O Gün Hızla Yaklaşırken


Bugün iş güç yarım gündü malum. Öğlen itibariyle ofisteki herkes gitti ve tek başımayım artık. “İş” ve “Çalışan” psikolojjsinden sıyrılıp uzun zamandır yazmak için fırsat beklediklerimi yazabilirim belki diye düşündüm. Baksanıza deniyorum bile.

Kafam karışık. Nerdeyse 9 yıl olacak, baba olmakla ilgili ilk yazmaya başladığımda düşünüp de hep ötelediğim konuyla artık yüzleşmem lazım.: Kızım artık okuyor. Üçüncü sınıfa geçti anca mı okudu diyeceksiniz… Tabii ki öyle değil. Ama artık normal insan gibi, gözüyle; hızlı, akıcı, su gibi… Bildiğim okuyor.

Öyle ki; annesiyle onun hakkında mesajlaşırken atık şifreli yazışmamız; hatta önce parola yazarak karşımızdakinin kızımız değil de diğerimiz olduğundan emin olmamız gerekiyor çünkü genelde izin alarak da olsa telefonumuzu alıp mesajlaşabiliyor artık.

Ne mutlu ki şimdilik bilgisayar ve internet ile pek işi yok. Daha doğrusu işi şimdilik YouTube’da sevdiği şeyleri bulup izlemekten ya da dinlemekten ibaret. Yıllardır kendisiyle ilgili bir şeyler yazdığımı bilmiyor. Öğrenmesine çeyrek kaldı biliyorum. Zaman zaman “baba olmakla ilgili” yazdığımı kendisine çıtlamış olsam da henüz çok detaylı bir bilgisi yok.

Olduğunda neler olacağını bilmiyorum. Daha doğrusu bilmek bilmemek değil. Aslına bakarsanız kor-ku-yo-rum. Her zaman savunduğum ve arkasında durduğum gibi o gün ona bir blog açıp da benle ilgili ne isterse yazabileceğini söyleyeceğim. Ama bugün düşündüğümde; pek çok yazım sadece babalık ya da baba olmakla ilgili değil, aynı zamanda onunla ilgili. Belki sadece ona yazdığım ama herkesin okuduğu doğum günü mektupları gibi

Aslında yazıya oturmamın sebebi de yeni bir doğum günü mektubuydu. Kafamda yazıp durduğum mektubu oturup da burada yazayım mı bakınız hala emin olamıyorum.

Sanırım yeni bir sayfa açıp o mektubu şimdi yazacağım.

Özgür

Özgür

1 Comment

Leave a Comment