OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Sekiz Yaş Bitti


Klişenin herhalde en büyüğü, yılların nasıl geçtiğinin anlaşılamadığına dair sözler. Hani yaşlandıkça daha da sık kullanılan cinsten. Bakıyorum da benim de gittikçe daha fazla sarf ettiğim sözler. İçinde sadece şaşkınlık değil belki biraz hüzün biraz da belli belirsiz serzeniş barındıran sözler. Dikkat ediyorum, yeni çocuğu olmuş insanlara verdiğim belki de tek “tecrübeli baba” tavsiyesi zamanın nasıl hızlı geçtiğini fark ettirmeye yönelik olanlar. Diyorum ki daha dün gibi kızımın doğumu ve ilk ayları… Hatta bu yıl artık sadece kızımın değil oğlumun doğumu ve ilk ayları da eklendi… Hepsi daha dün gibi.

Aslında bu bir doğum gün mektubu ama galiba içinde debelenmeye meyilli olduğum hüzünden kurtulup da mektup gibi mektup yazmayı beceremiyorum… Durun bir daha deneyeyim…

***

Kuşum; minik kuşum. Yılın en azından yarısında büyük bir heyecan ve sabırsızlıkla beklediğin bir Temmuz daha geldi. Bir yaş daha geride kaldı. Sekiz yaşını bitirdin. Her yılın çok acayip ve iddialı geçiyor elbet; bu yıl da öyle oldu. Koca bir kız olurken aynı zamanda “abla” oldun. Kız olmak, torun olmak, yeğen olmak gibi en kalıcısından yepyeni bir sıfatın daha oldu. Hem annen hem baban gibi senin de bir kardeşin var artık.

Çok büyük ve çok şahane bir şey bu ve çok zorlanmakla beraber dehşet bir şekilde de baş ettin abla olmakla. Daha da iyi olacak her şey ve dünyanın en tatlı kardeşinin dünyanın en tatlı ablası olacaksın gittikçe. Sadece görmüyorum; hissediyor, biliyorum da bunu.

Bu yılın diğer bir büyük olayı sanırım taşınmamız oldu. Annenle baban yılardır çok yakın otururlar ve en başta sen bu durumun konforunu sürerken artık aynı sitede hatta aynı semtte de oturmuyoruz ve bununla baş etmek kolay olmasa da üç ayın bitişiyle geriye dönüp baktığında sanırım bunu da atlattık beraberce.

Deden aramızdan ayrıldı. Sanıyorum ve umuyorum ki hep hatırlayacaksın dedeni. Çocuk gerçekçiliğinin nasıl bir şey olduğunu gösterdin bize, aynı zamanda ne kadar güçlü (ya da güçlü görünen) bir kız olduğunu da.

Elbette sadece bunlar değil. Son bir yılda pek çok şey oldu ama hepsini koy kenara sen bir yılı daha bitirdin. Sayende ben bir koca yıl daha ekledim “baba olmak” tecrübeme. Belki de her yıl olduğundan çok daha fazla şey öğrendim sayende. (Ve bir takım profesyonellerin de katkısını unutmamak lazım.)

Doğum günün için “göbeği açık tişört” isteyecek kadar büyüdün. Aldığımız iki göbeği açık tişörtün içinde de göbeğin açıkta kalamadı, o kadar da küçüksün hala.

Herhangi bir şey yapışını herhangi bir an seyrederken kendi kendime büyük şaşkınlıklar yaşamaya devam ediyorum. Gözlerim seni seyretse ya da sana bakıyor olsa da o sırada büyük bir şaşkınlığın içinde kaybolmuş oluyorum. Her bir gün hala büyük bir mucize daha yaşatıyor bana. Kocamansın; bizden olma ama bizden çok ötesin.

Şaşkınım.

İyi ki oldun. En zor yılın böyle olsun. Pastanı üflerken gözlerini kapatıp her ne dilek tuttuysan gerçekleşsin ve ben artık hiç istemesem de senin doğum gününün hemen ertesinde heyecanla beklemeye başladığın bir sonraki doğum günün hemen gelsin.

Z4T_20150704-15

 

Özgür

Özgür

1 Comment

  •    Reply

    Gözlerim yaşararak okudum. Ve galiba birazdan ağlayacağım. Kendi kızlarıma bakarken aklımdan, aklımızdan geçenleri yazıya dökmüşsünüz. Bu arada babaolmak.com'u yeni keşfetmiş olmakla birlikte sürekli açık tablarımdan biri oldu. Babamızla da tanıştırayım sizi, o da bol bol okusun. Umarım yazmaya çok uzun zaman devam edersiniz :) Sevgiler,

Leave a Comment