş.

Tüm bu “yokluk” boyunca arayan soran, mesaj yollayan, Facebook ve Twitter’dan soran herkese çok teşekkür ederim. “Kötü bir şey yok değil mi?” sorusuna cevabım: “Yok, merak etmeyin…” Elimde olmayan değil, elimde olan sebeplerden bir süre ara vermiştim. İster yoğunluk, ister isteksizlik ya da sakınmak deyin… (Yazmaya oturunca neler dökülüvereceği belli olmuyor her zaman…) (“Yayınla” butonunun tek basışta yayınlayıvermesi tüm yazdıklarını, sakınmayı gerektiriyor bazen…) (Allahtan kağıt, kalem, defter tamamen yok olmamış hayatlarımızdan… ) (Ve parantezlerin hala bu kadar el altında olması ne büyük lüks)

Bu büyük ara için özür dilerim. (Niyeyse) Ama bilin ki çok şey biriktirdim bu arada. Linkler, yazılar, ürünler, tavsiyeler, fotograflar, etkinlikler, gezi güzergahları, güzel bloglar, daha da güzel insanlar. Çok ama çok daha düzenli bir şekilde yazacağım. Hatta bakınız başladım bile.

Bu yazıyı 1 Nisan’da yazmaya başlayacakken hiç hesapta yokken bir değil iki operasyon sebebiyle o günü (evet şaka gibi) hastanede geçirdim. (Yazamamak fıtık etmiş beni ; ) Geç olsun da güç olmasın. Hem de Z. bu gece vakitlice ve üstelik kendi kendine uyuyarak kapıyı da açmış oldu babasına.

Artık yazma vakti… Hadi bakalım: Bir kez daha “Merhaba!”

Üç Çocuk Babası Bir Oyuncu Olmak – Baba Olmak

Baba Oğul - Deli Deli Olma

Yukarıdaki fotograf hakkında uzun zamandır yazmak istiyordum. Biraz iş (online sinema yayıncılığı / tanıtım / basın ve halkla ilişkiler) biraz da hobi (fotograf) sebebiyle bulunduğum bir basın toplantısında bir baba oğulun fotograflarını çekmiştim.

Toplantı başrollerinde Tarık Akan (yıllar sonra) ve şerif Sezer’in oynadığı, Murat Saraçoğlu tarafından yönetilen Deli Deli Olma filminin basın toplantısıydı ve filmde iki usta oyuncunun gençliklerini de gerçek çocukları canlandıracaktı. (Bu arada basın toplantısı çekimler başlamadan önceydi, ben bu yazıyı yazana kadar çekimler tamamlandı, vizyon tarihi -17 Nisan 2009- netleşti)

Uzatmayayım, o toplantıda şahit olduğum bir detaydan bahsedeceğim; ciddi sayıda basın mensubu hazır bulunsa da, yıllar sonra beyazperdeye dönen bir oyuncuyla ilgili sorular havada uçuşsa da bir aktörün nasıl bir anda babaya dönüştüğüne şahit oldum. Oğluyla (ve diğer çocuklarıyla) ilgili sorulara yanıt verirken nasıl diğer herşeyi unuttuğunu, gözlerinin içinin parladığını ve onlar hakkında uzun uzun konuşmanın onu ne kadar mutlu ettiğini; koltuklarının nasıl kabardığını gördüm…[1] [2] [3]

…İşte “baba olmak” dedim.

Bu Ne Oğlum?

Genelde “forward” mailleri pek sevmem ve itibar etmem (ve tüm mesaimi internet başında geçirdiğimden bir çok forward mail e farklı kanallardanelime ulaşır) ancak bu maili üşenmeyip okuduğumda çok gerçek ve hoş olduğunu gördüm. İlk çıkış kaynağını bilemiyorum ama 2-3 yaşında çocuk sahibi herkesin aşağıdaki hikayeyi kendileriden birşeyler bularak okuyacağını tahmin ediyorum bana da “baba olmak” çağrıştırdı (nedense) :

80’ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen -45 yaşında ve saygın bir işi olan oğlu salonda oturuyorlardı. Hal-hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sahbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti.

O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Yaşlı baba kargaya gülümserek biraz baktıktan sonra oğluna sordu:

-   Bu ne oğlum?

Oğlu şaşkın, cevapladı:
-   O bir karga baba.

Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu:
-   Bu ne oğlum?

Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı:
-   Baba, o bir karga

Karga hÇ¢lÇ¢ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, başını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara çeviriyordu. Yaşlı baba üçüncü defa sordu:
-   Bu ne?

Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü:
– O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni işitmiyor musun ?!

Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini yükseltti:
-   Baba bunu neden yapıyorsun? Tam dört defadır onun ne olduğunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hÇ¢lÇ¢ sormaya devam ediyorsun. Sabrımı mı deniyorsun ?!

Babası -yüzünde hÇ¢lÇ¢ bir gülümseme- yerinden kalktı, içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü.
Bu bir hÇ¢tıra defteriydi.

Oturdu, sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu. Sevgiyle gülümseye devam ederek sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı okumasını söyledi:

-Bugün 3 yaşındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanıbaşımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Oğlum tam 23 defa onun ne olduğunu sordu. ve 23 soruşunda da ona sevgiyle sarılarak, onun bir karga olduğunu söyledim.
Rahatsız olmak mı?
Hayır! Onun sorusunu masumca tekrar edişi içimi sevgiyle doldurdu…’

© 2020 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑