Efenim, sonunda keşfedildim… Ünüm, babaolmak.com sınırlarının dışına taştı… :) Aile.org sitesinden “yazı yazma” teklifi alınca, bir süre düşünüyor gibi yapsam da (yok canım) düşünmeden kabul ettim. Aile.org’da yazı yazan nerdeyse herkesin (doktor abiler hariç) anne olması, aralarında hiç baba olmaması enteresandı. Ne yapalım, babaları bir şekilde temsil etmek gerekiyordu, benim kaday yeni bir babaya mı düşer bu misyon bilmiyorum ama, vazife herşeyden önce gelir deyip kolları sıvadım. (Duyan da o an yemeden içmeden kesilip yazı yazmaya başladığımı sanır)

Uzatmaya gerek yok; ilk yazımın başlığı yukarıda zateb, yazı da aşağıdaki gibi başlıyor. Tamamını okuma isterseniz de tıklayıp Aile.org‘a gideceksiniz. (Siteyi gezerken gözünüz korkmasın, tasarım çok yakında yenilenmiş olacak, düzenli olarak ziyaret etmeye devam edin ;) )

Ne enteresan şey yazmak. Bazen durup dururken yazmaya başlayıp sayfalarca yazarken bazen tek satır yazamamak… Aslında altı üstü bir anneler günü yazısı yazacaktım. Aile.org.tr’nin yenilenişi, üstelik anneler gününde yenilenişiyle başlayıp, taze bir babanın gözünden “baba olmak” konusunda yazacağım yazıların ilki olacaktı bu… (Halen de öyle…) Ama verilmiş belli bir tarihe yazı yetiştirmek, “aklına estiğinde yazan” biri için ne büyük kabus bir kere daha yaşadım. (Yaşamaktayım)

Baba olmak. Son 7,5 aydır üzerinde en sık düşündüğüm en gözde konum. 7,5 aydır babayım ben. Kızımla tanışmamıza neredeyse iki ay var. (Babası gibi acelecilik varsa genlerinde, birkaç gün içinde doğmuş olacak, yoksa yaklaşık iki ay daha sabretmemiz gerekecek) Heyecanımızın gittikçe arttığı bu iki aydan sonra başlayacak aslında “baba olmak” Çevremizden kimi insanlar için o zaman göreceğiz hanyayı konyayı… Ve göreceğimiz şey her ne olursa olsun heyecanla bekliyoruz…

Yazının devamı için lütfen tıklayın…