Yine Köşe Yazısı: Önce Sütlaç Gibi Olmak

Yılllardır blog, hatta bloglar yazarım. İnişli çıkışlı bir blog yazarlığım vardır. Günde ikişer üçer yazı yazdığım da olur, iki ayda bir de. Aylarca hiçbir şey yazmayıp, bir anda gaza gelip beş yıldır elimi sürmediğim blogumu baştan kurmuşluğum, gece gündüz yazılar yazmışlığım da vardır.

En çok blog yazısını kendimin bile hiç beklemediği zamanlarda yazmışımdır. (Bir nevi şaşırtmaca taktiği denilebilir) Kendimin, ya da daha da fenası, başka birilerinin benden yazmamı beklediği durum ve zamanlarda ise uzun süreler hiçbir şey yazamam. Öyle ki, bazen bir şeyler yazmam gerektiğini, birilerinin beni beklediğini öyle bir unutturur ki bana bilinçaltım, günlerce aklıma bile gelmez yazı yazmak.

Yine öyle oldu.

Neyse ki nerdeyse her zaman ya da pek çok zaman son derece kibar insanların yer aldığı bir çevrede blog yazarlığımı sürdürüyorum. Değil kötü söz söylemek peşimden ısrarla koşuyorlar. Beni utandırmamak için son derece kibarca ve nadiren çok nazik hatırlatmalar yapıyorlar. Bense içten içe mahçup olsam da ne yalan söyleyeyim pişkinlik biraz daha ağır basıyor sanırım.

Ötelemek, ertelemek ve yapmam gereken işler varken tamamen gereksiz milyonlarca iş yapma konusunda büyük bir ustayım. (Bu konuda bir blog mu açsam acaba yazı yazmaya ara verip?)

Paragraf yaptığıma bakmayın. Büyük bir irade örneği gösterip blog açmamak için kendimi tuttum ve yazıya ara vermedim. Çünkü ara verirsem biliyorum ki bu ara birkaç günü aşacak. Pişkin olduğum kadar kurnazım da, şu anda internet bağlantım yok ve eğer kızımın fotoğraflarını düzenlemek için başka bir program açmazsam, şimdilik hiçbir işim yok bu bilgisayarda. (Aslında yazılmayı bekleyen pek çok yazı var) (Ve o yüzden internetim yok) (İnterneti olmayan bir bilgisayarın nerdeyse hiçbir işe yaramadığının farkında mısınız?) (Bu konuda bir blog da açılabilir, internetsiz bilgisayarlarda yapılabilecekler.) (Ya da arka arkaya parantez açmak üzere bir yazıya ne dersiniz?)

Uzatmak konusunda da üstüme yoktur. W-World.com’un güzel kadınlarından pek zarif, pek sabırlı ve elbette ki pek inatçı Kıvanç benden yazı yazmamı ilk istediğinde asıl talep kızıyla yaşayan bir adamdan yemek tarifleriydi. (Demek ki öyle bir algı var, gece gündüz kızımla yemek yapıyoruz…) (Yemek yapmayı seviyorum, seviyoruz ayrı) Yemek repertuarımız o kadar da engin deniz değil açıkçası. Öte yandan yemek yapmak yerine yemek yazmak ne sıkıcı bir şey bir baksanıza.

Yazmaktan kaçma süresini bilinçaltımın itinalı çalışmasıyla o kadar uzatmış olmalıyım ki Kıvanç sonunda sadece yemek yazmasan da olur demek zorunda kaldı. Ee? O zaman ne yazacağım? (Oysa yılların ahçısıyım…) Baktım, yılların babasıyım (yıllar derken şimdilik beş yıl) zaten Babaolmak.com için yazıyorum (ki gerçekten de bazen yaz(a)mıyorum. Belki bu vesileyle daha çok yazarım…

Bu yazıyı da çok serin olmasa da gölgelik bir köşede, İstanbul’dan kaçıverdiğim bir hafta sonunun en en en sonunda yazıyorum. Baba kız çok keyifli ve baba-kız olmamıza rağmen gayet de dinlendirici bir hafta sonu olduğundan sütlaç kıvamındayım şu anda. (Öyle ki Kıvanç arayıp altı yazı da yaz dese, büyük ihtimalle yazarım) Sütlaç demişken aslında ben sütlaç tarifi yazacaktım. Ama bu kadar da sütlaç kıvamında olununca; hele de ilk yazıda, sütlaçtan ancak bu kadar bahsedilebiliyormuş.

Kısa zaman içinde, büyüh ihtimalle gerçekten de bir sütlaç tarifinde görüşmek üzere.

6 Ağustos 2012,
Bağırganlı, Kandıra, Kocaeli

(Evet, yazıdan da anlaşılacağı üzere W-World.com isimli bir kadın sitesinde bir süredir ara verdiğim köşe yazılarına geri döndüm. İlk yazım da buydu. Tam adresi de burada yazının. “Evinin Hanımı” ana başlığının altında yemek yazıları yazıyor gibi görünmem biraz acayip ben de biliyorum. Ama benden daha beteri olduğunu söyleyerek ikna ettiler beni… ; )

0 Comments

  1. Merak etmeyin, ben de "Sosyal Kraliçe" bölümünden sorumlu olan erkek editörüm. Yapacak bir şey yok :)

  2. Bana benziyorsunuz bazı açılardan.
    Ben yeni bir bloggerım ama aklımda binlerce yazı var yazılacak.
    Dediğiniz gibi bir günde 3-4 yazı da yazabiliyorum haftalarca yazamayabiliyorum da…
    Çünkü detaycı kişiliğim detaysız yazı yazamıyor, doğru resimleri bul koy da cabası
    Yazmaya devam edin ne zaman isterseniz

  3. merhaba cocukla uzun yolculuk yazınıza bır yorum , soru bıraktım. ıns gorebılıyorsunuzdur

  4. Yazılarınızı keyifle takip ediyor olacağım..

  5. cosku kinikoglu

    02 Eki 2012 at 14:46

    Çok keyifli bir yazı olmuş. Benim de bazen sayfalarca yazıcak şey aklımda dönerken, kimi zamanda kağıda dökecek bir cümlem olmuyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2020 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑