Sinemada İlk Film

Z ile sinemaya gitmek için üç yaşını doldurmasını bekliyorduk. Aslında biraz da sembolikti bu bekleyiş ama açıkçası artık animasyon filmleri hep üç boyutlu olarak vizyona girdiğinden üç boyut gözlüğüydü, karanlık salonda bütün film boyunca oturmaktı, çişini tutmaktı, yüksek sesten rahatsız olmaktı gibi kaygılardan acele etmiyorduk.

Aslında doğumgünü 4 Temmuz’da yapacaktık bu atraksiyonu ama günün yoğunluğundan (Montessori derneğimizin ilk genel kurulu da o gündü) sinemaya gidecek vakti bulamamıştık. Derken bir sonraki hafta tam fırsatını bulduk. Beraber gideriz derken annemiz de biraz rahatsız olup evde sükunete ihtiyaç duyduğundan biz baba kız attık kendimizi hızla dışarı. Hedef belliydi: Oyuncak Hikayesi 3’ü sinemada izleyecektik. (İlk ikisini DVD de izlemiştik) (Sadece birer kere izlediğimiz de sanılmasın) (Bir parantez daha açayım; Z’nin favori DVD’leri belli ki aslında ayrı bir yazı konusu bu)

Cinebonus Meydan’ı tercih ettik. (Oranın 3D gözlükleri daha iyiymiş diye bir duyum almıştık – muhtemelen hepsininki aynıdır o ayrı) Bir yandan da filmden önce İKEA’ya uğrarız dedik.

Önemli uyarı: Evden çıkmadan önce tüm direnişe rağmen çiş yapılması çok büyük avantaj sağladı.

Meydan alışveriş merkezinde ufak bir çocuğun dikkatini çekecek çok fazla şey var; dönme dolaptan trene, atlı karıncadan salıncaklara kadar… Fakat gördük ki “film izlemeye gidiyoruz” “sinemaya gidiyoruz” gibi sihirli cümleler hepsinden kuvvetli. Her türlü konsantrasyon bozucuyu kolaylıkla atlattık… Fimden önce yarım saat İKEA’daki işlerimizi hallettik (Küçük hanımın kitap okuması için bir başucu lambası var artık) Sonra da vakitlice kendimizi salona attık. 6 numaralı salonu ararken başka bir salonda Shrek 4’ün oynadığı kendisinin dikkatinden kaçmadı ve bir an için yoldan sapacak gibi oldu ama kolay ikna oldu. Salonumuzu bulup açılmasını beklemeye başladık. Bu sırada başka çocuklarda patlamış mısır gördüğümüzden elbette ki istedik ve edindik. (Oysa çantaya kiraz zulalamıştım ben)

Salonun açılmasıyla yerimize geçtik. (Yerimize giderken Z’nin altına “yükseltme zımbırtısı” aldık ki çok faydalı bir buluş kendisi. Z, bir şekilde sinema salonunu hiç yadırgamadı. Beyazperdede film izlemeyi yadırgamayacağını tahmin ediyordum; evde de yaklaşık 6 aydır film seyrediyor, hava kararmışsa duvarda projeksiyon cihazıyla seyrediyoruz ve onun deyimiyle “duvarda” film seyretmeye aşina.

En buyuk rahatsızlığı filmden önceki reklamlarda yüksek ses sebebiyle yaşadı, hatta bir ara elleriyle kulaklarını kapadı. Allahtan film esnasında o kadar ayarsız ve yüksek değildi ses. Gözlükleri de yadırgamadı pek. “Bunlarla daha güzel görünecek” telkinim nerdeyse filmin son 15 dakikasına kadar işe yaradı.

Bütün filmi neredeyse hiç konsantrasyon problemi yaşamadan seyretti. Arada salondan çıkmadık, mısırımız bittiğinden (ya da bir şekilde yok edildiğinden) kiraz yedik… Filmin ikinci yarısında kaşınan ayağı sebebiyle önce bir ayakkabı ve çorap çıkarak evdeki rahatlığa doğru bir geçiş başladı. (Ne zaman olduğunu ben fark etmesem de filmin sonunda iki ayakkabı ve çoraplar çıkmış, çoraplar üstelik çaktırmadan yükseltme zımbırtısının arkasına saklanmıştı) Filmin son 15-20 dakikasında gözlüksüz de filmi görebildiğini keşfetmiş olduğundan gözlüğünü başının üzerine kaldırmıştı…

Film bittiğinde yazıların sonunu bekleyemedik (ki ben o kısımdaki espirileri kaçırmak istemezdim aslında) salonda gezinmeye başladık ve ancak salonun kapatılacağını anlatınca dışarı çıkmaya ikna olduk. Çıkınca ilk denemesi “Şimdi de Shrek’e gidelim” olduysa da kolaylıkla başka bir hafta için anlaştık. Alışveriş merkezindeki başka oyuncaklara prim vermeden arabamızın yolunu tuttuk.

Ve oldukça önemli olan detay; tüm bu süre boyunca hiç çişimiz gelmedi; ilk sinema maceramızı üstün başarı ile yaşadık….

0 Comments

  1. kirazsevdasi

    18 Tem 2010 at 22:52

    super!
    cok iyi dayanmis (her anlamda) bence.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2019 Baba Olmak

Theme by Anders NorenUp ↑