Motosiklete Bin Oğlum (Ya da Kızım)

Bu mektubu daha önce bir yerlerde okumuştum. Geçenlerde Facebook’ta bir arkadaşın arkadaşının profilinde görünce hatırladım ve Babaolmak.com’da yayımlasam dedim. Araya yine vakit girdi. (Ah şu araya giren vakitler) Dün gece oturup Türkçe harfleri olmayan metni satır satır düzelttim. Sonra dur adam gibi araştırayım dediğimde hızlı bir Google aramasıyla nerdeyse tüm motosiklet forumlarında buldum yazıyı. Üstelik Türkçe harfleri de yerli yerinde hatta daha uzun ve daha eli yüzü düzgün bir finalle.

Hatta motosiklet yazıları (hatta dergileriyle) tanıdığım Ayşe Şule Bilgiç’İn Hürriyet Gazetesi’ndeki yazısı sayesinde metnin orijinali hatta alındığı kitaba kadar ulaştım. (Hatta sipariş de verdim : )

İtalyan yazar Oriana Fallaci‘nin “Lettera a un Bambino Mai Nato” isimli kitabını Türkçe’ye Pınar Kür çevirmiş, “Doğmamış Bir Çocuğa Mektup” Can Yayınları tarafından basılmış.

Okuyan pek çok kişi mektubun babadan oğula yazıldığını düşünse de aslında yazarının bir kadın olduğunu hatırlamakta fayda var bu arada… Mektup bir oğula yazılmış olsa da pekala bir kıza da yaılmış olabilirdi. (Ama Türkçe karakterlerden sonra bir de yazıdaki “oğlum”ları değiştirmek bana fazla gelir… Buyrun:

Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet hayattır!
Birçok babanın korkusu oğlunun motosiklete binmesidir. Ölümden ve başka her türlü tehlikeli durumun çocuklarının başına gelmesinden korkarlar. Benim senin başına gelmesinden en çok korktuğum şey ise hayatın zevklerini almadan yaşayan bir eğreltiotu olmandır. Eğer yapmak istediğin şey orada duruyorsa ve aranızda bir tehlike dikilmişse, senin yapman gereken o tehlikeyi bertaraf edip, istediğin şeye ulaşmaktır. İşte bunu yapamazsan hayatın ancak bir eğreltiotununki kadar heyecanlı olabilir.

Motosiklete bin oğlum, ama dikkat et, motosiklet tehlikelidir. O tehlikenin uzerine aptal gibi gitme. Unutma Sun Tzu der ki; “kötu komutanlar once savaşa girer, sonra nasıl kazanacağını düşünürler; iyi komutanlar önce nasıl kazanacağını bulmadan savaşa girmezler”.
Önce viraja girip de sonra nasıl çıkacağını düşünen aptallardan olma. Tehlikeleri en küçüğüne kadar bertaraf et. Hep tam koruma kullan, bakımsız motorla yola cıkma, alkollü ya da yorgun binme, kafan bozukken taksi tut, bilmediğin yolda risk alma, diğer araç sürücülerinden köşe bucak kaç. Tehlikeleri nasil dibine kadar bertaraf edeceğini bilemiyorsan sakın motosiklete binme, çünku o zaman bu işi beceremezsin demektir.

Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet aşktir. Sadece kızlardan bahsetmiyorum, motosiklet macerasi yasam aşkıyla doludur. Güneşi batıracağın yeri bilmek, üzerinde yaşadığın toprakları karışı karışına gezmek, her yaş ve meslekten insanla yolunu paylaşmak ve bindiğin makinenin üzerinde sanki çığlık atarmış gibi kopup gitmek, hayatı dibine kadar yaşamak, ancak bu araçla mümkündür. Motosiklet macerasının içinde yaşam aşkı olmayan insanlarin tek yaptığı ise teknik detaylari birbirlerine anlatarak kocaman, yararlı ama sıkıcı bir ansiklopediyi yaşayıp gitmektir. Aşkın ucunu birakma, heyecanli ve renkli ol, sıkıcı olma. sıkıcı olacaksan arabaya binip, hafta sonları futbol, akşamları ana haber seyrederek yaşayabilirsin, motosiklete ihtiyacın yok.

Günü yakalamayı bil oğlum, motosiklet senin yaşama enstrumanındır. Kızlardan bahsetmiyorum dediysem, o kadar da demedim tabi. Hani bazen pembe bir vespa uzerinde pembe kaskla kuğu gibi giden pembe pantolonlu bir kız görürsün ya? Git yanaş, merhaba de ona. Orta
parmağı gosterirse, kıza efendi gibi bir selam çakıp gazla bana gel, ensene bir tane patlatayım, sonra bira içmeye gideriz. Hayatı boyle yaşayacaksın işte, öküz gibi, ödlek gibi değil. Hem efendiliğini bozmayacaksın, hem de çılgınlığını koruyacaksın. Ha hoşlandığın bir kız mi buldun? At motorunun arkasına, Datça’ya götür onu, Knidos’un sularıyla yıka. Can Yucel’in en sevdiğin şiirlerini okurken batan guneşi izlet ona, Domuzbükü’nde yıldızları ort üstüne uyusun. Sonra bu macera icin bana teşekkür edeceksin.

Motosiklete bin oğlum, çünku motosiklet isyandir. Insanlik tarihi popüler kültürler ve onlara tepkiyle gelişen kültlerle doludur. Rock tarihi, 68 kuşağı, Avrupa bohemleri, Beatnick’ler hep aynı heyecanla tutuştular. Bugun bu ates bir miktar sönmüş görünse de sen buna aldanma. İnsanoğlunun doğasında isyan vardir ve motosiklet bunun diışa vuruluş şekillerinin en güzellerinden biridir. Motosiklet bir ulaşım aracı değildir, bir isyan aracıdır, bunu kafandan cıkarma.

Hayatın rutinlerine dikkat et oğlum. Efendi ol ama içindeki serseriyi korumayi bil, akşam eve gelince takiı elbiseni çıkarip deri montunu giy. Her zaman kravatın olabilir ama hiç yuların olmasın, her zaman bir patronun olabilir ama hic efendin olmaın. Eğer seni zincirliyorlarsa o patronun, arkadaşın ya da sevgilin, dehleyip, kravatı çöz, kol saatini fırlatıp at, gemileri yakmayı bil.

Hayatımda tanımaktan keyif aldıpım insanlarin neredeyse hepsi, günü geldiğinde hayatında radikal değişiklikler yaparken gözünü kırpmamış insanlardır. Ve bu insanlarin neredeyse hepsi motorcudur. Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet dostluktur.

Bir motosiklet grubuna mutlaka gir. O motosiklet grubunun icerisindeki bir kavgaya ise asla girme. Unutma ki insanin olduğu yerde sevgi de vardır, kavga da vardir. Toplumdan soyut yaşama, yolu paylaş. Ama kimliğini de kaybetme, yolunu şaşırma. Toplumun içinde dur, ama tek başına ayakta dur, sonuçta yol yalniz senin yolundur unutma.

Herkesle konustuğun gibi, her tip motora da bin, tutucu olma. “Chopper gitmiyor, dönmüyor” diyenleri takma, altindaki V motorun ritmiyle dans etmeden isyanin ruhunu anlayamazsın. Sıkı bir enduroyla off-road yapmadan doğaya fazla kavuşamazsın. İbrende bir kez olsun 200’leri görmeden de adrenalin seni ilk defa içki içmis 15 yaşındaki kız gibi sarhoş eder durur. Herkesi dinle ama hiç kimseye kulak asma. Motosiklet türlerinin her biri farkli amaçlarla üretilmiştir, birini seçeceksen seç, ama hepsiyle barışık ol, hiçbirinin fanatiği olma.

Motosiklete bin oğlum, çünkü ben hep motosiklete bindim.
Ve şu hayatımda yaptığım en iyi şeylerden biri bu. Tek bir dakikasından bile pişman değilim ve iyi kötü her maceramın kıymetini bildim.

Hayatta öğrendiğim birçok şeyi bu iki tekerlekli cansız makineden öğrendim.

Motosikletle yaşa oğlum ve aradan yıllar geçerse ve ben motosiklete binemeyecek durumda olursam, gel bana maceralarını anlat, nereleri keşfettiğini, kimlerle hırlaştığını, kimlerle dost olduğunu, hangi şarabı kiminle içip, hangi güneşi nerede batırdığını.

Eğer ben ölmüşsem de çok önemseme. Motor üzerinde ölmüşsem neden pişman olmadığımı anlayacak tek kişi sen olacaksın. Eğer ölmemişsem şu pembeli kıza sor bakalım ablası var mı?

Sana bırakacağım en büyük miras, işte bu hayat rehberi, motosikletli hayatın ta kendisidir.

Motosiklete bin oğlum, çünkü motosiklet hayatın ta kendisidir.

0 Comments

  1. tam da ertuğ(kurtoğlu) ve onur ( bayraktar) u yad ettiğim bu günlerde güzel geldi bu yazı. ama yine de olanca güzel yaşanmış hayatlara rağmen nefret ediyorum motordan. oğlum da binmesin motora falan. çok türk annesiyim di mi?

  2. Başlık güzel :)

  3. cok etkileyici

  4. Referans vermis oldugunuz İtalyan yazarin, Pinar Kur tarafindan Turkce'ye cevrilmis kitabini okudunuz mu? İcinde , " Motosiklete bin oglum " diye bir yazidan eser yok.Yukarida bahsedilen yazi, Murat Zafer Ozbilgi'ye aittir. Kendisi , bir donem Motoron'da yazilari cikmis olan ve bu yazisini da Motoron vesilesiyle okurlariyla paylasmis, iyi bir motosiklet surucusu ve ayni zamanda bir yazardir ( bknz. Motosiklet Hayattir ) Sizi uyarmam gektigini dusundum. İyi haftalar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2020 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑