Tag: köşe yazıları (page 1 of 2)

Yine Köşe Yazısı: Önce Sütlaç Gibi Olmak

Yılllardır blog, hatta bloglar yazarım. İnişli çıkışlı bir blog yazarlığım vardır. Günde ikişer üçer yazı yazdığım da olur, iki ayda bir de. Aylarca hiçbir şey yazmayıp, bir anda gaza gelip beş yıldır elimi sürmediğim blogumu baştan kurmuşluğum, gece gündüz yazılar yazmışlığım da vardır.
Continue reading

Çözüm Üretmek

Burada yazmıştım. Yaklaşık 9-10 haftadır Mahmure.com ve Bebişler.com sitelerinde köşe yazılarım yayınlanıyor. Başlık aslında buradakiyle aynı: Baba Olmak. Köşe yazılarına ayırdığım enerji aslında ister istemez Babaolmak.com’a yazacaklarıma ayırdığım vakitlerden kırpıldığından, konu da aslında aynı olduğundan aynı yazıları buraya da alayım ve orijnal çatı altında toplayayım istiyorum. Yazıları tarihleriyle ekleyip, doğru linkleri ve elbette ki hepsinin derlendiği bir yazıyı yayına alana dek en son yazıyı sizlere aktarayım dedim: Çözüm Üretmek

Continue reading

Neden Yazıyorum?

Burada yazmıştım. Yaklaşık 7-8 haftadır Mahmure.com ve Bebişler.com sitelerinde köşe yazılarım yayınlanıyor. Başlık aslında buradakiyle aynı: Baba Olmak. Köşe yazılarına ayırdığım enerji aslında ister istemez Babaolmak.com’a yazacaklarıma ayırdığım vakitlerden kırpıldığından, konu da aslında aynı olduğundan aynı yazıları buraya da alayım ve orijnal çatı altında toplayayım istiyorum. Yazıları tarihleriyle ekleyip, doğru linkleri ve elbette ki hepsinin derlendiği bir yazıyı yayına alana dek en son yazıyı sizlere aktarayım dedim:Neden Yazıyorum?

Her yazı için önceden kafamda bir şeyler evirip çevirirken bilgisayar başına oturduğum anda aklıma bambaşka şeyler düşüvermesine bayılıyorum. Böylesini yazmak çok daha heyecanlı oluyor. Buradaki tek hassas konu; bu şekilde yazarken hiç bölünmeden yazıyı tamamlayabilmek…

Teknolojinin son yıllarda en çok hizmet ettiği şeylerden biri kayıt altına almak değil mi? Son yıllar derken 30-40 yıldan bahsediyorum. Elbette günümüze yaklaştıkça teknoloji gelişim hızı inanılmaz bir ivme kazanmış, cihazlar, boyutlar ufalmış, hızlar artmış, 20 yıl önce akla hayale gelmeyecek şeyler artık parmaklarımızın ucunda kullanılmaya başlanmış olsa da, şöyle bir düşündüğümüzde pek çok teknolojik alet, bizim için bir şeyler kaydediyor…

On yıllar önce 8mm el kameralarıyla başlayan kayıt peşinde koşma davası günümüzde artık akıllı telefonların fotoğraf makinelerini ya da HD kameraları aratmayan özellikleri sayesinde avuç içine kadar inmiş durumda. Çocuklarımızın “an”larını kaydetmek uğruna nerdeyse o “an”ları yaşayamama sınırındayız. Ama öte yandan da…

Yazının tamamını okumak çin lütfen tıklayıp Mahmure.com’a gidiniz. Konuyla ilgili yorumlarınız içinse şimdiden çok teşekkürler.

Çoğunluğu İzlemek

Bir önceki “ve işte uzun bir aradan sonra” konulu yazımda dediğim gibi, upuzun bir yazılacaklar listem var… Oysan ben bambaşka bir şey yazacağım, daha doğrusu aktaracağım: Bir kaç ayrı sebepten tav olduğum, beğendiğim ve az önce okurkenden bunu Babaolmak.com’a koyayım dediğim bir köşe yazısı.
Continue reading

Helbeet

(Ayça şen, Radikal, 04 Haziran 2009)

Aslında bıraksalar feci yazılar yazarım, kan gövdeyi götürür ve çok kişinin başı yanar.
Hatta bıraktılar, hemen başlayalım:
Sapıklığın, cinayetlerin, toplu katliamların aşırı arttığı günümüz Türkiyesi’nde, ben mi yeni gazete okumaya başladığım için fark ettim, yoksa bu şekil seri katillik hep var mıydı, tam emin değilim ama sanki vahşet gemi azıya aldı, her gün biri kafayı sıyırıp soy ağacını kesiyor.
Çok tehlikeli bir dönemde çocuk yaptım diyeceğim ama bunun iyi döneminin olmadığına dair de elimde ciddi deliller var.
Bir çocuğun düzgün bir insan olmasının temelleri ailede atılıyor. Bunun için ‘7 çok geç’ diye bir de kampanya başlatıldı. Doğrudur, 7 çok geç. Karakter özellikleri 6 yaşına kadar atılıyor fakat daha önce de pek çok kereler Radikal Cumartesi’de kadrolu anne yazar olarak konuya değindiğimiz gibi, adam gibi eğitim veren anaokulu bulmak da çok zor. Paran varsa, artislik yaparak Amerikan sistem isimleri sıralayan anaokullarının iyisini seçmek, yoksa, mahalledeki belediye anaokuluna belediyede çalışan tanıdık bulmak, gerekirse kıyak çekmek, birkaç sene önceden kayıt tarihi için aportta beklemek filan, bunlar hakikaten zahmeti bol ve sinir bozucu işler.
Anaokulu desen ucuz bir iş de değil, ama sanıyorum ‘7 çok geç’ derken sistemi de kurmuşlardır; pek çok mahalleye ek anaokulları, süper pedagojik eğitim görmüş bilinçli ve manitası mesaj çekti mi diye çocuklarla ilgilenmeyip hayallere dalıp zırt pırt cep telefonuna bakmayan anaokulu öğretmenleri, soonacığıma, televizyondaki okul öncesi programlarını seyrederken eve dalıp bütün aileyi taramayacak amcalara iş bulmak gibi önlemler alınmış mıdır.
Bir arkadaşım herkesin çocuk sahibi olmaması gerektiğini savunuyor. Bunun bir ehliyeti olmalıymış; sadece iyi eğitim görmüş, zengin ve güzel kimselerin çocuk yapması gerektiğini savunduğunda (çirkin olduğu için kendi de yapmıyormuş, benim de aslında yapmamam gerektiğini ısrarla belirtiyor hayvan,) ona bunun son derece faşo bir düşünce olduğunu haykırıyoruz ve bu kez “Tamam, diyor, bari en aza indirgemek için okumamış ve fakir kimselerin tek çocuk hakkı olmalı ve bu tek çocuğu da büyütürken düzenli olarak çocuk yetiştirme kurslarına gönderilmeli.”

Yazının kalanını Radikal’de, yazının orijinal yerinde okuyabilirsiniz.

Hatta hızınızı almışken Ayça şen’in 30 Mayıs 2009 tarihli Bazı Mühim şeyler yazısını okumanızı da öneririm. ;)

Older posts

© 2020 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑