Bir babadan kızına: Küçük kızım ‘Neynep’


Arkadaşım Serdar Kuzuloğlu’nun blogunda okuduğum aşağıdaki yazıyı paylaşmamın bi’ sebebi, benim kafamda defalarca yazdığım satırların gerçekten yazıya dökülmüş halini yansıtması. (Ki ben yazmış olsam emin olun çok daha uzun ve ağdalı olurdu muhtemelen – O yuzden son bir yıldır özellikle de kızıma yazdığım cok daha kişisel satırlar dijital ortamda değil bir Moleskin defterin yapraklarında okunacakları zamanı bekliyorlar)

Uzatmayayım, Serdar’ın kızı Zeynep’e yazdığı mektubu, kendisinin de bizzat iznini alarak burada yayınlıyorum, bir kere daha ağzına, kalemine sağlık diyorum. Dedim:

Benim küçük çiçeğim,

Günler günleri geçecek ve şu an hayranlıkla gözlerinin içine baktığın, sımsıkı sarıldığın baban dışında da hayran olunası insanların varlığını keşfedeceksin. Kalbini bir başkası, sonra belki daha nice başkaları hızlı hızlı çarptıracak.

İhtiyarlaşan ben ise bir köşeye kurulup istirahat etmeyi düşünürken büyük ihtimalle yıllar boyu sömürdüğüm vücudumun isyanıyla boğuşacak, ayrı dertlerin eline düşeceğim.

Bunların hepsi hayatın doğal akışı. Üzülmeyeceğiz.

Ama şunu bilesin ki benim güzel kızım; seni bu hayatta en çok sevecek erkek hep ben olacağım. Sana bunları söyleyen çıkacaktır. Ama inanma, e mi?

Hiçbir erkeğin senin üstünde benim kadar emeği, karşılıksız sevgisi; benim kadar anısı olmayacak.

Ve ne yazık ki doğanın kanunu gereği sen, seninle en mutlu, temiz, sevilesi anılarımızla dolu bugünleri hiç hatırlayamayacaksın. Anılarındaki parçaların en renkli ve dolu olanları sadece bizde saklı kalacak.

Anlatsak da anlamayacaksın. Bize de hep dedikleri gibi ‘anne olana dek’…

Ama ben hep seni bu dönemki halinle hatırlayacağım canım, biricik kızım.

İlerde birini, birilerini seveceksin, gün gelip bize tercih edecek, kendi yoluna gideceksin. Bizi halden anlamaz, geri kafalı, kuralcı, sıkıcı bulduğun; kaçıp gitmek, kendi hayatını kurmak istediğin anların olacak.

İşte öylesi günlerde aksilik eden, işi yokuşa süren, huysuzluk çıkaran ve seni hiçbir kimseye layık görmeyen babana sinirlenmeden önce bu satırları hatırla. Çünkü kendimi bilirim; sana bunları o zaman asla söyleyemeyeceğim. Birçok derdin, sıkıntının sebebi de bu olacak oysa ki.

İnsan her istediğinde mantığını cebinden çıkarıp aklına koyamıyor işte. Sen de çok çekeceksin bundan.

Yine de bil ki sonunda ne olursa olsun, ne yaparsan yap, ne söylersen söyle ben seni hep en az şu anki kadar seveceğim. Sen hep benim küçük, güzel meleğim; en çok sevdiğim, değer verdiğim kadın olarak kalacaksın.

Bunu sakın unutma.

Özgür

Özgür

4 Comments

  •    Reply

    duygular ancak bu kadar sade,güzel ve anlamlı aktarılabilirdi…

  •    Reply

    Ben de bu satirlari sanki babam yazmis gibi okudum… Gozlerim doldu… İlk askim babam…Babalar ve kizlari…Hicc ayrilmayin…

  •    Reply

    Sizin kızınız bizim oğlumuz…
    Duygular hep aynı… http://www.bebekveben.com/2011/09/08/ogluma-mektu

  •    Reply

    Curetkarligimi hosgorun ozur dileyerek bende bu yaziyi sevdigimi ve izninizle kizima hediye etmek uzere aldigimi bildirmek isterimki yazi asla sahsi olarak degil alinti olarak paylasildi. Bi kusur ve surci lisan ettimse affola. Tesekkurlerimi sizlere bir borc bilirim hem emeginiz hemde bu yaziyi alip kizima hediye etmemin sizler icin sorun olmayacagina inandirdiginiz icin…

Leave a Comment